Ataerkil zihniyet, yüzyıllardır sadece kadınları değil, doğayı, duyguyu ve kolektif yaşamı da baskı altına alan tahakkümcü bir yapıyı temsil eder. Bu zihniyetin kökeninde güç, kontrol ve sömürü yatarken; toplumu cinsiyetler üzerinden hiyerarşiye zorlayarak eşitsizlikleri kalıcı hale getirir. “Avatar” filminde olduğu gibi, doğayla barış içinde yaşayan anaerkil toplumların varlığı dahi, ataerkil sistem tarafından ya bastırılır ya da kendi yöntemleriyle dönüştürülmek istenir. Ancak bu zihniyete karşı durmak, sadece kadınların ya da belli bir kesimin değil, tüm insanlığın ortak sorumluluğudur. Doğaya, insana ve yaşama saygı temelinde yükselen bir toplumsal düzen, ancak ataerkil yapının sorgulanması ve aşılmasıyla mümkündür.