veysel demirkol, bir alıntı ekledi.
23 dk.

Benim üslubum da daha yeni şekillenmişti... Ah, bir tanem, ne üslubu! Zaten artık ne yazdığımı bile bilmiyorum işte, hiç bilmiyorum, hiçbir şey bilmiyorum, tekrar okumuyorum da, üsluba da özen göstermiyorum, yazıyorum sırf yazmak için, sırf size daha çok yazmak için...

İnsancıklar, Fyodor Mihailoviç Dostoyevskiİnsancıklar, Fyodor Mihailoviç Dostoyevski

Şu anda herhangi bir yerde olabilir, herhangi bir şey yapabilirdin. Bunun yerine bir ekranın önünde yalnız başına oturuyorsun. Öyleyse bizi istediğimiz şeyi yapmaktan alıkoyan ne? Olmak istediğimiz yerde olmaktan? Her gün aynı odada uyanıyor, aynı yolu kullanıyor, dün yaşadığımız günün aynısını yaşıyoruz. Ancak bir zamanlar her yeni gün yeni bir maceraydı. Zamanla bir şeyler değişti. Önceden günlerimiz sonsuzdu. Şimdiyse planlı. Yetişkin olmak bu mu? Özgür olmak? Ama, gerçekten özgür müyüz? Gıda, su, toprak. Hayatta kalmak için muhtaç olduğumuz en temel öğeler şirketlere ait. Bizim için ağaçlarda meyve yok, nehirlerde içme suyu yok, yuva kurabileceğimiz bir arazi yok. Eğer dünyanın size sunduğunu almaya çalışırsanız, hapse atılırsınız. Bu yüzden onların kurallarına itaat ediyoruz. Dünyayı kitaplar aracılığıyla keşfediyoruz. Yıllarca arkamıza yaslanıp bize söylenenleri ezberliyoruz. Labaratuvar denekleri gibi sınava tabii tutuluyor, derecelendiriliyoruz. Bu dünyada farklı bir şey yapmak için değil, farklı olmamak için yetiştiriliyoruz. İşlerimizi yapacak ancak onu niye yaptığımızı sorgulamayacak kadar akıllı olmak için. Böyle çalışıp duruyoruz uğruna çalıştığımız hayatı yaşamaya vaktimiz kalmadan. Ta ki yaşlanıp işlerimizi yapamayıncaya kadar. İşte tam bu noktada ölüme terkediliyoruz. Çocuklarımız bu oyunda bizlerin yerlerini alıyor. Bize göre her birimizin yolları eşsiz. Ancak biz birlikteyken, bir yakıttan başkası değiliz. Elitler için bir güç kaynağı. Şirket logolarının arkasında saklanan elitler için. Bu onların dünyası. Ve onların en değerli kaynağı toprağın altında değil. Biziz. Onların şehirlerini inşaa ediyor, onların çarklarını çeviriyor, onların savaşlarında savaşıyoruz. Tüm bunlara rağmen onları motive eden şey para değil. Güç. Para bizi kontrol etmek için kullanılan basit bir araç. Yemek yiyebilmek, seyahat edebilmek, eğlenebilmek için bel bağladığımız değersiz bir kâğıt parçası. Bize para verdiler ve karşılığında biz onlara dünyayı verdik..


https://youtu.be/dNVZ0ZPfE8s

DeliBilge, bir alıntı ekledi.
5 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Günümüzde bilim ve teknoloji, hedefini doğal süreçleri anlamak ve yeniden -üretmekle sınırlamıyor; bizi şaşırtacak yeni hayat biçimleri yaratmayı da hedefliyor. Amaç artık, (olduğu şekliyle) tabiata efendilik yapmaktan ibaret değil; amaç alışılageldik tabiattan -buna kendimiz de dahil- daha büyük, daha güçlü, yeni bir şey yaratmak -doğal olmayan metotlarla üretilmiş tüm ucubeler, deforme inek ve ağaçlar, ya da, daha olumlu bir rüyadan örnek verelim, genetik manipülasyona uğratılmış organizmalar, hep işimize gelen bir istikamette "geliştirilmiş"tir.
Acaba, nanoteknolojik deneylerin hangi öngörülmemiş sonuçlara gebe olduğunu tahayyül edebilecek miyiz: Kontrol dışı, kanser-benzeri biçimlerde kendini yeniden üreten yeni yaşam biçimlerini?

Kıyametin Versiyonları, Slavoj Zizek (Sayfa 63)Kıyametin Versiyonları, Slavoj Zizek (Sayfa 63)
ayça, Cehennem'i inceledi.
6 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

Cehennem için bir Dan Brown klasiği demek yanlış olmaz. Hikayenin akışı, kahramanlar, bilimsel ve tarihsel öğeler yazarın önceki eserleriyle büyük ölçüde paralellik gösteriyor. Bu yüzden okuyacak ya da izleyecek olanlar yeni bir şey beklemesinler. Ancak hikaye, akış ve sürükleyicilik bakımından Da Vinci Şifresi ve Melekler ve Şeytanlar‘ dan aşağı kalmıyor.

Merve BAŞARAN, bir alıntı ekledi.
7 saat önce · Kitabı okuyor

“...Biz kırıldık daha da kırılırız
Ama katil de bilmiyor öldürdüğünü
Hırsız da bilmiyor çaldığını
Biz yeni bir hayatın acemileriyiz
Bütün bildiklerimiz yeniden biçimleniyor
Şiirimiz, aşkımız yeniden,
Son kötü günleri yaşıyoruz belki
İlk güzel günleri de yaşarız belki
Kekre bir şey var bu havada
Geçmişle gelecek arasında
Acıyla sevinç arasında
Öfkeyle bağış arasında...”

Sevda Sözleri, Cemal Süreya (Sayfa 112)Sevda Sözleri, Cemal Süreya (Sayfa 112)
Gülşah Doğru, bir alıntı ekledi.
10 saat önce · Kitabı okuyor

Gün 208
Bazen, değişmeye cesaretimiz olmadığında etrafımızdaki her şey bizi yeni bir yola sokmak için değişir.
Büyümenizi durduramazsınız - çünkü evrim bunu ister.

Günlük Öğretiler, Rhonda Byrne (Sayfa 208 - Artemis Yayınları)Günlük Öğretiler, Rhonda Byrne (Sayfa 208 - Artemis Yayınları)
Bolahenk, bir alıntı ekledi.
11 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Ama hep meraktan yaşıyoruz: yeni bir şey olacak diye bekliyoruz... Saçma ve can sıkıcı bir durum!

Zamanımızın Bir Kahramanı, Mihail Yuryeviç Lermontov (Sayfa 195 - İletişim Yayınları)Zamanımızın Bir Kahramanı, Mihail Yuryeviç Lermontov (Sayfa 195 - İletişim Yayınları)
Büşra Yazıcı, bir alıntı ekledi.
12 saat önce

Bana, dedi, bir isim ver, varlığım olsun. Durdu, aklından yeni bir şey geçti. Bana, dedi, sen isim ver, varlığım senin olsun. Bana öyle bir isim ver ki senin adının yanında dursun. Seni anan beni de ansın. Seni hatırlayan beni hatırlamadan olmasın. Bir "ile" koy aramıza bizi birbirimize bağlasın.

Lâ: Sonsuzluk Hecesi, Nazan BekiroğluLâ: Sonsuzluk Hecesi, Nazan Bekiroğlu

SizIeri bir kıvılcım olarak yolluyorum, alevler olarak geri dönmelisiniz."
İstanbul Üniversitesi'nde öğrenci olduğum sıralar, okul duvarında bir ilan gördüm: 'Avrupa'ya talebe
yollanacaktır. "Allah Allah, dedim! Ülke yıkık dökük, her yer virane, Lozan yeni imzalanmış, bu durumda
Avrupa'ya talebe... Lüks gibi gelen bir şey...Ama bir
şansımı denemek istedim. 150 kişi içinden 11 kişi
seçilmişiz. Benim ismimin yanına Atatürk, "Berlin
Üniversitesi'ne gitsin.” diye yazmış....Vakit geldi, Sirkeci Garı 'ndayım; ama kafam çok karışık.Gitsem mi, kalsam mı? Beni orada unuturlar mı? Para yollarlar mı? Tam gitmemeye karar verdiğim, geri döndüğüm sırada bir posta müvezzi ismimi çağırdı.”Mahmut Sadi! Mahmut Sadi! Bir telgrafın var.""Benim" dedim. Telgrafı açtım, aynen şunlar yazıyordu:"SizIeri bir kıvılcım
olarak yolluyorum, alevler olarak geri dönmelisiniz."
İmza:Mustafa Kemal Okuyunca düşündüklerimden olağanüstü utandım. Şimdi gel de gitme, git de çalışma, dön de bu ülke için canını verme.” dedim.”Düşünün 1923'te o kadar işinin arasında 11 öğrencinin nerde, ne zaman, ne hissettiğini sezebilen, ona göre telgraf çeken bir liderin önderliğinde bu ülke için can verilmez mi?”Çok başarılı oldum. Ülkeme alev olarak döndüm. önce İstanbul Üniversitesi Genel ve Beşeri Fizyoloji Enstitüsiînü kurdum.Kürsü başkanı oldum. Daha sonra ülkemin başbakanlığını yaptım. Ben kim miyim?Ben sadece iki satırlık bir telgrafın yarattığı bilim adamıyım..

Ord. Prof. Dr. Sadi Irmak

CEM AKDAG, Gog (1-2)'u inceledi.
 14 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

"İnsanlara teklif ettiğim yeni ve en son olacak din “kendine taparlık’tır. Herkes kendi kendisine tapacaktır, herkesin kişisel bir tanrısı olacak ."

Papini gerçekten bir çılgın, bu kitabındaki kahraman, çok zengin bir akıl hastası !
( Yukarıdaki gibi bölümlere tepki gelmesin diyerek bu tercihi yaptığını sanıyorum ) kendisine ilginç gelen her projeye ciddi maddi yardımda bulunacağını vaadediyor .

Ve sayısını şimdi hatırlayamacağım yüze yakın çılgın teklif geliyor.
Hepsini hatırlamak zor . Örnek :

Tiyatroyu reel yapan hayatın bir “taklidi değil, onun tamamıyla bir aynı olmasıdır.” Bu itibarla ilk yenilik, en sonuna kadar meslekten yetişmiş aktörleri atmakla başlayacaktır...........
Bu gibi roller, ölüme mahkum edilmiş canilere veya başkalarının yararına hareketi amaç edinmiş ve bu maksatla ,halkın zevkine hizmet için ölmekten çekinmeyen gözü pek kimselere verilecektir. Veya ;

Bu ay bir Cumhuriyet satın aldım. Pahalı bir heves amma işte o kadar. çoktandır canım istiyordu, aldım kurtuldum. Bir memleketin hakimi olmak daha fazla memnun edici bir şey sanıyordum.