• 109 syf.
    ·3 günde
    Bu kitap "Bir Delinin Hatıra Defteri" "Palto" ve "Burun" adlı üç hikayeden oluşuyor.
    Bir delinin hatıra defteri hikayesi, sıradan bir memur olan İvanoviç'in müdürünün kızına aşık olmasınin ardından yaşadıklarını konu alıyor. Yaşadıklarını hatıra defterine kaydetmiş. Bizde bunu okuyor ve yer yer gülümsemekten kendimizi alamıyoruz.
    Aşağı dereceden bir memur olan Akaki Akakiyeviç'in paltosunun giyilemeyecek kadar yıpranmış ve tamir tutmayacak dereceye gelmiş olması herkes tarafından alay konusu olmasına vesile oluyor. Tek hayali yeni bir paltoya sahip olmak ve bunun için yediğinden içtiğinden kısarak yeni bir palto diktiriyor lakin gittiği bir davet sonrası paltosunu çaldırıyor. Güzel bir hikayeydi lakin sonu acı bitiyor.

    Burun hikayesi, düşük dereceli bir memur olan Kovalev'in bir sabah uyandığında burnunu yerinde bulamamasıyla başlıyor. Ardından Petersburg sokaklarında kaybolan burnunu aramasıyla devam ediyor.

    Keyifli okumalar
  • Besin noksanlığından Akaki rahatsız olmuyor, yeni paltosunun hayali ruhunu yeterince besliyordu.
  • Besin noksanlığından Akaki rahatsız olmuyor, yeni paltosunun hayali ruhunu yeterince besliyordu.
  • 72 syf.
    ·1 günde·9/10
    Gogol’un daha önce hiç bir kitabını okumadım yalnız 2015 yılından beri Palto’nun varlığından haberdarım lâkin oyunlaştırılmış haliyle..

    Haberdar olduğum kısımda ‘Palto’ hiç bir zaman merkezde yer almadı bugün gün boyunca sayfalar arasında satırları okurken daha önce sessizce izlediğim sahneler anlam kazandı..Mesela;Arkeviç ,davetten evine yeni paltosu sırtında dönerken ıssız bir meydanda kötü adamlarca sıkıştırılıp paltosunun sırtından alınması ve karlara yumrukları yiyerek yuvarlanmasını ben oyuncunun kendi kendine yerde debelenmesi ve hayali adamlarla mücadele etmesini gördüğüm anları hatırladım.

    Oyun tek kişilik bir oyundu ve Arkeviç ve Paltosu vardı sadece..Tuhaf bir gün oldu benim için..Anlamsız görüntüler zihnimin uzun süreli bellek kısmında sadece görüntüler anlamsız parçalar halinde asılı kalmış ve bugün Gogol’un kitabı sayesinde anlamlı alt yazılı filmin sahnelerine dönüştüler..

    Oyuncuyu tanıyordum sosyalist ve kürt milliyetçisi bir kimse idi şimdi oyunlaştırmak için neden bu eseri seçtiğini de daha iyi idrak etmiş oldum..

    Benim zihnimde işler böyle dönüyor,Her şey anlamını tamamlamak zorunda...

    Arkeviç karakterinde bir insan tanıdım mı biraz düşünüyorum tutumlu olmak anlamında ya da yaptığı işi kendisine dünyayı kurtarma görevi verilmiş gibi pürdikkat yapan ..
    Ewt tanımışım ,kendimi Arkeviç gibi insanlarla kıyasladığımda son dakka adamı kadrosundan işlerini tamamlayan biri olduğum kanaatine vardım hiç bir zamanda vasatın altında bir insan olmadım..

    Makam mevki sahibi insanların etten kemikten olduklarını unutup insanlara nasıl tepeden baktıklarını yer yer hayatımız içinde yaşıyoruz bazen..
    Çok âlakalı sayılmaz ama bu konu ile âlaka kurabileceğim bir öğrenci değerlendirmesi aklıma geldi.
    Bir öğrencim CHP Genel Başkanı ile yakınen tanışma fırsatı bulmuştu ve bana izlenimini aktarırken kurduğu ilk cümle yerli yersiz aklıma hâla gelir..-‘Hocam adamın eli pamuk gibiydi ipek gibi kayıyordu elimden..Böyle bayan eli sıkmadım demişti.
    Makamından dolayı mı acaba suya sabuna deterjana hiç dokunmuyo vites topuzuna bile dokunmasına gerek yok belki de..Ah benim annemin elleri..Ah benim anne ellerim..

    Bugün ergenlerle vakit geçiriyor olmanın verdiği deneyimle şunu farkettim bir kız öğrenci geldi çözdüğü soru da kafasına takılan kısmı benimle paylaşmak istediğini söyledi..

    ASALA cevabı olan soru kökündeki kelimeler öğrencinin mantığına ve diplomasiden uzak saf doğru kalbine takılıp kalmıştı.Dedi ki;-Hocam,terör örgütü diyor diğer devletler terör olarak adlandırılan bir şeye neden destek verirler ben anlamıyorum?️
    Hayret duygusuna imrenerek bilmesi gerekenleri izah ettim ve ardından şöyle düşündüm..

    Dünyayı merhametli çocuklar yönetse nasıl bir yer olurdu,bir kere paltosuz ve üşüyen kimse kalmazdı..Açlık bir haftada biterdi..Ve daha nice güzel şeyler..
    Yoksulluk sınırının 6000₺ lerde olduğu canım ülkemde devlet memurlarınında bu sınırın altında kaldığını düşününce dizilerdeki mükemmel fizikli ve bir giydiğini bir daha giymeyen ofis aşk dizileri ile uyuşturulan gençlerimizi, ev kadınlarımızı düşündüm..

    İnsanlar sadece bir hafta tv den uzak durabilsinler ve her gün Palto kitabını okusunlar sonuç ne olurdu merak ediyorum..

    Hep beraber koşulacak numarasız bir bölgeyi düşünmek belirlemek kalırdı belki de geriye sadece..
    Etkileyici,sarsıcı ve insana kendi hayatını alışkanlıklarını yine yeniden sorgulatan bir kitap.Tavsiye ederim.İyi okumalar ️
  • Besin noksanlığından Akaki rahatsız olmuyor,yeni paltosunun hayali ruhunu yeterince besliyordu.
    Nikolay Vasilyeviç Gogol
    Sayfa 23 - Karbon kitaplar
  • 96 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Kısacık bir öykü olmasının yanında çok etkileyici bir kitaptı. Gogol burada Eski Rusya’nın adaletzliğine karşı duyduğu tiksintiyi bütün gücüyle belirtmektedir. Hikayenin başkahramanı Akakiy Akakieviç’ in hayatını okuyorsunuz. Akakiy Akakiyeviç’in tragedyası, XIX. yüzyılda Rus insanının, bütün küçük insanların tragedyasıdır. Hikayenin güldüren bir yandan da hüzünlendiren bir yapısı var. Başkahramanımız yazı işleri memuru ve işini çok seviyor, en çok sevdiği şey de yazıları temize geçirmek. İnsanlar onu hep aşağılamakta ve görünüşüyle dalga geçmektedirler. Hiçbir sosyal aktivitesi yoktur bu adamcağızımızın. Evet, adamcağız diyorum çünkü bu insan tipi çevremizde sıradan insanların çektiği sıkıntılar, maruz kaldıkları eşitsizlik ve çektikleri acının birer yansımasıdır adeta. O o kadar işinde bir adam ki gündelik yaşamdaki diğer insanlar gibi aktiviteleri yoktur yolda yürürken bile aklında yapacağı işi canlandırır. Sanki ihtiyaçlar hiyerarşisine aykırı bir adamdır. Hatta apartman pencerelerinin altından geçerken bile insanların camdan çöplerini attıklarının farkında olmaz, şapkasının üstü hep yemek kırıntılarıyla doludur. Bir gün paltosunun omzunu ve sırtını ağrıtmasıyla hayata dönmüş gibi olur. Ve aslında hikayemiz burada heyecan kazanmaya başlar. Paltosunu tanıdığı terziye yaptırmaya gider ancak paltosu o kadar eskimiştir ki bunu hiçbir yamanın tutmayacağını öğrenir. Yeni bir palto diktirmesi gerekiyordur artık ve bu onun için çok pahalıya mal olacaktır. Bir palto uğruna belki de bir hiç uğruna bu dert ettiği bir eşya yüzünden hayatı tamamen değişecektir. Sonunu biraz hayali olaylara bağlamıştır sayın Gogol ama yine de bu rahatsız etmedi aksine sevindirdi. Adalet yerini buldu diyebiliriz. Kitapta ne olduğunu veya nasıl bittiğiniz tam anlatmak istemiyorum çünkü heyecanı kaçmasın siz de okuyun. Palto Nikolay Vasilyeviç Gogol
  • 72 syf.
    ·1 günde·8/10
    Nikolay Vasilyeviç Gogol'un yazdığı Gerçekçi Rus Edebiyatının bana göre mihenk taşları arasında kabul edilmesi gereken ve sınıfsal ayrılıkların insanların hayatını nasıl etkilendiğini anlatan kısa ve bir o kadar güzel anlatıma sahip hikaye. Hikayeden bahsetmek gerekirse anlatıldığı dönemde yaşanılan sosyal sınıf baskısının, alt sınıf insanlar üzerinde bıraktığı etki hikâyede anlatılmaktadır. Hikayemizin kahramanı olan Akakiy Akakiyeviç devlet dairesinde çalışan bir memurdur. Sabahtan akşama kadar resmi belgeleri kopya etmektedir. En büyük hayali ise eskimiş olan paltosunu değiştirmektir. Bunun için para biriktirmektedir. Sonunda istediği paltoyu elde eder ancak; paltosu bir gece evine giderken çalınır. Yeni paltosunun çalınması üzerine bulunması için bir bakandan yardım ister ve bunun üzerine bakan tarafından çok kötü bir şekilde azarlanır. Bu durum kahramanımız üzerinde çok büyük bir etki yapar ve üzüntüsünden hastalanıp ölür. Ancak hikaye burada yeni bir dönemece girmektedir; aslında kahramanımızın ölümünden sonra hayalet olarak kasabada görüldüğüne ve geceleri insanların paltolarını aldığına dair çıkan söylentiler nedeniyle olaylar her geçen gün daha da büyümektedir. Son olarak kendisini azarlayan bakanın paltosunun çalınmasıyla bu olaylar son bulur. Sonuç olarak Sosyo-ekonomik durumda oluşan uçurumun insanların hayatlarını ne kadar derinden etkilediğinin anlaşılması adına kesinlikle okunması gereken bir eser...