Tarihte son her zaman içsel bir çöküşle, yaşam tarzındaki bir gerileyişle hazırlanır. O zaman da dışarıdan gelen bir şok her şeye son vermeye yeter.
Geceleri, yalnız geçen geceleri ne yapacaktım. bazen pencereyi açıp “ yeter artık , yeter “ diye bağırasım geliyor .
Alıntı
Seçme Paradoksu ve Özgürlük
Nitekim Türkçede “özgür” kelimesi “öz-ü-gür”den gelir ve insanın özünün gür olmasını ifade eder. İnsan ancak özünü gürleştirerek özgürleşebilir. Özgürlük, insanın özünün gür, gürbüz, güçlü, dayanıklı, dirençli ve kendine yeter olmasıdır. Seçme hürriyeti olarak özgürlük sınırlı bir tanımdır. Bir şeyi yapma kabiliyetinin önündeki engellerin kaldırılması anlamındaki negatif özgürlük tanımı da doğru olmakla birlikte eksiktir. Zira önündeki engeller kalktığında insanın ne yapması gerektiğine dair “pozitif” bir şey söylemez. Negatif özgürlük bize serbest ve serazat bir hareket alanı verirken pozitif özgürlük bu zeminde nereye ve nasıl gideceğimize dair bize yol gösterir ve kılavuzluk eder. İnsan özünü ancak böyle bir yolculukta gürleştirip güçlendirebilir.
Sayfa 88·Kitabı okuyor
Bir öğrenci ustasına sorar: 'Ustam ben sizin gibi olabilmek için kaç yıl çalışmalıyım?' Usta düşünür ve 'On yıl yeter' der. Ama öğrenci işini çabuk halletmek ister. 'Ustam' der. 'Ben daha çok ça- lışsam daha kısa zamanda halledebilir miyim işimi? Çok çalışır- sam kaç yıl sürer sizin gibi olmam?' Usta yine düşünür ve sakince 'O zaman on beş yıl' der. Öğrenci şaşırır. 'Peki deliler gibi çalışsam birkaç yılda sizin gibi olamaz mıyım?' diye sorar. Usta başını sallar ve 'O zaman en erken yirmi beş yılda benim gibi olursun' der. Bu işler böyledir evlat. Acelecilik, ustalıktan çalar. Acele etme. Dem- len, ustalaş ve öyle yaz."
Sayfa 35 - DESTEK YAYINLARI·Kitabı okuyor
Ben kendi evimde yaşamak istiyorum….
“Eğer bir hatam olduysa söyle. Bir daha tekrarlamam. Yeter ki beni terk etme!”
Sayfa 5 - Domingo·Kitabı okuyor
Alıntı
"Niye şiddete ihtiyaç duyuyorsun?" diye bağırdı Selim, yumruklarını sıkmıştı. "Halkın seni merhametli bulmasını, seni sevmesini hiç istemedin mi?" "Halkın beni sevmesine gerek yok," dedi Diktatör, sesinde en ufak bir tereddüt yoktu. "Benden korksun, yeter. İnsan toplumları başka türlü yönetilemez delikanlı. Baksana, siz milyonlarcasınız, bense hedefinizdeki tek kişi. Korkutmazsam nasıl durdurabilirim bu kitleyi? Nasıl dizginlerim, nasıl yönlendiririm bu denli büyük bir gücü?" "Demek korku sizin yönetim şekliniz," dedi Selim, yutkundu. "Bunun için de durmadan öldürüyorsunuz." "Evet," dedi Diktatör başını yavaşça sallayarak. "Aynen Tanrı korkusu gibi. Ölüm olmasa, Tanrı'yı kim takardı ki? Ama şunu unutma, herkes korkar. Ama en çok kim korkar biliyor musun?" Selim'in nefesi kesildi. Merakla sordu: "Kim?" Diktatör'ün yüzünde yeniden o zehirli tebessüm belirdi. "En tepedeki yalnız adam. En çok o korkar"