Ahmet

Ahmet
@yetkkin
Lisans
16 Mayıs
19 okur puanı
Temmuz 2017 tarihinde katıldı
Yoksa insan artık kötülüğe karşı cephe açmıyor mu? Nerede bir haksızlık görse gidip yakasına yapışmamalı mı artık? Yaradılış gayesi mi değişti insanların? Sahi insanın yaradılış gayesi neydi? İbrahim Peygamberin ateşine su taşıyan karınca olmaktan ne zaman vazgeçti insan? Ne vazgeçirdi? Kaç para verdiler? Ne verdiler? Yoksa hiç mi taşımamıştık suyu? Yapılan iş, bulunulan konum ne zamandır bu kadar önemli oldu?
Alıntı
Reklam
Savcısı, polis şefi, vekili, bürokratı... Tüm kurumların ağababaları bu sistemin dâhilinde ve sistemin istekleri doğrultusunda maestroluk yapıyordu. Namuslu adamlarsa buralardan uzaklaştırılarak pasif görevlere atanıp sistem dışına itiliyordu. Başarısının karşılığını alamayan ve alamayacağını düşünen kişilerse küsüp, etliye sütlüye karışmıyorlardı.
Alıntı
..pozisyonunda yükselen ve kaybedeceği çok sey olan insanlar kendilerini yüceltecek, koltuklarını kaybetmeyecek, belki de onları daha güzel konumlara getirecek ilişkiler içine girerler. Ve içlerindeki Habil'i Kabil'e katlettirirler. Bu durumun sonucu olarak da adamcılık, liyakatsizlik, iş bilmezlik ve kibir açığa çıkar. Habilleri er eden isgüzarların koltuk sevdası, ülkenin istikbali ve gelişmesi önündeki en büyük engel olup, Kabiller koltukları tamamen elde ettiğinde umut için yıkım, hüzünlü bir ecel okuna dönüşüp, toplumu tam namusundan vurur.
Alıntı
..bilinmelidir ki bu kurulan sistemin en büyük yardımcısı siyaset sahnesinde, kamuda, bürokraside ve yönetici pozisyonundaki şahsiyetlerin anksiyete bozukluğuna varan güç sevdası ile kabilleşmeleridir.
Alıntı
Temiz insanlar bu ülkenin sessiz bekçileridir. Çark ile devran tepelerinde döner. Su götürmezler. Cepheleri çetindir. Alacakaranlık erleridir. Namussuzluğun karşısında onları hep kaşındıran bir ısırgan otu olarak namuslular yer alır.
Alıntı
Reklam