Zeynep Feyza Yıldız

Zeynep Feyza Yıldız
@yildiz_dev
Etrafımızdakiler için yapabileceğimiz en harika yatırım, kendimizi iyileştirmektir. Bize baktıklarında iyilik numuneleri görmeleri, onların hayatında büyük bir zenginlik oluşturur. Etrafımızda zihinsel, ruhsal ve sosyal açıdan giderek zenginleşen bir yakınımız olduğunu görmenin, bizim için ne şahane bir ikram olduğunu hatırlayalım.
Reklam
Ruh halimin içimi kapladığını hissettim. Önce keder, düşüncelerimi örten bir kasvet belirdi, sonra birtakım gölgeler ama hafif bir neşeye dönüşebilecek, oynak türden. Tekrar yattığımda hissettiğim bu cılız kasvet hemen sonra sessizce, kesik kesik gülmeme neden oldu, ben mi yoksa dünya mı gülünçtü bilmezmişim gibi. Aptal durumuna düşürülmüştüm vey biri benimle alay ediyordu sanki. İnsan birdenbire kendini dışarıdan görüyor ve her şeye rağmen eğlenceye katılmaktan kendini alamıyor.
Sayfa 74·Kitabı okudu
Ümidimi yitirdim demiyorum, artık pek sık uğramıyor, o kadar. Taşındı buradan. Olay çıkarmadan, arkasından kapıyı çarpmadan, daha çok kendine yeni bir avlanma alanı bulmuş bir hayvan, komşu evlerden birine taşınmış bir kedi, tohumlarını daha iyi yetişecekleri yerlere serpen bir bitki gibi. ... Ümidimi yitirdim demiyorum, sadece nadiren ziyarete geldiğini söylüyorum. Uğrayacağından emin oturup onu bekleyemem, onu yanına çağıramam, ama o her şeye rağmen bazen kendiliğinden geri döner. Beklenmeyen bir anda, önceden haber vermeden.
Sayfa 77·Kitabı okudu
Yaşam kendini esasen olduğu gibi gösterdiğinde sersemliyoruz
Olağandışı şeylerin insanı bu kadar tedirgin etmesi garip diye düşünüyorum şimdi. Halbuki varoluşumuzun acayipliklere, olası olmayan tesadüflere bağlı olduğunu biliyoruz. Kaderin bu tuhaf cilvesi olmasa burada olmayacağımızı. Gezegenimiz dediğimiz şu şeyin üstünde insanların olduğunu, aklın kavrayamayacağı kadar ufak ve çok parçadan oluşan inanılmaz büyüklükteki cisimlerle dolu muazzam uzay boşluğunda, kendi ekseninde dönen bu küre üstünde devindiğimizi. Bu akılalmaz enginliğin içinde son derece küçük nesnelerin dağılmadan tutunabildiğini. Kendimizi hayatta tutabildiğimizi. Onu bırakın, var olabildiğimizi. Her birimizin bin bir olasılıktan sadece biri olarak yaratıldığını. İnanılmaz şeylerin her an yanıbaşımızda olduğunu. Olanlar oldu bile: Hepimiz aslında, olağanüstü tesadüflerden ibaret bir bulutun içinden çıkmışız. İnsan bu bilginin bizi olası olmayana karşı biraz olsun hazırlayacağını zanneder. Oysa tam tersi geçerlidir. Her sabah uyandığımızda başımız dönmeden bununla yaşamaya alıştık ve devamlı bir şaşkınlık içinde, yavaşça, tereddüt içinde hareket edeceğimize hiçbir şey olmamışçasına hayata devam ediyor, garipliği görmemize rağmen yaşam kendini olağandışı, öngörülmez, acayip, yani esasen olduğu gibi gösterdiğinde sersemliyoruz.
Sayfa 27·Kitabı okudu