Giriş Yap
Yıldız
@yildiztozuuu
Okurgezer “İnsanların kanatları yok, insanların kanatları yüreklerinde”
Nazım Hikmet Ran
Oğuz Atay
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni
1702 okur puanı
05 Eki 2019 tarihinde katıldı
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
210 syf.
·
6 günde
·
Beğendi
·
Puan vermedi
“Senin sayende, hepsi senin sayende. Anneni yüreğinde öldürmedin çünkü!” Ah, Fuqui, hayat neler gösterdi sana? Tüm bunlar başına gelirken nasıl da ayakta durabildin, yaşamaya devam edebildin sen? Son zamanlarda okuduğum en dramatik, en etkileyici romanlardan biriydi Yaşamak. Fuqui’nin ailesinin başına gelenler, o dönem’in ekonomik ve sosyal hayatı, savaşı, komünizmi en duygusal şekilde anlatmış yazar. Fuqui’nin başına gelen her felakette bu kadarı da olur mu, diye isyan edesim geldi. Kim bilir daha nasıl hayatlar var görmediğimiz, yanından farkına varmadan geçip gittiğimiz… Romanı bitirdikten sonra romandan Yüzyıllık Yalnızlık tadını aldım. Bu yüzden kitabı daha da sevdim. Be bir kez daha anladım ki hayat her şeye rağmen yaşanmaya değer, her şeye rağmen güzel. Keyifli okumalar…
2 yorumun tümünü gör
Reklam
152 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
Puan vermedi
“Bir değil bin defa daha doğsam bu evrene, onunla yolum hep kesişsin isterdim.” Bilimkurgu romanlarını çok severim ama henüz yeterince çok okuduğumu düşünmüyorum. Hele Türkçe yazılmış bilimkurgu romanını ilk kez okuyorum. O yüzden büyük bir merak ve hevesle başladım kitaba. Yapay dünyalarda yapay bilinçlerle üretilen ve eğitilen insanların anlatıldığı mantık ve duygu ayrımının da verildiği çok güzel bir romandı. Yazarının alanında bir bilim insanı olması beni kitaba daha çok çekti. Kurgu ve olayların sıralamasında çok ufak kopmalar yaşadım ama kitap, öngördüğü ve savunduğu düşünceler açısından çok ilgi çekici ve sürükleyiciydi. Umarım devamı gelir :) Okuyacak herkese keyifli okumalar:)
·
84 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Aslında şiir kitaplarıyla ilgili inceleme yazmadım hiç, yazmayı düşünmedim. Ama bu kitap öylesine çekti, öylesine sardı, öylesine etkiledi ki hakkında hiçbir şey yazmasam benim için eksik kalacaktı sanki. “Seni yalnız bıraktım diye Mezarından bile koşarak geliyorum eve.” diyecek kadar nasıl sevdin sen Şükrü Erbaş? Bu sevgi, nasıl güzel bir sevgi böyle? 45 yıl birbirinizden bıkmadan, sevginizi çoğaltarak nasıl yaşadınız? Senin bu kitabını okurken neden sanki halk hikayelerindeki o masalsı aşkların gerçek haliyle karşılaşmış gibi hissettim? “Sana bir nefes olamayacak şiirden de geçtim” diyerek sen nasıl bu kadar güzel sevebildin? Okuduğum ilk Şükrü Erbaş kitabı değil fakat ölen eşinin ardından yazdığını bildiğim için belki, okuduklarım içinde en etkileyicisi bu oldu. Ömür Hanım, Hatice, dünyadan bir sen geçtin, iyi ki geçtin!
Yaşıyoruz Sessizce
8.9/10 · 9,4bin okunma

Okur takip önerileri

Yeşil
@63grenYıldız ile benzer
Kitabsever
@kitab_meleyiYıldız ile benzer
Fatma Acar
@fatmavehikayesiYıldız ile benzer
Daha fazla göster
102 syf.
·
1 günde
·
Beğendi
·
Puan vermedi
“Ben ise sevilmek isteyen, yapayalnız bir insandım. Yazılarımla anlatamamıştım sana bunu. İşte, bu öyküyü onun için yazdım. Gene öyküyü okur. Gene öyküyü seversin.” Ben öykülerini sevdim Nazlı Eray. Yazarın okuduğum ilk kitabı, içinde sıcacık öykülerin olduğu bir kitap. Aslında konuları her an, her yerde karşımıza çıkan insanların hayatlarından yola çıkarak oluşturulmuş gibi olmasına rağmen anlatımı öyle akıcı ve sürükleyici ki kitabı bir çırpıda bitiriveriyorsunuz. Bazı yerlerde sanki bambaşka bir dünyayı, bambaşka bir evreni okuyormuşum gibi hissettiğim kısımlar da kitabı daha da sevmemi sağladı. Bence, kafanızı dinlemek, yaşadığınız andan uzaklaşmak isterseniz kitabı okumalısınız. Şimdiden keyifli okumalar.
·
128 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
“Bir yıl içinde kadınlara dair kaç kitap yazıldığı hakkında bir fikriniz var mı? Bunlardan kaçının erkekler tarafından yazıldığı hakkında?” Aslında bu şaşkınlıkla başlıyor yazarın düşünceleri. Bir zamanlar kadınların bir birey sayılmadıkları, fikirlerinin alınmadığı, erkek egemen toplumda kadınların nasıl da yeri olmayışından bahsediyor bize deneme türünde yazdığı kitabında. Bizde neden hep kadın şairler, kadın yazarlar az, diye düşünüp durur mantıklı bir cevap bulamazdım. Oysa kitabı okuduktan sonra bunun neden böyle olduğunu anladım. Geçmişte kadınların ev işi, çocuk doğurmak, kocasına hizmet etmekten başka vasfının olduğunun kabul edilmemesi, kadınlara eğitim verilmesinin gereksiz görülüşü ve yazarlık dahil diğer tüm alanlarda bir eser vermelerinin ayıplanması kadınları en çok kısıtlayan nedenlerdi. Shakespeare üzerinden o dönemde onun kendisi gibi yazma yeteceğiyle dolu bir kız kardeşi olsaydı başına gelebilecekleri okuyunca kim bilir aslında ne kadar büyük yazarlar, şairler, bilim insanları, sanatçılar gitti ama biz bilemedik, diye düşünmekten kendimi alamadım. Ayrıca kitabı okurken sayfaların arasında büyük kadın yazarların yazma süreçlerine rastlamam beni mutlu etti. Bence bu Kitabı sadece kadınlar değil erkekler de okumalı ki kadına değer verilmesinin ne kadar önemli olduğu anlaşılabilsin. Kadınların da kendilerine ait bir odaları ve paraları olması gerektiğini okuyunca aklıma Babam ve Oğlum’daki şu replik geldi: “Ona bir oda ver baba, bir evi olsun, ama zaman zaman da çıkıp gidebileceği bir ev...” Bir oda ve biraz para verdiğinizde kadınların yapamayacağı hiçbir şey yok. Keyifli okumalar.
1 yorumun tümünü gör
Reklam
2
6
57 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42