• Bu inceleme, gösterilmek istenenlere inanmayı değil de gerçeklere gözlerini kapamayan, seslerini duyurabilen cesur anneler babalar için gelsin. Anlamadan, dinlemeden sorgulama hakkına sahip olduklarına inanan, anında yargısız infazı seçen korkaklar için değil .

    Bu inceleme, insanlık adına mücadele eden, hak yemeyen hakkını yedirmeyen okuyan , yazan öğrenciler için gelsin . Kapitalizmin K sından bi haber yaşarken devrimi bıraktıkları bıyık ile yaptıklarını sanan aynı zamanda nam salmak adına ideolojiden dem vuran gençler için değil .

    Bu inceleme bedeninde oluşan izler silinse de ruhundaki izleri silinmeyen, yılların verdiği yaştan çok döktüğü yaşa sahip olanlara gelsin. İzlere , dökülen yaşlara sebep olan , sebep olduğunu bile unutan karakter yoksunu erkek ve kadınlara hiç değil .
    En çok da Taş Bina’ların soğukluğunda üşüyen, aç kalan, acı çeken, çıkmaya ömrü yetse de fiziken yaşayan ama ruhu öldürülen herkese gelsin de, taş binalarda aç bırakan, eziyet eden, geçmişininin gerçekliliğine bakmadan , çoluğunun çocuğunu eşinin dostunun umutlarını yıkmak pahasına kendilerini satanlara gelmesin. Satacak hiçbir şeyleri olmayan , vicdanı sızlayan , insan olduğunu unutmayanlara, gelebilir ama.

    Bu inceleme, bana taraf olan ya da olmayan kızan ya da hak veren tüm okurlara gelsin.
    Soğuktur taş binalar, odaları, duvarları, boyaları , eşyaları çok soğuktur. Isınamazsınız bir türlü, adınız, aileniz eğitiminiz sorgulanır doğrulanır da geçmişiniz , geleceğiniz , düşünceleriniz hep yalancı çıkarılır.
    Karanlıktır taş binalar, kapkaranlıktır, siz ben siyah değilim , beyazım bembeyaz deseniz de mum ışığı kadar değildir aydınlığınız.
    Zaaflarınızı sınar taş binalar. Bir dal sigaraya, ekmek arası bir parça helvaya bir bardak çaya ya da bir yudum suya. Hadi hepsine yok dediniz dediniz de evladınızın annenizin, babanızın, eşinizin , kardeşinizin , dökeceği bir damla gözyaşına yenilirsiniz.
    Sonsuzluktur taş binalar. Saçınız , sakalınız uzar, tırnağınız uzar , direnciniz uzar bugün de ölmedim deseniz de gün, saat, dakika, saniye hep yerinde sayar orada.
    Ağırdır , taş binalar. Hiç yaşayamadığınız hayatların hesabını sorar, işlemediğiniz suçların görmediğiniz şehirlerin, teşhis edemediğiniz insanların suretlerinin hesabını yükler de ezer sizi taşlarının altında.
    Tenhalıktır taş binalar, dilsizdir. Alıştırır sizi tek başınalığa, yalnızlığa ya da olmak istemediğiniz tekil hallere. Bazen sessizlikler. Bazense sabahlara kadar uyuyamayan insanların yenilmeye zorlandıkları imzaların çığlığıdır.
    Çıkabilenler için ikinci hayata uğurlayıcı çıkamayanların mezarıdır taş binalar.
    Yaşadıklarım ya da şahit olduklarımla taş binaları ben böyle ifade etmeye çalışsam da asıl açıklamaları içerisinde dört öykü barındıran , sizi Taş Bina içerine hapseden, öykülerinin kiminde bezginlik kiminde huzur yaşatan ;
    ''- Meleği öldürmüşler. Beşinci kata alıp orada...
    - Darp izleri görülmüş bedeninde , yanık izleri, parmak izleri, ayak izleri...
    - Kendi istemiş . Yalvarmış hatta . Öldürün beni diye, yalvarmış. Bırakın öleyim.
    - İstese uçup giderdi. Kendi seçimiydi. O geldi aramızda yaşamaya.''
    imgeleri ile merak uyandıran bu kitabı okur musunuz bilemem ama tavsiye edebilirim. https://www.youtube.com/watch?v=2Ht57FeDQis

    Keyifli okumalar.