• Bir medeniyet, teşkilatlı toplum hayatı olarak,her öğesi birbirini tamamlayan ahenkli bir bütündür. Onun için,bozulma nereden başlamış olursa olsun,bir medeniyet çökerken, ekonomi iflas etmiş vaziyettedir ; adaletsizlik ve sömürü ayyuka çıkmış, inanç sarsılmış,sosyal dayanışma çözülmüştür.
  • "Eğer hiçbir şey yapmıyorsam , hiçbirşey yapmamamın bir amacı olmalıdır. Boş vaktin anlamı, hiçbirşey yapmayarak daha sonra çalışmayı sürdürebilmektir."
  • G. K. Chesterton'ın çok anlamlı bir sözü var:"İlginç olmayan konu diye birşey yoktur; yalnızca ilgilenmeyen insan vardır."
  • Orkun (1950-1952), Atsız’ın dergileri arasında haftalık olarak yayınlanan tek dergidir. Buna rağmen günlük
    olaylara pek yer verememektedir. Zira dergi piyasa çıkmadan 10 gün önce basılmak üzere matbaaya girmektedir
    (“Ülküdaşlarla Başbaşa,” Orkun (1950-1952), I/8 (24 Kasım 1950), s. 16; “Ülküdaşlarla Başbaşa,” Orkun (1950-
    1952), I/17 (26 Ocak 1951), s. 16). 6 Ekim 1950-18 Ocak 1952 arasında her hafta Cuma günleri, hiç aksatılmadan 68 sayı yayınlanmıştır (Orkun (1950-1952), I/1 (6 Ekim 1950), s. 1; Orkun (1950-1952), II/68 (18 Ocak 1952), s. 1). Derginin 1-48, 51 ve 52. sayılarında kapak düzeni hep aynıdır. Sayfanın en üstünde bir aylı kurt, altında büyük puntolarla “Orkun” yazısı ve onun da altında Ziya Gökalp’ın “Bütün Türkler Bir Ordu” sözü bulunmaktadır. Kapağın sol alt kısmında, çerçeve içerisinde o sayının içindekiler kısmı, sağ altta ise sırasıyla sayı numarası, tarih ve fiyat vardır (Orkun (1950-1952), I/1 (6 Ekim 1950), Kapak; Orkun (1950-1952), I/52 (28 Eylül 1951), Kapak). 49. sayı, Rıza Nur özel sayısı olarak hazırlanmıştır ve kapaktaki “Bütün Türkler Bir Ordu” yazısı yerine “Dr. Rıza Nur Sayısı” yazmakta, içindekiler kısmı yerine de Rıza Nur’un bir fotoğrafı bulunmaktadır (Orkun (1950-1952), I/49 (7 Eylül 1951), Kapak). 54. sayının kapağında da benzer bir düzen içinde Yörük Ali Efe’nin vefatı nedeniyle fotoğrafı ve onun “Bir fert ne kadar yüksek ve kahraman olursa olsun, ‘Millete iyilik yaptım’ diyemez, ancak ‘hizmet ettim’ diyebilir.” sözü bulunmaktadır. Orkun (1950-1952), II/54 (12 Ekim 1951), Kapak). 50. sayının kapağı esasen ilk sayıların kapağına benzemekle beraber aylı kurt figürünün yanına küçük bir çerçeve içinde kurban bayramı tebriki eklenmiştir (Orkun (1950-1952), I/50 (14 Eylül 1951), Kapak). 53. sayının kapağında ufak bir değişiklikle sayı
    numarası, tarih ve fiyat bölümü sol alt köşeye çekilmiştir. Bu kısmın üstünde çerçeve içinde Rıza Nur’un “Emelimiz
    en küçüğünden en büyüğüne kadar sırf Türke hizmettir. Hâlis Türk yaratılmış olmanın iftiharı bize yetiyor.” sözü
    bulunmaktadır. Kapağın sağ tarafında ise içindekiler kısmı yerine o sayıda yazısı olan yazarların listesi verilmiştir
    (Orkun (1950-1952), II/53 (5 Ekim 1951), Kapak). Derginin 63 ve 68. sayılarının kapakları da aynı şekilde
    hazırlanmıştır (Orkun (1950-1952), II/63 (14 Aralık 1951), Kapak; Orkun (1950-1952), II/68 (18 Ocak 1952),
    Kapak). 63. sayı hariç olmak üzere 55’ten 67’ye kadar olan sayılarda birbirinden farklı kapaklar görülmektedir. 55.
    sayıda Şahap Ayhan imzalı dolunaya karşı uluyan bir kurt resmi bulunmaktadır. Kapağın sol üstünde “Bütün Türkler
    Bir Ordu” ve “Orkun” yazıları, sağ alt köşede ise sayı numarası ve fiyat vardır (Orkun (1950-1952), II/55 (19 Ekim
    1951), Kapak). 61. sayının kapağında da bir tepenin üzerinde oturan kurt figürü, bu figürün arkasında bir hilâl ve
    altında da insan siluetleri görülmektedir (Orkun (1950-1952), II/61 (30 Kasım 1951), Kapak). 56. sayıda Orhan
    Cilasın imzalı Ziya Gökalp’ın bir resmi (Orkun (1950-1952), II/56 (26 Ekim 1951), Kapak ), 57. sayıda aynı imzalı
    İsmet İnönü, Hasan Âli Yücel ve Falih Rıfkı Atay’ın birlikte bulunduğu bir resim vardır. Resmin arka kısmında bir
    orak çekiç figürü, altında ise “1944 Nutuk Kahramanları” yazısı göze çarpmaktadır (Orkun (1950-1952), II/57 (2
    Kasım 1951), Kapak). 60. sayının kapağı da Orhan Cilasın imzalıdır ve üzerinde “Türk” yazan bir güneşin altında
    aynı üç isim erirken resmedilmişlerdir. Resmin alt kısmında “Üç cüce güneş altında” yazısı bulunmaktadır (Orkun
    (1950-1952), II/60 (23 Kasım 1951), Kapak). Aynı şekilde 67. sayının kapağında da devrin siyasîleri hicvedilerek
    resmedilmiştir (Orkun (1950-1952), II/67 (11 Ocak 1952), Kapak). 58, 62 ve 66. sayılarda Şahap Ayhan imzalı tarihî
    kıyafetler içerisinde Türk askeri resmi vardır (Orkun (1950-1952), II/58 (9 Kasım 1951), Kapak; Orkun (1950-1952),
    II/62 (7 Aralık 1951), Kapak; Orkun (1950-1952), II/66 (4 Ocak 1952), Kapak). 64. sayıda da çağdaş kıyafetleriyle
    elinde Türk bayrağı olan bir Türk askeri bulunmaktadır (Orkun (1950-1952), II/64 (21 Aralık 1951), Kapak).
    Derginin 59. sayısının kapağında Stalin siluetinin önünde kurukafa yığını ve bu yığının üstünde de Sovyetler Birliği
    bayrağı vardır. Resmin altında “Eşit adaletin hüküm sürdüğü hür vatandaşlar diyarı!” yazısı bulunmaktadır (Orkun
    (1950-1952), II/59 (16 Kasım 1951), Kapak). 65. sayının kapağı Yılmaz Özakpınar imzalıdır. Kapakta “Türk
    An’anesi” yazılı bir ağacın dalına konmuş baykuşun içinde yılbaşı kutlamaları resmedilmiştir (Orkun (1950-1952),
    II/65 (28 Aralık 1951) Kapak). Orkun (1950-1952)’da çeşitli kitap ve dergilerin tanıtımı dışında pek reklama
    rastlanmamaktadır. Bununla beraber reklam vermek isteyenler için ilan şartları yayınlanmıştır. Bu şartlara göre yarım
    sayfa ilanın bedeli 60 liradır. Diğer boyuttaki ilanların fiyatı da bu orandan hesaplanacaktır. Yayınlayacak ilanlardan
    dolayı sorumluluk kabul edilmeyeceği belirtilmiştir. Ancak Orkun (1950-1952), her ilanı yayınlamayacağını da açık
    açık yazmaktadır. Aldatıcı ve abartılı ilanlarla, içki ve sigara gibi zararlı şeylerin ilanının kesinlikle basılmayacağı
    şartı en baştan konmuştur (Orkun (1950-1952), I/2 (13 Ekim 1950), s. 16). Dergi İstanbul’da yayınlanmaktadır ve
    matbaası da burada bulunmaktadır. Derginin bütün sayıları İstanbul’da, Işıl Matbaası’nda basılmıştır (Orkun (1950-
    1952), I/1 (6 Ekim 1950), s. 15). Aynı şekilde sayfa sayısında da çok az değişiklik vardır. 1-67. sayıları 16, son sayı
    olan 68. sayı ise 32 sayfa olarak yayınlanmıştır (Orkun (1950-1952), I/1 (6 Ekim 1950); Orkun (1950-1952), II/67
    (11 Ocak 1952); Orkun (1950-1952), II/68 (18 Ocak 1952)). Sayfa sayısıyla orantılı olarak son sayının fiyatı 50,
    diğer sayılar 25 kuruştur (Orkun (1950-1952), II/68 (18 Ocak 1952), s. 1; Orkun (1950-1952), I/1 (6 Ekim 1950),
    Kapak). İlk 18 sayının 6 aylık aboneliği 4 lira, yıllık aboneliği 8 liradır (Orkun (1950-1952), II/68 (18 Ocak 1952), s.
    1). 8. sayıdan itibaren yurtdışından da abone olma imkânı gelmiş ve fiyatı 12 lira olarak belirlenmiştir (Orkun (1950-
    1952), I/8 (24 Kasım 1950), s. 1). 19. sayıdan itibaren abonelik fiyatlarına zam geldiği görülmektedir. 6 aylık
    abonelik 5, yıllık abonelik 10, yurtdışı yıllık abonelik 15 lira olmuştur (Orkun (1950-1952), I/19 (9 Şubat 1951), s. 1).
    Bu zamma sebep olarak kağıt fiyatlarındaki ani ve önemli miktardaki artış gösterilmektedir (“Ülküdaşlarla Başbaşa,”
    Orkun (1950-1952), I/19 (9 Şubat 1951), s. 16).
  • Toplum içinde şikâyetçi olduğumuz birçok davranış biçimleri, bilgi anlamında eğitimsizlikten, yani okula ve üniversiteye gitmemiş olmaktan değil, görgü eksikliğinden, muhakeme yetersizliğinden, karakter zayıflığından, bencillikten ve bu olumsuz etkenler sonucunda kişilerin ruhunda yer eden toplumsal duyarsızlık ve kural tanımazlıktan doğmaktadır. Hızlı bir kültür değişmesi geçiren Türk toplumunda, değerler sistemi sarsılmıştır; bir değerler kargaşası ve belirsizlik hüküm sürmektedir. Eğitim süreci, bu olumsuzlukları azaltmaya yardımcı olacak zihin kabiliyetlerini ve karakter özelliklerini geliştirecek biçimde düzenlenmelidir. Bununla birlikte, toplumsal ilişkiler kendi iç gereksinimleriyle değişmedikçe, eğitim sürecinin gerçekçi bir etki gücüne erişmesi beklenmemelidir.
  • Bilgilerde keramet aramayalım. Hüner, bilgileri işe yaratacak beyinlerdedir. Bilgilerin zamanla değişikliğe uğrayabileceğini, yanlışlığının anlaşılabileceğini, gelişmelere bağlı olarak öneminin azalabileceğini bilmeliyiz. Doğru bile olsa ileride girişilecek işlerde onlardan çok başka bilgilere başvurmanın gerekebileceğini göz önünde tutmalıyız. Bu nedenle, okullarda ve üniversitelerde öğretim programlarına mümkün olduğu kadar çok sayıda ders koyma iyi bir öğretim stratejisi değildir. Daha iyi bir strateji, öğrencide heves uyandıracak ve kafayı işletecek makul sayıda ders koymaktır.

    Öğrenciye yeterli zaman kalmalı ve öğrenci, özgürce okuma ve düşünme hatta hayal gücünü işletme yoluyla zihnini esnekleştirmelidir. Öğretimde esas, öğrencinin sırf mecbur olduğu için ders çalışması ve kendini zorlayarak ödev yapması olmamalıdır. Öğrenci, ilgilendiği ve ilgisinin çekildiği yönlerde alışkanlık halinde okuduğu, söyleyecek fikri olduğu ve sınıf ortamında zihinlerin iletişiminden zevk aldığı için öğretim sürecinin içinde etkin yer almalıdır.
  • İnsan özgürce düşünmeli ve hakikati aramalıdır. Ama düşünme ve hakikat arayışı bir gelenek içinde olmazsa kısır yeniliklerden başka bir şey doğurmaz. Bilimde, felsefede, sanatta değerli yenilikler daima bir gelenek içinde filizlenmiştîr. Bir gelenek içinde düşünülmüş, hayal edilmiş, araştırılmış ve var olan ürünlerin yetersiz kaldığı noktada eklemeler ve değişiklikler yapılmış, bu da yetmediği zaman yepyeni tasarımlar ortaya konulmuştur.

    Fakat yenilik rastgele aranmamış, bir gelenek içinde çalışılarak ondan alınan kuvvetle onun yetersiz kaldığı noktalar görülmüş ve onun ilerisine geçilmiştir. Düşünce geleneği, bu anlamda, geçmişten gelen ve geleceğe akan bir düşünce ortamı olarak tasavvur edilirse geleneğin geçmişe ait olmadığı, bugünün yaşayan gerçeği olduğu anlışılabilir.