• Harry Potter'ın benim için önemini kelimelerle ifade edemem sanırım. Bana kitap okumayı daha çok sevdiren, fantastik edebiyatla tanıştıran, bazen en iyi arkadaşım olmuş, ne zaman bu dünyadan kaçmak istesem sayfalarına sığındığım bir seri. O dünyada geçen bir hikaye okumak çok güzel olsa da bu kitap olmamış. Serinin kendi içindeki tutarlılığını mahveden olaylar, karakterlerdeki saçma sapan değişimler bu dünyaya yakışmıyor.

    SPOİLER

    Öncelikle seçilen konu çok sakat. 3. kitapta zaman döndürme olayını bu şekilde işlememişlerdi. Orada geçmiş zaten olmuş biz bunu değiştiremeyiz şeklinde bir yaklaşım vardı. Bu yüzden Harry Siriusla gölün kıyısındayken gelecekteki kendini görmüştü. Bu kitaba göre olsa Harry ve Sirius'un orada ölmesi gerekirdi. Sen bu zaman döndürme olayını bu şekilde hem geçmişi değiştiren hem de istediğin zamana gidilebilen bir şey haline getirirsen insanların aklına milyon tane soru gelir. Mesela Voldemort gibi güçlü bir büyücünün ya da onun kadar güçlü ölüm yiyenlerin hiç mi aklına gelmedi geçmişe dönüp lily sevgi büyüsü yapmadan Harry'i öldürmek. İsteseler pekala bulabilecekleri bu aleti niye kullanmamışlar ya da Dumbledore geçmişe gidip Tom Riddle'ı neden öldürmemiş. Kendi de dahil bir sürü masumun hayatını kurtarmamış. Zaman döndürücünün bu hali kesinlikle saçmalık.

    Kitabın iki baş rolünden biri olan Albus Severus Potter'dan ne kadar nefret ettiysem Scorpius Malfoy' u o kadar sevdim. Kitapta Albus'un bu ergenlikleri, babasına olan davranışları mantıklı bir temele oturtulamamış. Tamam bir Potter olarak Slytherin' e seçilmek onda hayal kırıklığı yaratıyor, babasının ünü altında eziliyor ama Harry Slytherin'e seçilen oğluna kötü bir şey demiyor ki. Babasına olan bu gereksiz kinini açıkçası anlayamadım. Hele Harry kendisi için çok değerli olan battaniyeyi oğluna hediye ederken, Albus'un babasının çocukluğuyla ve çektiği acılarla dalga geçmesi karakterden iğrendirdi. Doğru düzgün hiç bir evlat babasının yetimliğiyle ve onu büyüten ailenin onu horlamasıyla dalga geçmez. Scorpius Malfoy'u çok sevdim. Çektiği o kadar acıya rağmen bu kadar olgun olması, iyi kalpli olması çok güzel. Albusla olan arkadaşlığını da bayağı sevdim tabi Albus ünlü bir adamın oğlu olmanın verdiği büyük acının altında o kadar eziliyor ki (!) zavallı Scorpius'un acılarını pek görmüyor. Scorpius'un Albus'un bu bencilliğini yüzüne vurduğu sahneyi de çok sevdim.

    Albus ve Scorpius'un kurtaracak o kadar kişi varken Cedric'i seçmesine de ayrı bir güldüm. Eline böyle bir alet geçmiş Sirius'u kurtar, Remus'u kurtar, Fred'i kurtar, niye Cedric. Zamanı ilk geri döndüklerinden sonra bugün olanlar da çok komik. Yahu Hermione Ronla evlenemedi diye niye kişilik değiştirsin de Snape gibi gıcık bir öğretmen olsun. ( Yanlış anlaşılmasın Snape en sevdiğim karakterlerdendir.) Ron'un ise hiç ilgi göstermediği Padma ile evlenmiş olması aşırı saçma.

    İkinci kez zamanı döndürdüklerinde olanlar ise daha saçma. Cedric biraz kibirli olmasına rağmen çok iyi kalpli ve masum bir karakter. Onun ölümünü çok üzücü yapan şey de buydu zaten. Yani turnuvada balon gibi şişti diye ölüm yiyen falan olmaz. Hadi oldu gidip de Neville'i öldürmez. Neville öldü diye yılan ölmemiş bu yüzden Harry ölmüş tamam burada bir sıkıntı yok. Ama Neville ile Snape'in ölümünün bir alakası yok. Neville hortkuluğu öldürmeden önce ölmüştü zaten. Onun Neville öldü diye hayatta kalması mantıksız kere mantıksız. Herkes Snape'i çok seviyor diye kitaba koyalım demişler.

    Delphi'nin Voldemort ile Bellatrix'in kızı olmasına da artık yuh dedim. Yahu bu Voldemort insani özelliklerini kaybetmiş diye anlatılıyor kitapta. Özellikle de geri döndükten sonra tamamen yılansı bir şekilde. İçinde zerre kadar insani duygu taşımayan Voldemort'un kimseyle böyle bir ilişki kurabileceğine inanmıyorum. Hadi kurdu diyelim Voldemort çocuk falan istemez ve muhtemelen o çocuğu daha annesinin karnında öldürürdü. Delphi Hogwarts savaşından hemen önce doğmuş, yani 7. kitapta ama ne hikmetse 7. kitapta milyon kere gördüğümüz Bellatrix'in karnını kimse fark etmemiş. Daha da tuhafı Bellatrix Malfoylarla yaşadığı halde Bellatrix'in hamile olduğunu Malfoylar bile bilmiyor. Harry'nin yara izinin acıması da aşırı saçma. Bu çocuğun yara izinin acımasının sebebi bir hortkuluk olmasıydı. Voldemort ve içindeki hortkuluk ölmüşken yara izinin acıması mümkün değil.

    Beni rahatsız eden bir diğer şey ise karakterlerdeki değişimdi. Ron geri plana itilmiş. Ailenin komik, göbekli, işlevsiz dayısına döndürülmüş. Harry asla Mcgonagall'a Minerva diye hitap etmez, onu tehdit etmez. Harry'nin bu kadına öyle büyük bir saygısı ve sevgisi vardır ki ilk affedilmez lanetini bu kadına tüküren iki ölüm yiyen üzerinde tutturmuştur. Bu derece saygı duyduğu kadının eline çapulcu haritasını tutuşturup kadının başka bir işi yokmuş gibi oğlunun peşine takıyor. Bunu yapmazsa bakanlığın gücünü onun üstünde kullanmakla tehdit ediyor ve koskoca okul müdiresi sanki hademe Filch gibi işi gücü bırakıp elinde harita, iki ergenin peşinde dolaşıyor. Hermione asla sihir bakanı olmam, faydalı bir şeyler yapacağım demesine rağmen sihir bakanı olmuş. Daha yazardım ama çok bile yazdım sanırım :D.

    Tabi o dünyaya dair bir şeyler okumak, tekrar orada hissetmek çok güzeldi. Çok çok sevdiğim detaylar ve diyaloglar da oldu. Harry'nin ailesinin ölümünü izlemesi, Petunia'nın harry'nin battaniyesini saklaması, Albus Scorpius arkadaşlığı gibi.

    SPOİLER

    Yine de keyifle okudum. Bu kadar eleştirmemin sebebi de serinin ben de çok çok ayrı bir yeri olması zaten. Rowling'e de diyorum ki bırak bu işleri de bir çapulcu serisi yaz. Bak ne güzel oluyor :)