• İbadetler, hem taşıdıkları hükümlere hem de yerine getiriliş gayesindeki farklılıklara göre mertebe bakımından değişkenlik arz eder. Mesela namaz farz, vâcib ve mendub gibi hükümler almakta; mendub namazlar kendi içinde revâtib olan ve olmayan diye ikiye ayrılmakta; beş vakit farz namazın ifası taşınan niyete göre eda veya kaza yerine geçmektedir. Yine zekât ve sadaka gibi malla yapılan ibadetlerle oruç, kurban gibi ibadetler farklı hükümler alabilmektedir. İşte bütün bu hükümler ibadet öncesinde taşınan niyete göre belirli hale geldiğinden niyet bunları ayırmak için meşru kılınmıştır. Şu da var ki, bir ibadetin farz, vacip veya mendub unu taşıması niyetin gerekliliğine tesir etmez, niyet bunların hepsmde gereklidir.“

    Niyet hem ibadetle âdeti hem de farklı mertebelerde yer alan ibadetleri birbirinden ayırdığı gibi gerçekleştirilen eylemin mahiyetine göre hiçbir etkide bulunmaması da mümkündür. Karâfi muhtelif durumları göz önünde bulundurarak niyete işlev tanınmayan bazı örnekler sunar. Mesela ibadetten başka bir anlam ve değere sahip olması imkânsız olup başka şeylerle karışması da söz konusu olmayan davranışlarda niyet aranmayacaktır.

    Allah’a iman, marifet, havf, reca, Kur’ân tilaveti ve Zikirler böyledir.43 Bunlar suretleri itibarıyla Allah’a yönelerek işlenen ameller olarak kabul edildiği için niyetin bir anlamı kalınmaktadır. Niyetin kendisinde de niyetin bir işlevi yoktur, zira aksi durumda teselsül doğar.“44 Lafızların kullanıldığı anlamlara delaleti “nas” seviyesinde açık ise delaletin belirlenmesi için niyete bakılmazken; kinayeli sözler ve eş sesli kelimelerin delaletinin belirlenmesinde niyet gündeme gelir.45
    ****†

    42 Herhangi bir ibadete başlamak için niyet gerekir ancak devam etmekte olan bir ibadeti kesmek mücerred niyetle değil, eylemle olur. Sevap niyet karşılığında kazanıldığı için niyet edilerek başlanan bir ibadet sahih olarak icra edilmese de sevap kazandırır. Ayrıca kasıt olmadan fesada uğrayan ibadetlerde de sevap kazanılır. Bkz. Ibn Nüceym, cl-Eşbâh ve’n-nezâir, s. 31-32.

    43 Mukayese için bkz. Izz b. Abdüsselâm, Kavâidü'l-ahkâmfî mesdlihi'l-mâm, I, s. 209210. Behnesi, niyete ihtiyaç duyulmayan hususlar olarak iman, Allah’ı tazim ve iclal, havf, reca, tevekkül, hayâ, muhabbet, mehâbet, tesbih, tehlil, tilavet, Zikirler ve niyetin kendisini sıralar. Diğer bütün hususların iman esas alınarak değerlendirildiğinı' belirtir. Bk. Muhammed Abdürraüf el-Behnesl, en-NîyyejîŞ-şerîati'l-Isldmiyyc. 14-15.

    44. Fiil ile niyet arasında bu açıdan şöyle bir fark bulunmaktadır; fiilin kendisi Allah için işlenmeye de başka gayeler için işlenmeye de elverişlidir ve kendiliginden Allah’a yönelmediği için niyetsiz sevap doğurmaz. Niyet ise kendiliğinden O’na yönelmiş oldugu için sevap dogurur. Niyet için bir, fiilin kendisi için on sevap kazanmanın gerekçesi ise niyet bir vesile iken fiilin bizzat maksat oluşudur. Bkz. Karâfi, d-Ümniyye, 143-144.

    45.Diğer örnekler için bkz. Karan, cl-Ümniyye, 143-147.
  • GERİ GELEN MEKTUP

    Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
    Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
    Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden?
    Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu.

    Gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse;
    Ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse;
    Herşey silinip kayboluyorken nazarımdan,
    Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse...

    Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla,
    Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla!
    Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince
    Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince
    Gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım;
    Gözlerle günah işlemenin zevkini tattım.
    Gözler ki birer parçasıdır sende İlahın,
    Gözler ki senin en katı zulmün ve silahın,
    Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin;
    Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin!

    Bir başka füsun fışkırıyor sanki yüzünden,
    Bir yüz ki yapılmış dişi kaplanla hüzünden...
    Hasret sana ey yirmi yılın taze baharı,
    Vaslınla da dinmez yine bağrıdaki ağrı.
    Dinmez! Gönülün, tapmanın, aşkın sesidir bu!
    Dinmez! Ebedi özleyişin bestesidir bu!
    Hasret çekerek uğruna ölmek de kolaydı,
    Görmek seni ukbadan eğer mümkün olaydı.

    Dünyayı boğup mahşere döndürse denizler,
    Tek bendeki volkanları söndürse denizler!
    Hala yaşıyor gizlenerek ruhuma 'Kaabil'
    İmkanı bulunsaydı bütün ömre mukabil
    Sırretmeye elden seni bir perde olurdum.
    Toprak gibi her çiğnediğin yerde olurdum.

    Mehtaplı yüzün Tanrı'yı kıskandırıyordur.
    En hisli şiirden de örülmez bu güzellik.
    Yaklaşması güç, senden uzaklaşması zordur;
    Kalbin işidir, gözle görülmez bu güzellik...

    Gözler ki birer parçasıdır sende ilahın,
    Gözler ki senin en katı zulmün ve silahın,
    Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin.
    Sen vururken de öldürürken de güzelsin...

    Hüseyin Nihal Atsız
  • Yağmur fırtınasından öğrenilecek bir şey vardır. Ani bir sağanağa yakalanınca, ıslanmamaya çalışır, ve yolda hızla koşarsın. Ve böylece evlerin saçaklarının altından yürürken, yine de ıslanırsın. Eğer baştan, ne yaparsan yap aynı derecede ıslanacağını kabullenirsen, şaşırmazdın. Bu anlayış her meseleye uygulanabilir.

    🎬Hayalet Köpek: Samuray Tarzı
  • 475 syf.
    ·7 günde·Beğendi·Puan vermedi
    " Mutluluğun içindeki mutsuzluk özlemi,insanın bilinçaltındaki ölüm dileği gibi bir şey olamaz mı?"
    Nilgün'le Sinan mutluyken mutsuzluğa, mutsuzken mutluluğa koşuyor.Hatta bezen mutsuzken yine mutsuzluğa koştukları oluyor.Bence bitmek isteyen ama bir türlü bitemeyen bir aşk Nilgün'le Sinan'ınki. Saplantılı,çalkantılı,tutkulu...
    Üç farklı ağızdan-Nilgün,Sinan ve yazar- olayların anlatılması, sorularınızı soramadan cevabını önünüzde bulmak gibi bir şey. Sanırım beni yoran kısmı bu oldu, bu sebeple romanı sevdim mi orasını ben de bilemiyorum.
    Olayları değişik ağızlardan dinleyip farklı tatlarla romanı algılamak isteyenler, aşk romanı okumayı sevenler, ben de saplantılı derecede aşk yaşadım/yaşıyorum diyenler ya da klasik aşk romanlarından farklı bir tarzda ele alınmış bir roman okumak istiyorum diyenler buyurun Bitmeyen Aşk sizleri bekliyor.
  • Her ihtimale karşı kendini güvenceye almak için yine kendince düşmanlarının tümü­nü dağıtma ve yerle bir etme gücüne sahip o bakışını takınmıştı.
  • Cevabı olmayan sorular sordum yine kendime.
    Bir ben mi bilmiyordum..
    Yoksa var mıydı birisi aynı cevapları arayan?
    Bir serenderin üst katından dağları izlerken yine,
    Bir ben mi seziyordum dumana dönmüş bulutların sessizliğini..
    Yoksa var mıydı başkası bu bulutların derdini anlayan?

    Yoksa içinin yangınından mıydı tüm bu olanlar dağların..
    Dağlar, içinizde ne çok şey tutarsınız!
    Hey ormanlar ne çok şey saklarsınız benden..
    Siz bulutlar, niye susuyorsunuz?
    Görmüyor musunuz şu dağın hallerini, sezmiyor musunuz size hissettirdiklerini..
    Bulutlar duysanıza sesimi, yağsanıza içine en derin yangınların..
    Ferahlatsanıza içini şu dağların..

    Boşversene sen dağ..
    Bulutlar ağladığında çoktan gitmiş olacaklar bir gece vakti..
    Kümülüsler hortum olmadan gidecekler usulca.
    Sen kalacaksın dağ.
    Sadece beyaz zerdali dalların ve bir kum saatiyle..
    Hep o şarkıyı söyleyip duracaksın,
    Umudun tükenir mi hiç senin?

    30.03.20 -03.17
  • “Gerçekten düşünülemez olan şey ‘edilgin varoluş’tur, yani ne kendini üretmek için ne de korumak için bir kuvveti olmayan ama yine de devam eden bir varoluştur.”