Giriş Yap
Artık onuru korumak için büyük paraların gerektiğini, ama büyük paraların onuru yitirmeden kazanılamayacağını öğrenmiştim.
Reklam
Unutmak kolaydır suçlamak kolaydır Aslolan beslenip bir gül fidanı gibi Yaşamın yapraklarıyla geçmişin toprağından Bir gün bile yitirmeden bulutlar içinde Güneşin yolunu Geleceğe güller sunmaktır Geleceğe güller sunmaktır...
Bütün Şiirleri 1, Şükrü ErbaşSayfa 114 - Kırmızı Kedi
·
328 syf.
·
84 günde
·
Puan vermedi
Çağdaş psikolojinin üç büyük devinden biri ve bireysel psikoloji ekolünün kurucusu, Avusturyalı psikiyatr Alfred Adler, "İnsanı Tanıma Sanatı"yla, geniş bir okur kitlesine yöneliyor. Adler'in, bu yüzyılın başında, insanın ruhsal-fiziksel varlığına ve yaşamdaki sorunlarına ilişkin yaptığı saptamalar, aradan geçen bunca yıla karşın değerinden hiçbir şey yitirmeden anlalılığını ve yol göstericilik işlevini koruyor. Adler'in bir dizi konferansından doğan bu yapıtın başlıca ödevi, toplum içerisindeki etkinliğimizin içerdiği kusurları, bireylerin hatalı davranışlarından yola koyularak anlamak, sözkonusu hataları göz önüne sermek ve bireylerin toplum yaşamına daha iyi uyumlarını sağlamak şeklinde karşımıza çıkıyor. Yapıt öte yandan, bireysel psikolojinin en temel ilkelerini ve insanı tanımada bunların taşıdığı değeri, ortak yaşamda ve kişinin kendi yaşamını kurmadaki önemini açıklamak amacı taşıyor. Adler, yaşamın, çağımızda pek de göremediğimiz anlamını, gerçekten de bir sanatçı gibi ince ince işleyerek ortaya koyuyor.
Şiir/ şarkı
Şimdi saat sensizliğin ertesi Yıldız dolmuş gökyüzü ay aydın Şimdi saat sensizliğin ertesi Yıldız dolmuş gökyüzü ay aydın Avutulmuş çocuklar çoktan sustu Avutulmuş çocuklar çoktan sustu Bir ben kaldım, bir ben kaldım Tenhasında gecenin avutulmamış ben Bir ben kaldım, bir ben kaldım Tenhasında gecenin avutulmamış ben Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim ki bu yaşlar Utangaç boynunun kolyesi olsun Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim ki bu yaşlar Utangaç boynunun kolyesi olsun Bu da benim sana, bu da benim sana Ayrılırken hediyem olsun Bu da benim sana, bu da benim sana Ayrılırken hediyem olsun Soytarılık etmeden güldürebilmek seni Ekmek çalmadan doyurabilmek Ve haksızlık etmeden doğan güneşe Bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi Mülteci isteklerim oldu ara sıra, biliyorsun Şimdi iyi niyetlerimi Bir bir yargılayıp asıyorum Bu son olsun, bu son olsun Bu da benim sana, bu da benim sana Ayrılırken hediyem olsun Bu da benim sana, bu da benim sana Ayrılırken hediyem olsun Şimdi saat yokluğunun belası Sensiz gelen sabaha günaydın Şimdi saat yokluğunun belası Sensiz gelen sabaha günaydın İşi gücü olanlar, çoktan gitti İşi gücü olanlar, çoktan gitti Bir ben kaldım, bir ben kaldım Voltasında gecenin hiç uyumamış ben Bir ben kaldım, bir ben kaldım Voltasında gecenin hiç uyumamış ben Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim ki bu yaşlar Utangac boynunun kolyesi olsun Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim ki bu yaşlar Utangac boynunun kolyesi olsun Bu da benim sana, bu da benim sana Ayrılırken hediyem olsun Bu da benim sana, bu da benim sana Ayrılırken hediyem olsun Kafamı duvara vurmadan tanıyabilmek seni Beyninin içindekileri anlayabilmek Ve yitirmeden yüzündeki anlık tebessümü Bütün saatleri öylece dondurabilmek için Çıldırasıya paraladım kendimi Lanet olsun Artık sigarayı üç pakete çıkardım günde Olsun yuzum olsun ne olacaksa olsun Bu da benim sana, bu da benim sana Ayrılırken hediyem olsun Bu da benim sana, bu da benim sana Ayrılırken hediyem olsun Bu da benim sana, bu da benim sana Ayrılırken hediyem olsun Bu da benim sana, bu da benim sana Ayrılırken hediyem olsun.
Reklam
Franz Kafka yürüyüş yaptığı parkta küçük bir kıza rastlamış. Kız ağlıyormuş. Oyuncak bebeğini kaybetmiş ve bu onu oldukça üzmüş. Kafka, bebeği onun yerine aramayı önermiş ve ertesi gün aynı noktada buluşmak üzere sözleşmişler. Sonra Kafka vakit yitirmeden eve koşup bir mektup yazmaya başlamış. Bebek tekdüzelikten, hep aynı insanlarla yaşamaktan bıkmış, artık dünyayı gezmek, yeni arkadaşlar edinmek için seyahate çıktığını yazmış. Bu mektubu buluştuklarında kendisine okumuş; “Lütfen benim için kederlenme, dünyayı görmek için uzun bir yolculuğa çıktım. Sana başımdan geçenleri anlatacağım.” diye de eklemiş mektubun sonuna. Bu birçok mektubun ilkiymiş. Kafka, küçük kızla her buluştuğunda sevgili oyuncak bebeğin hayali maceralarını özenle yazdığı mektuplardan ona okurmuş. Küçük kız da bu şekilde avunurmuş. Derken gün gelmiş, görüşmelerin artık sonu gelmiş. Kafka, son görüşmede küçük kıza bir oyuncak bebek getirmiş. Küçük kız, aslından oldukça farklı olan oyuncak bebeğe şaşkınlıkla bakakalmış. Bebeğe iliştirilmiş bir not küçük kızın şaşkınlığını gidermiş: “Yolculuğum beni çok değiştirdi.” Uzun yıllar sonra, artık bir yetişkin olmuş olan küçük kızımız, gözü gibi baktığı bebeğinin, gözünden kaçırdığı bir çatlağının içine sıkıştırılmış bir mektup bulmuş. Kısaca şöyle yazmaktadır : “Sevdiğin her şeyi er ya da geç kaybedeceksin, ama sonunda sevgi başka bir surette geri dönecek.”
Reklam
2
526
5,3bin öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42