Proletarya devlet iktidarını ele geçirir ve üretim araçlarını önce devlet mallarına dönüştürür. Ama bunu yaparak, proletarya olarak kendisini de ortadan kaldırır, tüm sınıf ayrımlarını ve sınıf karşıtlıklarını da, devlet olarak devleti de. Eski Çağ’da köle sahibi yurttaşların, Orta Çağ’da feodal soyluların, çağımızda burjuvazinin devleti. Sonunda gerçekten de tüm toplumun temsilcisi olduğunda, kendi kendisini gereksiz kılar. Baskı altında tutulacak hiçbir toplumsal sınıfın kalmadığı andan itibaren, sınıf egemenliğiyle ve bugüne kadarki üretim anarşisine dayanan bireysel var oluş mücadelesiyle birlikte bunlardan kaynaklanan çatışmalar ve aşırılıklar da ortadaki kaldırılır kaldırılmaz, baskı altına alınacak ve öncesinde özel bir baskı gücünü, bir devleti gerekli kılmış olan hiçbir şey kalmaz. Üretim araçlarına toplum adına el koyması –aynı zamanda- onun devlet olarak son bağımsız eylemidir.
Gerçekten de –bilinemezcilik- utangaç materyalizmden başka nedir? Bilinemezcinin baştan aşağı doğa kavrayışı maddecidir. Doğal dünyanın bütünü, yasaların hükmü altındadır ve her tür dışarıdan etkiyi mutlak olarak dışlar. Ama, diye ekler tedbiri elden bırakmayan bilinemezci, bildiğimiz dünyanın dışında herhangi yüce bir varlığın var olduğunu ya da var olmadığını kanıtlayabilecek durumda değiliz. Oysa günümüzde, gelişim içindeki evren hakkındaki kavrayışımız, bir yaratıcıya ya da bir yöneticiye de kesinlikle hiçbir alan bırakmıyor: var olan bütün dünyanın dışında kalan bir yüce varlıktan söz etmek, kendi içinde bir çelişki olur ve üstüne üstlük –bana öyle geliyor ki- dindar insanların duygularını gereksiz yere incitmesi anlamına gelirdi.