Geleneksel din, ahlak ve felsefe anlayışlarını kendine özgü yoğun ve çarpıcı bir dille eleştiren Nietzsche, Putların Alacakaranlığı adlı eserinde insanı kavrayışı Apolloncu ve Dionysosçu karşıt-kavramlar ile ayırt ederken Sokrates’ten Kant’a kadar pek çok ünlü düşünürü çöküş-tipleri olarak nitelendirir. Bu eser Nietzsche’nin Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi’nde bütün eserleri bağlamında yayımlanan üçüncü kitabıdır.
İçeriğini keskin aforizmalarla bürüyen Nietzsche, felsefede alışımışlığın ötesinde yeni bir dil söylemi ile eseri sunmaktadır. Eser sürekli diyaloglar, aforizmalar mitolojik benzetmelerle bürülü derin bir anlam içermektedir.
‘ Neden böylesine sertsin !’ – Dedi birkeresinde mangal kömürü elmasa: ‘Biz seninle yakın akraba değil miyiz?’ Neden böylesine yumuşaksınız? Ey kardeşlerim, işte sorarım size: Siz – Siz benim kardeşlerim değil misiniz? Neden böylesine yumuşaksınız, kaçkınsınız, dayanıksızsınız? Neden yüreklerinizde öylesine çok inkar ve yadsıma var? Bakışlarınızda neden öylesine az yazgı? Ve yazgıları acımasızlığı istemiyorsanız: Benimle nasıl zafer kazanabilirsiniz? Ve sertliğiniz çakmak çakmak parıldamak ve kesmek ve paramparça etmek istemiyorsa: Benimle nasıl nasıl yaratabilirsiniz? Çünkü bütün yaratıcılar serttir. Yazgınızdır, bin yıllara elinizi koyarken bal mumuna dokunuyorsunuz gibi geliyor size.