Geri Bildirim
  • “ Özlediğim hiçbir şey yok. Hayatım acıyor. Bulunduğum yer acıyor, kendimi bulabileceğimi düşündüğüm yer çoktandır acıyor.”
  • "Kurtulus yok tek başına,ya hep beraber ya hicbirimiz."
  • Çoğunlukla korkularımız yüzünden, nefretimizi ve kinimizi doğru yere yöneltemeyiz. Bunun yerine, bizi en çok seven ve bize en çok değer veren insana döner saldırganlıklarımız, karanlıklarımız.. Sevdiğimizi nasılsa kaybetme olasılığımız yok diye düşünürüz. Oysa önce sevdiklerimiz eksilir bizden.. Onlar gittiğinde açılan boşluk ise hiçbir şeyle doldurulamaz.
  • DUVAR

    İZMİR'DEN AKDENİZE DÖKÜLEN
    VE YAKINDA BOMBAY'DAN HİNT DENİZİNE
    DÖKÜLECEK OLAN EMPERYALİZMİN,
    ŞARKI SARAN DUVARI
    HAKKINDA YAZILMIŞTIR

    Karataştan çerçeveye gömülen,
    güneşi parça parça bölen
    demir parmaklık…

    Dayadım
    alnımı
    demir parmaklığa;

    parmaklık alnıma
    gömüldü.

    Kemikli geniş alnımı parça parça böldü..

    Alnım:
    parmaklığa dayalı.

    Yüzüm:
    kana boyalı.

    Bu kan benim kanım.
    Eşyayı bu kanlı perdeden görüyor gözüm.

    Karataştan çerçeveye gömülen,
    güneşi parça parça bölen
    demir par-mak-lık

    *

    Orda;
    o duvarda,
    o duvarın dibinde
    bizimkilerin bağlandı kolları.

    O duvarı
    bizim için yaptılar..

    O duvar
    darağaçlarının sabunlu ipi
    gibi
    parlıyor.

    O duvar;
    o duvarda keskinliği var
    taze kanlı etleri parçalayan
    yosunlu, ıslak
    dişlerin…

    O duvar;
    gözleri afyon dumanlı keşişlerin
    bellerindeki kara kuşak gibi sarılmış
    kürenin gırtlağında!.

    O duvarın ilk temel taşı,
    emperyalizmin ilk adımından geliyor.
    O duvarın dibinde
    bizimkilerin
    Eyfeller gibi kemikleri yükseliyor.

    O duvarın bir ucu:
    tahta sapanlı sarı Çin'de;
    öbür ucu:
    çelikleri elektrikli New-York'un içinde.
    Her bankada hisse senetleri var
    onun.

    O duvar
    Lordlar kamarasından lord Gürzon'un
    noktaları imparator armalı bir nutku gibi geçiriyor.
    Eyfel'in tepesinden avlarını seçiyor,
    dayanarak Hinderburg'un altın çivili heykeline
    topluyor Berlin sokaklarını eline.

    O duvarın taşlarına sürterek dilini
    kara gömlekli Mussolini
    bekliyor nöbet.

    İtalya'nın çizmesi
    yüzüyor kanda!!

    O duvar
    İkinci bir Balkan gibi yükseliyor Balkan'da!
    O duvar
    O duvar, o duvar…
    O duvarın dibinde
    bizimkiler kurşunlanıyorlar!..

    O duvar
    kadar
    uzun bir destanı var,
    o duvarın dibindeki her bir karış yerin.

    O duvarın dibinde ölenlerin
    koparıyorlar erkekliğini,
    gençlik aşısı yapmak için
    milyonerlerin
    kibrit çöpünden frengili iskeletlerine!

    Milyonerler
    gömülüp orospuların etlerine
    bir radyo-konser gibi dinliyorlar:
    o duvarın dibinde yere serilen
    idam emirlerini!.

    O duvar,
    o duvarın dibinde seferberlik var.
    1914 den daha büyük,
    daha mel'un
    bir seferberlik…

    Karanlıklar
    güneş altında nasıl kaçarsa bir deliğe,
    koşuyor emperyalistler
    bu seferberliğe:
    Britanya dretnotlarının cemiyeti akvamı,
    beyaz eldivenleri barut kokan diplomat,
    çürümüş insan eti müstahsili
    emperyalist Jeneral,

    II nci Enternasyonal;
    zehirli çiçeklerini toplamak için
    "din"in
    toprağını gübreleyen, kazan,
    eserlerini banknotlara yazan
    filozof,
    permanganatın âşıkı şair,
    ölüm şuaı satan kimyager,
    hepsi seferber
    seferber
    o duvarın bayrağı altında..

    O duvar
    o duvar, o duvar
    O duvarın dibinde
    bizimkiler kurşunlanıyorlar…

    CEVAP

    O duvar
    o duvarınız,
    vız gelir bize vız!.
    Bizim kuvvetimizdeki hız,
    ne bir din adamının dumanlı vadinden,
    ne de bir hülyanın gönlü yakışındandır.
    O yalnız
    tarihin o durdurulmaz akışındandır.

    Bize karşı koyanlar
    karşı koymuş demektir:
    maddede hareketin,
    yürüyen cemiyetin
    ezelî kanunlarına.

    Sükûn yok, hareket var
    Bugün yarına çıkar,
    Yarın bugünü yıkar
    ve bu dumandan akar
    akar
    akar.

    Biz bugünün kahramanı,
    yarının
    münadisiyiz.

    Bu durmadan akan,
    yıkıp yapan
    akışın
    çizgilenmiş sesiyiz.

    Biz,
    adımlarını tarihin akışına uyduran
    temelleri çöken emperyalizme vuran,
    yarını kuran
    larız.

    O duvar
    o duvarınız
    vız gelir bize vız!..

    Nâzım Hikmet

    ::: https://www.youtube.com/watch?v=U3REZumZnqE
  • Haklısınız albayım. Oturdu. Fakat, Allah kahretsin, insan anlatmak istiyor albayım; böyle budalaca bir özleme kapılıyor. Bir yandan da hiç konuşmak istemiyor. Tıpkı oyunlardaki gibi çelişik duyguların altında eziliyor. Fakat benim de sevmeye hakkım yok mu albayım? Yok. Peki albayım. Ben de susarım o zaman. Gecekondumda oturur, anlaşılmayı beklerim. Fakat albayım, adresimi bilmeden beni nasıl bulup anlayacaklar? Sorarım size: Nasıl? Kim bilecek benim insanlardan kaçtığımı? Ben ölmek istiyorum sayın albayım, ölmek. Bir yandan da göz ucuyla ölümümün nasıl karşılanacağını seyretmek istiyorum. Tehlikeli oyunlar oynamak istiyor insan; bir yandan da kılına zarar gelsin istemiyor.
  • Ezan sesi geldi şuan kulaklarıma,hayırlar olsun bugün de, unutma şer de olsa sonu hayırlıdır isyana gerek yok bu zalim dünyada.Selametle kalın.
  • Ben iç dünyama dönüyorum. Orada hayal kırıklığına yer yok.