Şinka, Ermiş'i inceledi.
 58 dk. · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kitaba dair çok fazla inceleme var. Biliyorum ama ben de bir şeyler söylemek istiyorum :)

 Cibran eserini tam 4 yıl elinde tutmuş ve
"Emin olmak istedim, içindeki her sözcüğün kendimden verebileceğim en iyi sözcük olduğundan emin olmak istedim." diyor. Kitaptaki El Mustafa'ya ise " Kısaydı aranızdaki günlerim, konuştuğum sözler daha da kısaydı." diye söyletiyor. Evet, sözleri kısacıktı; peki ya söyledikleri, hissettirdikleri?..

Evrene dair tüm paragraflar sanki eritilmiş, haddeden süzülmüş  ve birer kelimelik damlalar halinde 54 sayfaya damlatılmış gibiydi. Rehberimiz olup aklımızın ucuna oturtuyor bizleri; ordan baktırıyor zihnimize.  Kavradığımızı sandığımız değerlerimize, benliğimize ve yaşamaya dair her ne varsa defalarca düşündürüyor, düşündürüyor, düşündürüyor...
 Yazar resimlerde çizmiş bu eseri için ama ben pek yorumlayamadım resimlerini, o da benim acizliğim.

Kitap, El Mustafa'nın kendisini doğduğu  adaya götürecek geminin gelmesiyle birlikte Orphalese halkının, ondan, gitmeden hakikatinden vermesini istemesiyle başlıyor. Ve söylenen hakikatler ile son buluyor. Hayata dair ne varsa soruyorlar sırasıyla: rahipler, yargıçlar, zengin bir adam, bebeğini göğsüne bastıran anne, çiftçi ve diğerleri.  O da hakikatinden mahrum bırakmıyor kimseyi.

El Mitra, El Mustafa'yı şöyle selamlıyordu:
 "Ey Tanrı'nın peygamberi, ey en yüce olanın talibi." Bu sözden onu peygamber olarak gördüklerini söyleyebiliriz.
Yazarın bir açıklanmasında ise bir tarafimda hz. İsa öbür tarafımda hz. Muhammed dediğine bakarsak iki peygamberden birini kastetmiş olabilir.
Karakterin isminin Mustafa olması, peygamberimizin olma ihtimalini arttırıyor. Ama
 "Aşk hem taç olur başınıza hem çarmıha gerer sizi."
hakikati ise direkt akla hz. İsa'yı getiriyor.  Genellikle de bu iki peygamberden birini kastettiği söylenmiş zaten.
Ancak El Mustafa'nın yolculuğa çıkmadan önce halkın istekleri ve söylediği hakikatler bana Zerdüşt'ü hatırlattı. Zerdüşt de kendi dininde bir peygamber ve halkına veda konuşması yaparak her konuda fikirlerini söylüyor ve sonra dağa çıkıyor. Bu iki benzerlik dikkatimi çekti. Mitra, Zerdüştlük dinine göre ahit, anlaşmadan sorumlu ilahi varlık olarak geçiyor. Kitapta da ilahi varlık diye bahsediyordu.
Belki de ben zorlayarak benzerlik kurmaya çalışıyorumdur, bilmiyorum.
Zevkle okudum ve ısrarla tavsiye ediyorum. Az sayfalı ama özü dopdolu bir kitap.  Birkaç alıntı yazıyorum ki benim söylemeye çalıştıklarımdan çok daha fazlasını söylesinler...
〰️
Çocuklara dair;
" Onlar gibi olmaya çabalayabilirsiniz ama onları kendinize benzetmeye çalışmayın. Çünkü geri geri gitmez yaşam, dün ile oyalanmaz."
〰️
Çalışmak üzerine;
"Ve aşk ile çalışınca kendinizi nefsinize  ve birbirinize ve Tanrı'ya bağlarsınız.

Peki aşk ile çalışmak nedir?
Kumaşı yüreğinizden çekilmiş ipliklerle dokumaktır, sevgiliniz giyecekmişcesine."
〰️
Zaman üzerine;
"Ve bilir ki, dün, bugünün anısından ve yarın, bugünün düşünden başka bir şey değildir. " (syf.34)
〰️
 evlilik; " Birbirinizi sevin fakat aşkı pranga eylemeyin:
bırakın ruhlarınızın kıyıları arasında dalgalanan bir deniz olsun aşk...

Ve birlikte  durun ama yapışmayın birbirinize: Çünkü ayrı durur tapınağın sütunları
 Ve birbirinin gölgesinde büyüyemez meşeyle servi." (Syf.8)
〰️
Konuşmaya dair;
"Ve konuştuklarınızın çoğunda, düşünce yarı yarıya katledilir.
Çünkü enginlerin kuşudur düşünce, kelimelerin kafesinde kanatlarını açsa da uçamaz." (Syf.33 )
〰️
Yokluk üzerine;
"Yokluk korkusu yokluğun bizzat kendisi değil midir?
Kuyunuz suyla doluyken susuz kalmaktan korkmak asıl giderilemez susuzluk değil midir?" (Syf. 10)

Kitapla ve en önemlisi sevgiyle kalın...

𝓜=𝓑
Ben aşk neymiş sende gördüm sende yaşadım. İçim seninle doldu, taştı. Ben ben olmaktan çıktım tamamen sen oldum. Seni düşündüğümde daha da güzelleşiyor dünya. Hayat daha yaşanabilir geliyor. Gözlerine baktığımda anlıyorum yaşadığımı. Zerrelerime kadar hissediyorum varlığını. Yokluğun aklıma geliyor bazen.. nefesimin kesildiğini hissediyorum. Düşüncesinin tüylerimi ürperttiği bir şeyi yaşama ihtimalimi düşünmek bile hayattan vazgeçmeme neden olabiliyor. Varlığını sürekli hissettiğim, senin gülüşünle geçireceğim günler yaşama hevesimi arttıran tek şey. Gel sevgilim benim ol, senin olayım. Birlikte mutlu sonsuz olalım....

Hani iftar vaktine yakın susar ya insan.
Yokluğun o denli yakıyor beni.
Söyle ne zaman okunur bu ezan.
Bir yudum su gibi özledim seni...!

-- Can Yücel --

mahmut yiğiter, bir alıntı ekledi.
9 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

Var olan bişey varsa o da yokluğun senin

Sevgi Duvarı, Can Yücel (Sayfa 81 - Sander yayınları)Sevgi Duvarı, Can Yücel (Sayfa 81 - Sander yayınları)
Tuğçe Ecem Balasar, bir alıntı ekledi.
9 saat önce · Kitabı okuyor

SONRA GİT
Bunları yap sakın unutma,
Mum yak bir aşkın sıcak anısına,
Suyla hesaplaş, rüzgara sür yüzünü,
Cesedini bul bir yokluğun kıyısında,
Bunları yap, sakın unutma.

Bir Acıya Kiracı, Metin Altıok (Sayfa 27 - Kırmızı kedi yayınevi)Bir Acıya Kiracı, Metin Altıok (Sayfa 27 - Kırmızı kedi yayınevi)

Aşk yokluktur,yokluk ise Heidegger’n bahsettiğinden daha derin anlamı olan bir varlıktır.Yok olunmadan var olunmaz. Var olan yokluğun tâ kendisidr.Eskiler boşuna söylememş,var olmak,yok olmakta sakldr

Uçurum kenarı yaşantılar içinde,
Varlığın yokluğun hiçbir önemi yoktur.
En dibte yaşattığı duyguları vardır.