• sıradaki ezan sevip de kavuşamayanlar için gelsin


    sevdiğini alamayan bütün müezzinlere...

    bir trapezin durması gibi suya
    içime çok yüksek bir yerden atlar mısın leyla
    başın kaşın yarılsa diplerime çarparak
    kanın karışsa suyuma
    yerin bütün kanunlarına kusarak
    ben sana bulanayım sen bana...

    kapımı çalmanı istiyorum leyla
    o kadar evde yokum ki anlatamam
    insan insana aşık olmaz güzelim
    insan insanın yanında bile durmaz
    bak hala görmedin mi yoksa mecnunu
    sen sanıp çölün öpmedi mi kumunu
    şundandır her dem kalbe yayılan sızı
    neyi sevdiysek dolandı kanatarak
    dikenli bir tel olup seven her tarafımızı
    elbet her fani gibi ben de bir faniyim
    sen de bir fanisin leyla jiletin varsa göstereyim

    yine de kapımı çalmanı istiyorum leyla
    evde yokum evim yok dışardayız cümbür cemaat
    seni de istemiyorum beni de bu başka
    öyle bir yol ki nasıl güzel nasıl dar
    benim de bu dünyada ödünç bir kapım var
    olmuyor tutamıyorum kendimi leyla
    kapımı çalmanı istiyorum hepsi bu kadar
  • Gece oldu, şimdi daha yüksek sesle konuşur tüm çağıldayan pınarlar. Benim ruhum da çağıldayan bir pınar. Gece oldu, şimdi yeni uyanır âşıkların şarkıları. Benim ruhum da bir âşığın şarkısı.
    İçimde dindirilmemiş, dindirilemeyen bir şey var; sesini yükseltmek istiyor. İçimde bir aşk hevesi var aşkın dilini konuşan.
    Işığım ben; ah, keşke gece olsam! Fakat benim yalnızlığım, ışıkla çevrili olmamdan.
    Ah, karanlık olsaydım gece gibi. Nasıl da emerdim ışığın
    göğüslerini!
    Ve sizi bizzat kutsamak isterdim, yukarıdaki küçük parlak yıldızlar ve ateş böcekleri. Bahşettiğiniz ışıkta mutlu olmak isterdim.
    Fakat kendi ışığımda yaşıyorum ben ve benden çıkan
    alevleri tekrar içime çekip içiyorum.
    Alan kişinin mutluluğunu bilmem ben ve sıkça çalmanın
    almaktan daha keyif verdiğinin rüyasını görürüm.
    Yoksulluğum, elimin hediye vermekten hiçbir zaman
    dinlenmemesinden ve kıskançlığım, bekleyen gözler ve özlemin aydınlık gecelerini görmemdendir.
    Ah, tüm hediye verenlerin bedbahtlığı! Ah, güneşimin kararması! Ah, arzuya duyulan istek! Ah, doymuşlukta duyulan büyük açlık!
    Siz benden alıyorsunuz fakat ben hâlâ sizin ruhunuza dokunuyor muyum? Vermek ile almak arasında bir aralık bulunur ve en küçük aralık en son aşılacak aralıktır.
    Güzelliğimden bir açlık duygusu meydana gelir; aydınlattıklarıma ıstırap vermek, hediye verdiklerimi soymak isterim. Yani kötülük yapmaya açım.
    Aynı aşağıya düşerken duraksayan bir şelale gibi, elimi
    geri çekerim bir el elime yaklaşırken. Yani kötülük yapmaya açım.
    Böylesi bir intikam peşinde bedenim; yalnızlığım şeytanlıklar planlıyor.
    Hediye ederken yaşadığım mutluluk, hediye ederken
    öldü; erdemim, kendi bolluğundan yoruldu.
    Sürekli hediye eden kişi, utanma duygusunu kaybetme
    tehlikesiyle karşı karşıya kalır; sürekli dağıtan kişinin eli ve kalbi, dağıtmaktan nasır tutar.
    Gözlerim artık dolup taşmıyor, yalvaranların utancı karşısında; ellerim, dolu ellerin titremesine karşı duyarsızlaştı.
    Gözümdeki yaş nereye kayboldu ve kalbimdeki tüy? Ah,
    hediye edenlerin yalnızlığı! Ah, ışık saçanların suskunluğu!
    Issız evrende yol alır sayısız yıldız ve karanlıklara konuşurlar; bana gelince susarlar.
    Işığın parlayana karşı düşmanlığıdır bu, acımasızca döner durur yörüngesinde.
    Kalbinin derinliklerinde parlayana karşı insafsız, güneşlere karşı soğuk; böyle yol alır her güneş.
    Bir fırtına gibi uçarlar güneşler yörüngelerinde, bu onların gezintisidir. Acımasız istençlerini izlerler, bu onlanrın soğukluğudur.
    Ah, sizsiniz demek, parlaklıktan sıcaklık yaratan karanlıklar, geceler! Ah, siz emiyorsunuz demek ışığın memelerinden sütü ve serinliği!
    Ah, etrafım buzla çevrili, elim buzdan yanıyor. Ah, içime
    susuzluk yerleşti, sizin susuzluğunuzu özlüyor.
    Gece oldu; ah, ışık olmak zorundayım. Ve gecenin susuzluğunu çekmek. Ve yalnızlığın.
    Gece oldu. İçimden bir arzu doğuyor bir kaynak gibi ve
    konuşmak istiyorum.
    Gece oldu. Şimdi daha yüksek sesle konuşur tüm çağıldayan pınarlar. Benim ruhum da çağıldayan bir pınar.
    Gece oldu, şimdi yeni uyanır âşıkların şarkıları. Benim
    ruhum da bir aşığın şarkısı.
    Böyle şarkı söyledi Zerdüşt
  • UMUT ASLA BİTMEZ

    “Her sene olduğu gibi bir senenin daha degerlendirmesini yapalım bakalım 😏 25.12.19

    Ve bu yazıyı Ash - Give a little 🎶 şarkısıyla yazıyorum.
    I’ve been walking on roads
    ‘Till I found myself walking
    I’m walking alone :) biraz moda girdiğimize göre nerdee kalmıştık 🤣🎶🎶

    Bu yıl
    Hatalarımla, rezilliklerimle,bataklıktan çıkıp dünyaya kavuşmamla, hayatıma bir anda girenlerle, çıkanlarla, dostlarımı öğretişinle deli dolu bir yıl oldun. Nefesimi kesip önüme boş oksijen tüpünü koyuşunla meşhurdur. Bence, gerçekten büyük insanlar, dünyada büyük acılar çekmek zorundadır. Kalabalıklar içindeki yalnızlığımı dibine kadar yaşattın. Güldürmekten daha çok gözümden damla düşmemesi uğruna yoğun çaba sarf ettiğim, tam mutlu olacağım derken tokadını yüzüme sertçe vurduğun bir yıldın. ve bir Sezen Aksu şarkısı 🎶 gelir aklıma işte biz o gün tükeneceğiz...

    Gidenlerin geri döneceğini ve dönse dahi hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını öğrettin. Yaşamaya çalıştığım şeyin hayat olmadığını gösterdin. Bir koşuşturmacanın içinde heba oluyormuşum meğer. Aslında 2019 bana kim olduğumu, bundan sonrasında kim olacağımı gösterdi. Nereye ait olduğumu gösteren efsane bir yıldı. Hiç yaşamamış olduğumu gösterdi bu yıl bana, 23 yıllık ömrümü boşa geçirmişim aslında. Bunu gerçek ve saf sevgiyi bulduğumda anladım. Arayıp bulamadığım mucizeyi önüme oturttu 2019.
    Aşkın varlığına inandım. İnatla reddettiğim bir şeyin nasıl gerçek olabileceğini gözlerimle görmedim ama kalbimde hissettim. Bir insanı sevebilmenin ne müthiş bir his olduğunu yüzüne her bakışımda her bir zerremde hissettim. Daha doğrusu bir insanı hissedebilmeyi öğrendim. Bu yaşıma kadar sevmemiş olduğumu gördüm.
    ‘Ben bundan öncesinde eksiktim ve seninle tamamlandım, diyebildim. Bu zamana kadar hiç sarhoş olmadığımı her yüzüne baktığımı dengemi kaybedişimle anladım. 2019 bana bir insanda kaybolabilmeyi öğretti.
    Ağlatırken güldürdün, kim olduğumu gösterdin, mucizemi verdin. Sana sonsuz teşekkürler Allahım ama ne yazıkki insanlar yanıltır işte. Sonuçta insanlar tam bir hayal kırıklığı değil mi ? Ve ya her insan bir tecrübe değil mi ? Aslında okuduklarımı hissettiklerimi yazmak isteyen bir insan olmadım veya olmak istemezdim .Daha çok kafamdaki kütüphanemde saklamayı tercih ederdim. Ve sanırım biraz dolduğunu hissettim :) Neyse...

    Hayat her zaman ilerleyen ve her zaman kendi kararında devam etmekte olan bir yol gibidir. Ve bazen bu yolda ilerleyebilmek sandığımızdan daha da zor olabilir. Ama unutmamak gerekir ki iyi şeyler birden bire olmaz ve manzarayı görebilmek için önce yokuşu çıkmamız gerekmektedir.Hayattaki iyi şeyler her zaman kendi kendine olmaz. Ve ben de kendi hayatımda yaşadığım birkaç tavsiyeyi sizinle paylaşmak istiyorum.

    1- Elindekilerin Anlamlılığını Hisset: Sahip olduğun birçok şey var. Ve bu sahip olduğun şeylerin hepsinin senin için bir anlamı var. Bazen kötü bazen iyi ama senin hayatını yönlendirecek birer anlama sahipler. Bu yüzden sana tavsiyem hayatında olan biten her şeyin bir anlamı olduğunu kabul et. Anlamı olan şey her zaman iyi olmak zorunda değildir. Bazen kötü olan şeyler hayatımıza anlam katar.

    2- Hayalini Belirle: İnsanın en çok sık yaşadığı duygulardan biri boş kalmışlık ve ne yapacağını bilememe durumudur. Böyle hissettiğin ve kendini bir yerde bulamadığın zamanlarda kendine bir hayal belirle. Bir yere gitmek veya bir şeyi
    başarmaya kadar her şeyi kendi hayal gücün çerçevesinde belirleyebilirsin. Hayalinin ve bir idealinin olması yürüdüğün yolda daha anlamlı yürümeni sağlayacaktır.

    3- Her Şeyi Yapabilirsin, Kendine Güven: Yaşadığımız hayat çerçevesinde en önemli olan şey belki de insanın kendine güvenmesidir.
    Kendine güvenmek yeteneklerinin gün ışığına çıkmasını sağlayacaktır, sana yol gösterecek hangi yolda durman gerektiğini sana hissettirecektir.

    4- Her Şeyin Bir Sebebi Vardır: Hayatta yaşadığımız her şeyin bir sebebi var. Hiçbir şey boş yere olmuyor, olmadı, olmayacak da. Başımıza gelenlerin hepsinden bir anlam çıkarmamız gerekiyor ki hayatımızı daha iyi bir şekilde yönlendirelim.
    Sonuç ve durum ne olursa olsun hayatımızı kendimiz yönlendirmek zorundayız. Olan şeyi kabul et ve kendi hayatında emin adımlarla yürümeye devam et.

    5- İyilikleri Hayatından Eksik Etme: Hayatta iyilik kadar güzel ve anlamlı hiçbir şey yoktur. Bir iyilik bir anda bütün içimizdeki buzları eritebilir, yüzümüzü güldürebilir bize birçok anlam sunabilir. Birisi sana kötü bir şey yaptı diye kötü bir şey yapmak ve öcünü almak zorunda değilsin, zaten her şey döner ve dolaşır; kötülükler kötülüğü, iyilikler iyiliği bulur.

    6- Duygularını saklama ne hissedyorsan o an onu yaşa veya içinden geçen aklındaki neyse onu yap kafandakileri söyle her zaman sonuçları iyi olmasada aslında iyi geliyor. Veya benim gibi biraz dengesiz damgası yiyebilirsiniz dikkat :)
    Sinirlendiğinde sana iyi gelen birşeyler bul ben daha çok deli gibi dans etmeyi kendimi müziğe bırakmayı seviyorum. Bu benim terapi yöntemim motive olmak içinse tercihim tabiki kitaplarım sonsuz huzur...

    "İyi kitaplar okumak, geçmiş yüzyılların en iyi insanlarıyla sohbet etmek gibi..." sözünde bahsettiği gibi :)

    Şimdilik bu kadar yeter sanırım susmam gerek artık :) Tubiiii
  • Yolun düz bir çizgi değil,bir çember olduğunu anladığında, hayatla ilgili düşüncelerim de değişti. ileri doğru yaptığımız yolculuk, aslında bir geri dönüş yolculuğuydu. Gitmek dönmekti.Gittigimiz yol, başladığımız yerin bir adım öncesine vardiriyordu bizi (s,177-178)
  • Bir ben kaldım şimdi
    Tek yakın bana.
    Ama ben eskiden de
    Hep böyle
    Yalnız çıkardım yola.