• BAHADIR YENİŞEHİRLİOGLU

    1 batı notları nuri pakdil
    2 Mesnevi Mevlana Celaleddin Rumi
    3 Nebiler Silsilesi-1 Osman Nûri Topbaş
    4 montaıgne denemeler Türkçesi Sabahattin eyüpoğlu
    5 savaş ve barış Tolstoy
    6 paulo coelho simyacı
    7 yedi güzel adam Cahit zarifoglu
    8 nazan bekiroglu nar ağacı
    9 çile necip fazıl
    10 cemil Meriç magaradakiler



    MARİO LEVİ

    1 Dostoyevski karamazov kerdeşler
    2 virginia woolf deniz feneri
    3 Marcel Proust - KAYIP ZAMANIN İZİNDE
    4 stefan zweıg dünün dünyası
    5 Dava, Kafka
    6 Huzur, Ahmet Hamdi Tanpınar
    7 vırgınıa woolf mrs dalloway
    8 albert camus veba
    9 bihbir gece masalları


    KAAN KURAL

    1 contact carl Sagan

    2 yüzüklerin efendisi j. R . r tolkıen
    3 bitmeyen savaş joe haldeman
    4 Çavdar Tarlasında Çocuklar J. D. Salinger
    5 george orwell hayvan çiftliği
    6 futbol ateşi nıck hornby
    7 ratrıck süskınd koku
    8 güneşde doğar Ernest hemıngway
    9 guguk kuşu ken kesey
    10 wıllıam goldıng sineklerin tanrısı
    11 montaıgne denemeler Türkçesi Sabahattin eyüpoğlu


    CANAN TAN

    1 orhan kemal uçurum
    2 feyza hepçilingirler arada aşk var
    3 sibel k. Türker hayatı sevme hastalığı
    4 selçuk altun sol omzuna güneşi asmadan gelme
    5 inci aral gölgede kırk derece
    6 barış bıçakçı bir süre yere parerel gittikten sonra
    7 kürşat başar yaz
    8 emrah serbes deli duman
    9 ahmet telli hüznün isyan olur _ yangın yılları _ su çürüdü
    10 yekta kopan kediler güzel uyanır
    11 kürk mantolu madonna Sabahattin ali


    SİBEL ERASLAN

    1 dede korkut hikayeleri
    2 hadikatü's-süeda
    3 şeyh galip hüsnü aşk çevirmen Muhammed nur doğan
    4 fihi ma fih Mevlana
    5 hikem i ataiyye Atâullah İskenderî
    6 romeo ve juliet shakespeare
    7 beyaz gemi Cengiz aytmatov
    8 aya yolculuk jules verne
    9 Antonie De Saint Exupery Küçük Prens
    10 mülksüzler ursula k. Leguın


    MURAT YALÇINTAŞ

    1 Antonie De Saint Exupery Küçük Prens
    2 mesnevi
    3 bozkurtlar diriliyor Hüseyin Nihal atsız
    4 yaşar kemal ince mehmed
    5 halil cibran ermiş
    6 peyami safa dokuzuncu hariciye koguşu
    7 sefiller vıctor hugo
    8 Nasuh mahruki bir dagcının güncesi
    9 george orwel 1984
    10 çile necip fazıl
  • Güzel birliste okumadıklarımı okuyacağım

    1. Schopenhauer : Say yayınları dizisi , İsteme ve Tasarım olarak dünya , aşkın metafiziği ,
    2. Rudiger Safranski : Felsefenin yaban yılları( Schopenhauer biyografisi)
    3. Nietzsche : Böyle buyurdu zerdüşt, Putların Alacakaranlığında, İyinin ve kötünün ötesinde
    4. Soren Kierkegaard : Korku ve Titreme , Kahkara benden yana , Ölümcül hastalık umutsuzluk
    5. Dostoyevski : Karamazov Kardeşler , Ecinniler , Yeraltından notlar
    6. Albert Camus : Mutlu ölüm , yabancı , Defterler
    7. Jean Paul Sartre : Bulantı , Yaşanmayan zaman , sözcükler
    8. Irvin Yalom : Nietzsche Ağladığında , Bugünü Yaşama arzusu
    9. Platon : Sokrates’in savunması ( uzun versiyonunu öneririm)
    10. Aristoteles : Poetika
    11. Cicero : Yaşlılık üzerine , Ölüm üzerine
    12. Seneca : Teselliler
    13. Augustinus : İtiraflar
    14. Boethius : Felsefenin tesellisi
    15. Epiktetos : düşünceler ve sohbetler
    16. Fernando Pessoa : Huzursuzluğun kitabı
    17. Cesare Pavese : Yaşama Uğraşı
    18. L. Ferdinand Celine : Gecenin sonuna yolculuk
    19. Baruch Spinoza : Ethika
    20. David Hume : İnsanın doğası üzerine inceleme , din üzerine
    21. Voltaire : Candide
    22. Jean Jacques Rousseau : Toplum sözleşmesi , Yalnız gezerin düşleri
    23. Sigmund Freud : Psikanaliz üzerine , mutlu olma ihtimalimiz
    24. Ludwig Wittgenstein : Felsefi Soruşturmalar
    25. Bertrand Russell : Sorgulayan denemeler
    26. Peter Singer : Hayvan Özgürleşmesi
    27. George Orwell : 1984 , Hayvan Çiftliği
    28. Hermann Hesse : Bozkırkurdu , Demian , Siddharta
    29. Ahmet Hamdi Tanpınar : Saatleri ayarlama enstitüsü
    30. Lermontov : Zamanımızın bir kahramanı
    31. Aldous Huxley : Cesur yeni dünya
    32. Anatole France : Kırmızı zambak
    33. Cemil Meriç : Sosyoloji notları , Bu ülke
    34. Charles Bukowski : Kadınlar , Ekmek arası
    35. Chuch Palahniuk: Dövüs kulübü , Gösteri peygamberı
    36. Jack Kerouac : Yolda
    37. Tolstoy : İtiraflarım , Anna Karenina
    38. Edgar Allen Poe : Seçme şiirler , seçme öyküler
    39. Eduardo Galeano : Biz hayır diyoruz , aynalar
    40. Elias Canetti : Körleşme
    41. Jose Ortega y Gasset: Sevgi üzerine
    42. Max Horkheimer : Akıl tutulması
    43. George Bernard Shaw : Gülen düşünceler
    44. Sabahattin Ali: Kürk mantolu madonna, içimizdeki şeytan
    45. Herakleitos : Fragmanlar
    46. Ralph Waldo Emerson: İnsanın görkemi
    47. Richard Dawkins: Tanrı yanılgısı
    48. Jack London : Martin Eden
    49. Marcel Proust : Kayıp Zamanın İzinde (2 cilt)
    50. Vladimir Jankelevitch : Ölümü düşünmek
    51. Slavoj Zizek : Acı çeken tanrı
    52. Marquis de Sade : Yatak odasında felsefe
    53. Simone de Beauvoir : Denemeler , Kadın (serisi)
    54. Virginia Woolf : Kendime ait bir oda , Mrs. Dalloway
    55. Michel Foucault : Cinselliğin tarihi
    56. Erasmus : Deliliğe övgü
    57. Paul Lafargue : Tembellik hakkı
    58. Milan Kundera: Varolmanın dayanılmaz hafifliği
    59. Franz Kafka : Milena’ya mektuplar , Dava , Aforizmalar
    60. Oscar Wilde , Dorian Gray’in portresi
    61. Sadık Hidayet , Kör baykuş
    62. Carl Sagan : Cosmos ( evrenin sırları)
    63. Alfred Adler : İnsanı tanıma sanatı
    64. Walter Sinnott Armstrong : Tanrısız ahlak
    65. Orhan Hançerlioğlu : Düşünce Tarihi
    66. Nigel Warburton: Kısa felsefe tarihi
    67. Alain de Botton : Felsefenin Tesellisi
    68. Peter Watson: Fikirler Tarihi
    69. Emil Michel Cioran: Doğmuş olmanın sakıncası üzerine , Çürümenin kitabı
    70. Ivan Goncarov : Oblomov
    71. Mark Daniels : Dünya mitolojisi
    72. Gündüz Vassaf : Cehenneme Övgü
    73. Victor E. Frankl : İnsanın anlam arayışı
    74. Montaigne : Denemeler
    75 .Platon : Devlet
    76. Wilhem Reich : Dinle Küçük Adam
  • 184 syf.
    ·Beğendi·8/10
    (SPOILER İÇERMEKTEDİR)

    Rousseau’nun diğer ansiklopedistler tarafından yadırganması ve dışarıda tutulması onu uzun süreli yalnızlıklara itmiş. Bu duygu yoğunlukları ve kendini savunma çabaları onu “İtiraflar” adlı çalışmasını yazmaya itmiştir. “İtiraflar”dan çok daha sonraları, cüsse açısından daha küçük ancak yine aynı temeller üzerine oturan “Yalnız Gezerin Düşleri” isimli kitabını yazmıştır.

    Yalnız Gezerin Düşleri, edebiyatın geleneksel türleri arasında yer bulamayan anı ile roman arasında gidip gelen bir metindir. Daha doğru bir tabir kullanmak gerekirse bir “ben anlatısı”dır. 10 bölüme ayrılarak oluşturulmuş kitaptaki bölümlere rakamsal sırayla birinci, ikinci, üçüncü gezi şeklinde isimler verilmiştir. Kitaba ilk bakışta bu bölümlerin birbirinden kopuk şekilde durduğu sezilmektedir. Hatta bu durum, metinlerin bir gezi esnasında ya da gezi deneyimleri sonucu yazılıp yazılmadığı şüphesini bile doğurabilir. Ancak, Ester Yanarocak’ın Bordo-Siyah yayınevi tarafından basılan çevirisinin önsözünde Veysel Ataman; “Rousseau[‘nun] 1776-1778 arasında yaptığı gezintiler sırasında aldığı küçük notları içe bakışlarıyla birleştirerek bu metni oluştur[duğunu], birinci, üçüncü ve dördüncü bölümlerin kaynağını[n] bu sağa sola düşülmüş notlar[dan]”(1) geldiğini aktarmaktadır.

    Rousseau, kitabının ilk bölümünde bu metne “İtiraflar”ın devamı olarak bakılabileceğini söylemektedir.(2) Ancak “birçok eleştirmen onun ateşli ve tutkulu deyişinin, bu yapıtta duygulu, yumuşak ve lirik bir söyleme dönüştüğü konusunda birleşmektedir.”(3) Bir “öncü romantik” olarak değerlendirilen Rousseau, kendini hiçbir zaman herhangi bir akımın temsilcisi olarak adlandırmamıştır. Ancak romantizmin önemli noktalarından biri olan duygu yoğunluğu, lirik ve coşkun anlatım, metnin ayrıca bir “ben anlatısı” olması ile birleştiğinde kitabın Romantizm akımı açısından incelenebilmesine yol açmaktadır.

    Çalışmamın bundan sonraki bölümünde kitaptan alıntılar yaparak romantizm ile örtüşen noktalarına değinmeye çalışacağım. Örneğin “Genç Werther’in Acıları” kitabının ilk satırlarında karakterin mekân değiştirdiği ve yeni bir ortamda bulunduğunu anlarız. Yalnız Gezerin Düşleri de buna benzer olarak
    “İşte, yeryüzünde yalnızım; kendimle başbaşayım; artık ne kardeşim var, ne benzerim, ne de dostum. İnsanların en seveceni, en cana yakını, bu insanlar arasından sözbirliğiyle çıkarıldı”[s.5]

    satırlarıyla başlar. Her ne kadar bir mekân değişimi söz konusu olmasa da metnin daha başında okuyucuya sunulan “kopmuşluk, vazgeçilmişlik” duygusu bundan sonrasının anlatıcı için eskisi gibi olmayacağını sezdirir. Bu durum bize ister istemez karakterin zihinsel yahut fiziksel bir yolculuğa çıkmakta olduğu hissini de uyandırır. Okuyucunun böyle hissetmesini haklı kılan ise kitabın ikinci bölümündeki;

    “Yazmaya koyulduğum yapıt ancak tam bir yalnızlık içinde yazılabilirdi; bu dünyanın gürültü patırtısı içinde mümkün olmayan uzun ve rahat düşünceleri gerektiriyordu. Bu da beni başka bir yaşama biçimine yönlendirdi. O yaşama biçimini pek sevdim; isteğim dışında yalnızca kısa bir süre vazgeçtikten sonra, olanak bulunca sevinçle yine kavuştum. Öyle ki, beni mutsuz kılmak için dışlayarak yalnız yaşamaya mahkûm eden insanların, mutluluğuma benden çok hizmet ettiklerini gördüm.”[s.26]

    satırlardır. Anlatıcı bu satırlarla birlikte hem metnin yazılışını açıklar, hem bir yolculuk içinde olduğunu aktarır ve bir yandan da kitabın başında aktardığı yalnızlaştırılmasına karşı zihinine rahatlatıcı bir bahane bulur.
    Ana konudan kopmadan metinde romantizm ile örtüşen başka bir noktaya değinmek gerekirse;

    “Hâlâ ara sıra okuduğum birkaç kitap arasında beni en çok ilgilendiren ve yararlı olanlar, Plutarkhos’un yapıtlarıdır. Çocukluğumda ilk okuduğum odur; diyebilirim ki, ibret dersi aldığım tek yazardır. ”[s.35]

    satırlarını anmak gerekir. Bilindiği gibi romantizm de Antik metinlere yapılan başvurular ve karaktere antikiteye dair referanslar verdirmek sık rastlanan bir noktadır. Anlatıcı burada Plutarkhos’un bir kitabına atıf yapar ve aynı zamanda bu antik yazarı yüceltir.

    Romantizmin önemli bir noktasıysa doğaya kaçış ve doğanın yüceltimidir. Öyle ki insan doğanın içinde kaybolmalı, vahşi doğanın bir parçası olmalıdır. Bu noktayı en çok göreceğimiz kişilerin başında Rousseau gelir;

    “Zevklerimden en büyüğü kitaplarımı sandıklarda bırakmak ve yazı takımım olmamasıydı. Aldığım anlamsız mektuplara yanıt vermek zorunda kalınca vergi memurunun kalem takımını kullanır ve bir daha kullanmayacağımı umarak tekrar geri verirdim. Odamı o boş kağıt ve kitaplarla dolduracağım yerde, çiçek ve otlarla dolduruyordum”[s.53]

    “Ormanların derinliklerine kaçsam da, beni izleyen ve bütün doğayı gözlerime örten sıkıcı bir kalabalık vardı. Toplumun sevdalarından ve zavallı kalabalığından sıyrıldıktan sonradır ki doğayı bütün güzellikleriyle yeniden buldum.”[s.95]
    Doğanın yüceltimi konusunda Rousseau’da görebileceğimiz diğer bir önemli nokta ise, bir yandan doğaya duyulan bağlılığı anlatırken diğer yandan şehir ve şehirleşmenin kötülenmesidir. Bu nokta Rousseau’nun felsefi ve siyasi düşüncelerinde de önemli bir yapı taşı konumundadır. Yalnız Gezerin Düşleri’nde bu konu şu satırlarla dile getirilmiştir;

    “Paris’in göbeğinde oturuyorum. Evimden çıktığım zaman kır görünümüyle yalnızlık ararım. Ama bunlara kavuşmak için o denli uzaklara gitmeli ki… Şöyle rahat bir soluk almadan önce yolda gönlümü hırpalayacak bin türlü şeye rastlarım ve aradığım köşeye varıncaya dek, günün yarısı kaygıyla geçer. Gideceğim yere ulaşabilirsem ne mutlu! Kötü insanlar topluluğundan sıyrıldığım anlar pek tatlıdır ve kendimi ağaçların, çimenlerin ortasında görünce cennete sanır, insanların en mutlusuymuşum gibi zevk duyarım”[s.94]

    Bütün bu özellikler Rousseau’ya yakıştırılan “öncü romantik” tanımının haksız olmadığını gösterir. Jean-Jacques Rousseau fikirleri ile dönemin felsefi ve siyasal düşüncesine büyük katkılarda bulunduğu gibi yazdığı kitaplarla da dünya edebiyatının kilometre taşlarından biri haline gelmiştir.

    (1) Rousseau, J.J, Yalnız Gezenin Düşleri (E. Yanarocak çev.), Bordo-Siyah Yayınevi, 2004, İstanbul, s.6
    (2) Rousseau, J.J, Yalnız Gezerin Düşleri (M. Murat Sezer çev.), Etap Yayınevi, 2010, İstanbul, s.10 (Metin içerisinde yapılacak diğer alıntılar için bu kaynak baz alınacaktır.)
    (3) Kadıoğlu, Ş. Rousseau’nun “Yalnız Gezenin Düşleri”nde Mutluluk Arayışı (2007, Aralık), C.Ü. Sosyal Bilimler Dergisi, 2, s.184
  • 96 syf.
    ·8 günde·Beğendi·10/10
    Bazı kitapları anlatmak neredeyse imkansızdır. Burada benim felsefe konusundaki yetersizliğim ve kitabi bilgimde dahil olduğu için olayı sadece sizlere yüzeysel olarak aktarabilirim.

    Öncelikle söylemek istediğim okuduğum versiyon İş Kültür'ün yayını olduğundan kitaba eklenen diyalog sayısı çok fazla yani sadece Sokrates'in savunmasından ibaret değil. Euthyphron, Apologia, Kriton, Phaidon olan konuşmaları da kitaba dahil edilmiş. Beni en çok etkileyen bölüm; ölümü beklerken Phaidon'la olan diyaloglarıdır. Burada Sokrates ölüm ve sonraki hayat ile ilgili müthiş derecede önemli bilgiler veriyor. Ve ben bu bölümde Sokrates'in ne kadar büyük bir felsefeci olduğunu daha iyi anladığımı söylemek isterim.

    Kitap Sokrates'in Arenaya girmeden önce Euthyphron ile konuşmasıyla başlıyor. Beni buraya bir suçlama yüzünden çağırmışlar diyor ve sohbetleri iyice derinleşiyor. Euthyphron'in kahin ve bir din bilgini olduğunu da söylemeden geçemem. Sonra Sokrates Atinalılar'a (Yargıçlara) hitaben kendini savunacak konuşmasını büyük bir cesaret ve erdemle yapıyor. Burada önemli bir detay vermem gerekirse kitapta yabancı kelime sayısı biraz fazla ve dipnot olarak değilde son not olarak verilmiş. Son notları en son okursanız hiç bir şey anlamayabilirsiniz. Okumayı bölüpte sürekli arkaya bakmakta işin zevkini kaçırıyor diyebilirim. Bu yüzden bazı şeyler havada kalabilir. Bu tamamen sizin zevkinize kalmış bir olay. Ben bir iki yer hariç son notları dikkate almadan okudum. Ona rağmen kitaptan büyük zevk aldım.

    Kitapta altı çizilecek kelime sayısının çok fazla olması kitabın ne kadar dolu olduğunu gösteriyor. Her kelime bir detay her söz bir öğreti. Sokrates'in ruh ve ölümü sorgulamasındaki becerisi ve ruh derinliği muazzam. Kitabın bana ölüm hakkında ne kadar çok şey kattığını burada tek tek anlatamam ama ciddi anlamda etkilediği şüphesizdir.

    Meletos, Anykos ve Lykon'un Sokrates'i gençleri yoldan çıkarıyor ve tanrıları inkar ediyor suçlamasıyla mahkemeye vermesiyle başlayan savunmayla soluksuz bir biçiminde ölümüne kadar devam ediyor. Özellikle son bölümleri defalarca dönerek tekrar tekrar okudum. Hafızalarda derin izler bırakacak bu diyaloglar beni gerçekten çok fazla etkiledi. Kitap bana göre; bırakın mutlaka okunması gereken kitaplara girmesini defalarca okunması gereken kitaplardandır. Şüphesiz dönüp dönüp bakacağım nadide kitaplardan biri olmuştur benim için. Başkalarında aynı etkiyi yaratabilir mi bunu tahmin edemem ama kitabı okumak derin felsefi bilginin yanında hafızanıza kazınacak epik karakterlerin o muhteşem dünyasında yapacağınız yolculuk size bambaşka tatları vereceği şüphesizdir. Kitap şu anda çoktan ilk 10 kitabıma girmiş ve yerini sağlamlaştırmıştır :) Keyifli Okumalar dilerim :)
  • 352 syf.
    ·87 günde·Beğendi·10/10
    Yedi fantezi edebiyatı yazarının kaleme aldığı macera,korku ve gizem dolu 7 hikaye...Çok sürükleyiciydi. Bitmesini hiç istemedim.Her hikaye bir birinden heyecan vericiydi. Okumanızı tavsiye ederim.
    İntihar Lisesi - Corinne O'Flynn : Bir seri katil başladığı işi bitirmek için yıllar sonra geri dönüyor.
    Kafe geri sayım - Kristi Helving : Özel müşterileri olan bir kafe.
    Jesse'ninki - Rebecca Taylor : Akşamdan kalınan bir sabah,bir önceki gecenin dehşetini maskeliyor.
    Duo'vr - Sue Duff : Bir prensesin düğün hediyesi beklediğinden fazlasına mal oluyor.
    Kapı - Shawn McGuire : Bir evin kilitli kapısı korkunç bir sırrı saklıyor.
    Kader Taşı - Wendy Terrien : Akıl hastanesinde uyanan bir kız hayatta kalmaya ve kaçmaya çabalıyor.
    Zamansızca - A.G Henley : Genç bir kadın gelecekten gelen bir hırsıza engel olmak için geçmişi koruyor.
    İnceleme:

    Fantastik kitapları seven biri olarak kitabı görünce dayanamayıp hemen aldım. Kitabın kapağı da çok ilgi çekici. Kitap da 7 fantezi yazarından birbirinden bağımsız 7 hikaye var. Yazarların hepsi de çok iyi, hikayeleri büyük bir heyecan ve merakla okudum.Çevirisi de çok başarılı. İlk hikaye olan intihar lisesin de ölü insanları gören bir genç kızın doğaüstü güçlere sahip olmanın sıkıntılarını anlattığı kısmı çok iyiydi ama hikayenin sonu sinir bozucu. İkinci hikaye de sevdiği birini kaybettiği için psikoz atakları olan bir genç kız bir kafe ye giriyor ve her şey o an değişiyor. Etkileyici bir hikayeydi. Jesse'nin hikayesi ise gerçek bir hikayeden esinlenilmiş. Jesse'ye hem üzüldüm hem oh olsun sana dedim. Duo'vr ise geçmişe yolculuk yaptıran garip bir köpek ve geçmişe giden bir prensesin hikayesi anlatımı bakımından diğer hikayelere göre zayıftı. Ama konusu güzeldi. Kapı çok merak uyandırıcıydı. Kapı'nın yazarı oğlunun sorduğu bir sorudan etkilenerek yazmış. Ya kapı bir daha açılmazsa?... Kader Taşı adlı reenkarnasyon'u konu alan hikaye de ise ben böyle duruma düşsem ne yapardım diyorsunuz. Zamansızca da zaman yolculuğu ve kahramanlar var.En fantastik olan hikaye bence buydu. Aslında hikayeler fantastik olmaktan çok öğüt vericiydi. Her hikayeden çıkarılacak bir ders var.Kitabın sonunda yazarlar hakkında bilgilerin ve yazarların hikayeleri hakkında kısa notları var.Okumanız tavsiye ederim. Keşke bir kaç hikaye daha olsaydı diyeceksiniz.
  • 573 syf.
    ·2922 günde·Beğendi·10/10
    lise yıllarımda okumuştum..
    birçok ülkeyi savaştan kaçarak savaşı aynı zamanda anlatarak kaleme alınmış muhteşem bir yapıt.. kitabın aslı 250 300 sayfa kadarmış.. 1950 li li yıllarda bir sahaf da Celine' nin notları çıkmış daha sonra tekrar tab edilerek metin büyütülmüş..
    dünya tarihi okumaları için ölmeden evvel mutlaka okuyunuz..
  • “nihayet bavulum ve daktilomla otobüse bindim, daktiloyu kafama düşmemesi için üst rafın dibine yerleştirdim, bol içkili ve Fort Worth'lü bir kızılla hafif flört içeren bir yolculuk oldu. ben de Fort Worth'de indim, ama kızıl annesi ile yaşıyordu, bir oda tutmak zorunda kaldım ve bir genelevde tuttum yanlışlıkla, sabaha kadar bağırıp çağırıyorlardı: "HEY! kaç para verirsen ver ONU bana sokamazsın!" sürekli sifon sesi. açılıp çarpılan kapılar.”