Ragıp Sefa Sarı, bir alıntı ekledi.
24 May 14:35 · Beğendi

Kuran, Bedelsiz Cennet Anlayışına NE Dıyor?
Kur'an, cennetin bedelinden söz eder. Yüce Allah'ın müminlerden canlarını ve mallarını cennet kendilerinin olmak üzere satın aldığını bildirir.
Ebedi Kurtuluş için mallar ve canlar karşılığı yapılması gereken bir ticaretten söz eder.
Allah, inanıp güvenenlerin kendilerini ve mallarını Cennete karşılık satın almıştır. Allah yolunda çarpışırlar; öldürürler ve ölürler. Bu Allah’ın Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da verdiği gerçek sözdür. Sözünü Allah’tan daha iyi tutan kimdir? Öyleyse yaptığınız bu satıştan dolayı sevinin. Bu, büyük bir kurtuluştur.( TEVBE - 9/ 111)
Ey inanıp güvenenler! Acıklı azaptan kurtaracak bir ticareti size göstereyim mi?
"O ticaret, Allah’a ve elçisine tam güvenmeniz Allah yolunda mallarınızı ve canlarınızı ortaya koyarak mücadele (cihad) etmenizdir. Bilseniz sizin için hayırlı olan budur.
Bunlara karşılık Allah, günahlarınızı bağışlayacak ve sizi içinden ırmaklar akan bahçelere(cennetlere), güzel konaklara yerleştirecektir. Büyük başarı işte budur."
(Saf 61/ 10 - 12)
'Iman ettim' demekle
bırakılıvermenin ve kurtuluşa ermenin söz konusu olmayacağını beyan edilir.
(BKN: Ankebut 29 - 2 / 3)

'Yoksa siz sizden önce gelip geçenlerin başına gelenler sizin başınıza da gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız yoksulluk ve sıkıntı Onlara öylesine dokunmuş öyle sarsılmışlardı ki Nihayet elçi ve beraberindeki müminler
'Allah'ın yardımı ne zaman diyordu' bilesiniz ki Allah'ın yardımı yakındır'
( Bakara 2 / 214)
Kurtuluş'un yolu insanların ürettiği kuruntular ve İltimas gibi beklentiler değil iman etmek ve iman akdinin gereklerini yerine getirmeye gayret etmektir. Iman akdi pratik sorumluluklar doğuran ve insan için asla çiğnenmesi gereken kırmızı çizgiler vaz eden bağlayıcı bir sözleşmedir.
Iman ciddi bir iddiadır ve insandan ciddiyet ister.
'Iman ettim' demek her şeyin sonu değil, her şeyin başlangıcıdır.
'Önemli olan bu sözü söz olmanın ötesine taşımak, onu hayatımızda görünür kılmaktır'.
Tarihsel süreçte üretilmiş olan 'iman Kalp ile tasdik dil ile ikrardır' anlayışı Kur'an'ın iman öğretisi ile hiçbir şekilde bağdaşmamaktadır.
Aslında bu anlayış Müslümanların genel kabulüne aykırı şaz bir görüş olarak ortaya çıkmış fakat ilerleyen dönemde yaygınlık kazanarak bugüne kadar taşınmıştır.
Iman mefhumuna dair ilk dönemde yapılan tanımlara baktığımızda" Kalp ile tasdik dil ile ikrar vücudun azaları ile amel" tarihfinin öne çıktığını görmekteyiz.
Kur'an'ın iman amel bütünlüğü dair güçlü vurgusu, Amelsiz bir iman tanım ve tarifini zaten boşa çıkarmaktadır.
Kur'an'ın öğretisinde insanın Haktan mı batıldan mı yana oldugu yüce Allah'a kul olmayı mi tercih ettiği yoksa hevasına veya tağutlara kulluğumu dünya ekinini mi ahiret ekinini mi önceledigi ' Sarp Yokuşu aşıp aşamadıgi sorularının cevab alani amellerıdir.
Tipki ayeti kerimede beyan edildiği gibi:

"Sarp geçit nedir, nereden bileceksin? (Öyleyse dinle!)
O, boynu bükük olanı kurtarmaktır.
Veya kıtlık gününde yemek yedirmektir .Yakınlığı olan bir öksüzü,
Ya da sürünen bir çaresizi doyurmaktır. Bir de inanıp güvenen(mümin olan), biri birine sabrı tavsiye eden ve merhameti tavsiye eden kimselerden olmaktır."
(Beled 90 -12 \17)

"İyilik, yüzünüzü doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. İyilik; Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara ve nebîlere inanıp güvenen kişinin yaptığıdır. Böyle bir kişi, sevmesine rağmen malını, kendine yakınlığı olanlara, yetimlere, çaresizlere, yolda kalanlara, isteyenlere ve boyunduruk altındakilere verir. Namazı tam kılar ve zekâtı verir. Bunlar anlaşma yaptıkları zaman da yükümlülüklerini yerine getirirler. Baskılara, zorluklara, bir de baskın anında olacaklara karşı dirençli olurlar. Özü sözü doğru olanlar bunlardır. Allah’tan çekinerek korunanlar da bunlardır."
(Bakara 2 / 177)
Kur'an'ın bize öğrettiği din, alemlerin Rabbine itaat etmeyi iman iddiasında bulunan insanlara şart koşmaktadır. Emir ve yasaklar konusunda Mümin bir kimse muhayyer değildir.
Evet Dinde zorlama yotur (2 /256) " insan şükredici veya nankör olma konusunda muhayyer bırakılmıştır. (76/ 3)
Ancak tercihini imandan yana yapan ve iman akdinde bulunan insan artık başıbozuk davranma, hevasına isteklerine göre yaşama keyfiliği içinde olamaz. Çünkü iman akdi bağlayıcıdır.
Iman akdinden sonra hevasına yönelmek akdin iptali anlamına gelir. Kur'an hiçbir konuda olmadığı gibi Bu konuda da hiçbir şakası yoktur.
" Ey iman edenler Allah'a karşı gelmekten sakının Eğer gerçekten iman etmiş kimselerseniz faizden geriye kalanı bırakın böyle yapmazsanız Allah Ve Resulu ile savaşa girdiğinizi bilin Eğer tövbe edecek olursanız Ana paranız sizindir . Böylece sizin de başkalarına Haksızlık etmiş olursunuz ne de başkaları size Haksızlık etmiş olur."
( Bakara 2 / 278 - 279)
Iman iddaa'sı beraberinde Allah'a itaati getirmediği takdirde bir anlam ifade etmemektedir yüzlerce ayet bu gerçeğe vurgu yapmaktadır.
Bir ayeti kerimede şöyle buyurulmaktadır :
"Onlar ancak kendilerine meleklerin veya Rabbinin gelmesini yahut Rabbinin bazı alâmetlerinin gelmesini bekliyorlar. Rabbinin bazı alâmetleri geldiği gün, önceden inanmamış ya da imanında bir hayır kazanmamış olan kimseye artık imanı bir fayda sağlamaz. De ki: “Bekleyiniz, şüphesiz biz de beklemekteyiz.”
(En'am 6 / 158)
Bu ayetteki " imanın da veya imanıyla bir hayır kazanmamış" kısmı üzerinde iyi düşünmek gerekir. Tek başına bu ayet bile, geleneksel öğretinin iman amel konusundaki mürcie kaynaklı tezini çürütmeye yeterlidir.
Insanın akıbetini belirleyen dünya hayatında yapıp ettikleri bir kişinin ayinesi işidir /amelidir.
Hesapların görülmesi sonrası cennete cehenneme sevk edilen insanlarla ilgili Kur'an'da yazılan birçok ayet grubundan birini birlikte görelim :

"(Cehennemliklere) girin ona artık ister sabredin ister sabretmeyin sizin için birdir Siz ancak yaptıklarınızla cezalandırılıyor sunuz denilir hiç şüphesiz muttakiler cennetlerde Nimet içindedirler Rablerinin verdikleriyle sevinçli ve mutludurlar Rableri kendilerine çılgınca yanan cehennemin azabından korumuştur yaptıklarınızdan dolayı Afiyetle yiyin ve için (denilir)"
( 52 / Tur /16 - 19)

"Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Sonunda, işlerini kötü yapanları cezalandıracak ve iyi yapanları da daha güzeli ile ödüllendirecektir.
Büyük günahlardan va ahlaksızca fiillerden kaçınanlara gelince: ufak tefek kusurlar işleseler de, kesin olarak bilsinler ki senin Rabbin engin bağış sahibidir. O, yeryüzü (toprağından) sizi var ederken de, anneleriniz karınlarında cenin halindeyken de sizinle ilgili her şeyi bilir; şu halde kendinizi temize çıkarmayın:
Kimin takvaya uygun davrandığını en iyi bilen O'dur."
(Necm - 53 / 31 - 32)

Görüldüğü üzere Rabbimiz insanların karşılaştıkları akıbetlerinin onların amellerinin , yapıp etmelerinin belirleyeceğini bildirmektedir. Kur'an baştan sona Bu gerçeğe vurgu yapmak da salt iman iddiasının bir anlam ifade etmediğini bildirmektedir.
[ İslam'a İlk Adımlar
Şükrü Hüseyinoğlu ]
Sayfa: 89 - 94

İslam'da İlk Adımlar, Şükrü Hüseyinoğlu (Sayfa 89 - Ma'ruf Yayınları ~)İslam'da İlk Adımlar, Şükrü Hüseyinoğlu (Sayfa 89 - Ma'ruf Yayınları ~)
Pinhân, bir alıntı ekledi.
21 May 19:15

Çünkü kadınlar o milyonlarca yıl boyunca ev içlerinde oturmuşlardır, böylece bütün bu yıllar boyunca onların yaratıcılıkları duvarların içlerine kadar nüfuz etmişti o evlerin; tuğlaların ve harcın kapasitesini öylesine zorlamıştı ki bu güç, kalemlere ve fırçalara, iş hayatına ve politikaya yönelmek ihtiyacını hissetmişti artık.

Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf (Sayfa 125)Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf (Sayfa 125)
Gülşen sönmez, bir alıntı ekledi.
20 May 17:32 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"En iyisi sana imdat etmektir.Özlemektir seni,geberesiye.Ses etmektir,haykırmak "Leyla!"bir tenha saatte geceler yarı.Ömrümüz çelimsiz,kısa.Çabamız korkunç ama.Ayaklarımızı bastığımız toprağın,kokladığımız havanın,şunun bunun en ibne,en akla gelmez derdini dert edinmek.Kendimizi duymaya,yaşamaya yönelmek bile yasak."

Leylim Leylim, Ahmed Arif (Sayfa 37)Leylim Leylim, Ahmed Arif (Sayfa 37)
Duygu Acer, bir alıntı ekledi.
18 May 21:10 · İnceledi · Puan vermedi

Johannes Scotus
Günahın kaynağı özgürlüktedir. İnsan tanrıya yönelmek yerine kendisine yöneldiği için ortaya çıktı. Kötülüğün tanrıda zemini yoktur çünkü tanrıda kötülük ideası yoktur. Kötülük yokluktur ve zemini yoktur; çünkü bir zemini olsaydı gerekli olurdu. Kötülük iyiden yoksunluktur.
Logos, çok'u Bir'e ve insanı tanrıya geri getiren ilkedir; bu nedenle dünyanın kurtarıcısıdır. İnsanın birliği gerçekleştiren parçası, tanrıyla birleşmekle ilahileşir.

Batı Felsefesi Tarihi Cilt 2, Bertrand Russell (Sayfa 180)Batı Felsefesi Tarihi Cilt 2, Bertrand Russell (Sayfa 180)

Peygamber Efendimizin(sav) 80 tane sünneti

1) Affetmek
2) Çalışmak
3) Süt içmek
4) Saç örmek
5) Etli yemek
6) Koşmamak
7) Saç uzatmak
8) Koku sürmek
9) Sohbet etmek
10) Kabak yemek
11) Teravi kılmak
12) Selâm vermek
13) Yardımlaşmak
14) 3 kez sarılmak
15) Sahur yapmak
16) Düzenli olmak
17) İlim öğrenmek
18) Sessiz ağlamak
19) Sadaka vermek
20) Ezanı dinlemek
21) İki öğün yemek
22) Teşekkür etmek
23) Temiz giyinmek
24) Birbirini sevmek
25) Pazarlık yapmak
26) Hal hatır sormak
27) Tebessüm etmek
28) Misafir ağırlamak
29) Kıyafeti katlamak
30) Birbirini uyarmak
31) Artık bırakmamak
32) Kaşları düzeltmek
33) İğne iplik taşımak
34) Eşikte oturmamak
35) Ölümü hatırlamak
36) Misafiri uğurlamak
37) Sevdiğini söylemek
38) Heybetli görünmek
39) Yumurtayı yıkamak
40) Yastıksız yatmamak
41) Birbirine sabretmek
42) Doymadan kalkmak
43) Yerde yemek yemek
44) Gül suyu kullanmak
45) Davete icabet etmek
46) Yemeği yavaş yemek
47) Sebze ve eti yıkamak
48) Öğle uykusu uyumak
49) Ekmeği elle koparmak
50) Yeri gelince konuşmak
51) Vakıa sûresini okumak
52) Misafire ilgi göstermek
53) Hasta iken hamdetmek
54) İlk verilen sözü tutmak
55) Yemeğe tuzla başlamak
56) Beyaz ve yeşil giyinmek
57) Yavaş ve tane konuşmak
58) Suyu üç yudumda içmek
59) Yoldaki engeli kaldırmak
60) Yemekte güzel konuşmak
61) Kahvaltıda 7 zeytin yemek
62) Aynaya bakınca dua etmek
63) Misafiri tekrar davet etmek
64) Sabah uyanınca el yıkamak
65) Birbirinin kusurunu örtmek
66) Elleri ve yüzü kurulamamak
67) Akşam bulaşık bırakmamak
68) Yemekten sonra tatlı yemek
69) Yemeklerin ağzını kapatmak
70) Su içerken kıbleye yönelmek
71) Kapı açıldığında yan durmak
72) Her işe besmele ile başlamak
73) Çatlak bardaktan su içmemek
74) Yemeğe besmele ile başlamak
75) Arkadaş ziyaretinde bulunmak
76) Seccadeyi sünnet üzere katlamak
77) Abdest alırken yüzüğü cevirmek
78) Cuma günü gusül abdesti almak
79) Bir şey yerken 3 parmakla yemek
80) İsraf etmemek ışıkları söndürmek......

murat ergin, bir alıntı ekledi.
12 May 22:43 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

öyleyse sözlerin bize ne söylediklerini anlamaya çalışmak, bu söylenenlerin bizim hakikatimizi ifade edip etmediğini bilmeye yönelmek düşünmenin ilk adımı olduğu gibi, sürü ile sürüklenmekten kurtuluşun da ilk işaretidir.

Taşları Yemek Yasak, İsmet Özel (Sayfa 60)Taşları Yemek Yasak, İsmet Özel (Sayfa 60)
booksofbet, Seraphita'yı inceledi.
 12 May 17:42 · Kitabı okudu · 3 günde · 10/10 puan

#okudumbitti diyorum ama bunu söylemek gibi bir çırpıda ifade edemiyorum duygularımı. Bazen zarif bir kız bazen de büyüleyici genç bir erkek olarak görünen Seraptiha aracılığıyla Balzac, eşsiz bir mistik yolculuk sunmuş bizlere. Kadın ve erkek ilişkileri, maddi ve manevi dünya gibi konuların bolca geçtiği ve iredelendiği bu kitapta son sayfalarda bir de dünyayı şiddetle ele geçiren ve sömüren krallara/kraliçelere bir serzeniş de var. Maddi dünyanın ve uğraşlarının, manevi dünyaya yönelmek yanında boş hevesler olduğunu sürekli ifade eden Seraphita, gönlünde ve tüm ruhunda yalnızca Tanrı'yı hisseder ve ona göre yaşar. Dünyanın sunduğu tüm geçici hazlar karşısında o sonsuz nimetleri ve sonsuz sevgiyi seçer. Ayrıca yaşadığı süre zarfında hayatına girmiş olan insanlara da kendi bilgeliği aracılığıyla esas sevgiyi anlatmaya çalışır. Balzac kaleminden çıkmış ve efsane bir mistik eser okumak isterseniz Seraptiha müthiş bir seçim.

Fatma Daye Nevşehir, bir alıntı ekledi.
12 May 04:54 · Kitabı okuyor · Beğendi

İnsanlar arasında güven oluşumunu hızlandıran en önemli davranış insanlara içten Selam vermektir. Bir insana selam vermek onun varlığını fark etmektir. Selam verirken bedenimizle selam verdiğimiz kişiye yönelmek, tebessüm etmek , göz teması kurmak ve iyi bir temennide bulunmak karşıdaki kişiye kabullenildigini hissettirir. Kendisine hoş bir an yaşattığınız kişi sizi unutmaz . Bu durumun içtenlikle tekrarı ise iki insan arasında güvenin oluşumunu saglar...

Kadın, Erkek, Eş, Çocuk : İlişki Yönetimi, İbrahim Zeyd Gerçik (Sayfa 17)Kadın, Erkek, Eş, Çocuk : İlişki Yönetimi, İbrahim Zeyd Gerçik (Sayfa 17)

Takvimde Bugün
Tasavvufun Hakikati

Tasavvuf yolu, hakikate ulaşmak için gerekli olan şeyleri araştırmak ve elde etmektir. Hakikat, bir şeyin zatı ve aslı demektir. Mesela insanın hakikati, onun mahiyeti, sahip olduğu aslî manası, manevi yönü ve maddesidir. Sûfîlere göre hakikat, varlıkları ortaya çıkaran yüce zatı gözlerden perdeleyen perdenin açılması, aslı itibariyle yok olan varlıkların fâni olup aradan çıkması ve yalnız ezelî ve bâki olan Allah Teâlâ’nın kalmasıdır. Onlara göre bu, manevi temizliğin neticesinde elde edilecek bir durumdur. Bu temizliğin elde edilmesi tarikattır.

Tarikat, şeriatın neticesidir. Şeriat, zâhirî âzaları ıslah etmektir, bedenle ilâhî emirleri yerine getirmektir. Şeriat insanı (ruh, kalp, sır, akıl gibi) bâtınî latifelerin ıslahını gerçekleştiren tarikata sevkeder. O da hakikate götürür. Hakikat, kalpten perdenin açılıp huzura ulaşarak Allah Teâlâ’yı müşahede etmektir. Kısaca şeriat Allah’a kulluk yapmaktır, tarikat bütün varlığı ile Allah’a yönelmek, hakikat ise Allah Teâlâ’yı müşahede etmektir.

Semerkand Takvimi

yaprak mısra, Devlet'i inceledi.
03 May 21:05 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Tek türde kitap okumamak, biraz da felsefeye yönelmek, biraz da 3000 yıl önce neler düşünülmüş öğrenmek amacıyla okuduğum kitap. Kesinlikle sakin kafayla okunması gereken bir kitap. Kitap güzelliğine diyeceğim bir şey yok ancak bu tarz kitapların bana göre olmadığını malesef anlamış bulunmaktayım.