1000Kitap Logosu

yorgun ruh

... bu çılgın etkinliğin ortasında durup düşündüklerinde, şu soru akıllarına gelebilir: "Şu yeni işe girebilirsem, şu daha iyi arabayı alırsam, şu geziye gidersem... sonra ne olacak? Bütün bunların ne yararı var? Bütün bunları isteyen gerçekten ben miyim? Beni mutlu etmesi, ve ulaştığım anda benimle bir işinin kalmaması gereken bir ereğin peşinde koşmuyor muyum? Bu sorular ortaya çıktığında, ürkütücüdür, çünkü, onun bütün etkinliğinin, ne istediği konusundaki bilgisinin üzerinde yükseldiği temeli sorgulamaktadırlar. Dolayısıyla, insanlar, bu rahatsız edici düşüncelerden elden geldiğince kısa süre içinde kurtulmaya çalışırlar. Yorgun olmaları, ya da ruh çöküntüsü içinde bulunmaları nedeniyle bu sorunların kendilerini rahatsız ettiğini sanırlar ve kendilerine ait olduğunu sandıkları amaçların peşinde koşma işini sürdürürler.
6
Acı çekmek dışında, ilk kez hissettiği bu ruh hali yüzünden, korkuyordu. Gözler yorgun olduğunda, şeylerin ikiye bölünmesi gibi; ruhunda da her şey ikiye bölünmüş gibiydi. Kimi zaman neden korktuğunu veya neyi isteğini bilmiyordu. Şimdiden mi, gelecekten mi? Tam olarak ne istiyordu? Bilmiyordu.
13
_Oyun başlasın! _İlk sözü kim ne kadar güçlü ve bağırarak söylerse, o kazanır. _Yalan söyleyin ve sürekli tekrarlayın. Mutlaka inanan çıkacaktır. İnanmazlarsa yalana devam edin. Bir süre sonra söylemin nereden geldiği unutulur ve insanlar onu kendi fikirleri gibi benimser ve savunurlar ve hatta siz de ona inanmaya başlarsınız. Hıristiyanlığın bu kadar etkili olmasının sebebi 2000 yıldır aynı şeyi söylüyor olmasıdır. Yalan ne kadar büyük olursa etkisi de o kadar artar ve insanların inanması kolaylaşır. Devletin muhalefeti bastırmak için tüm yetkilerini kullanması hayati önem taşır çünkü gerçek, yalanın ölümcül düşmanıdır ve dolayısıyla gerçek, Devletin en büyük düşmanıdır. Bir kez söylenen yalan, yalan olarak kalır, ancak binlerce kez söylenen bir yalan gerçeğe dönüşür. Bir karenin aslında bir daire olduğunu, yeterli bir tekrarla ve ilgili kişilerin psikolojik bir anlayışıyla kanıtlamak imkansız olmazdı. Onlar sadece kelimelerdir ve kelimeler, fikirleri giydirip gizleyene kadar kalıplanabilir. Bir gün gelecek, tüm yalanlar kendi ağırlıkları altında çökecek ve gerçek yine zafer kazanacak. _Tek millet, tek devlet, tek lider, büyük Almanya. _Düşüncelerim, yalnız kuğular gibi yıldızlara uçuyor. _Gece benim en iyi dostumdur. Ruhumdaki fırtınayı yatıştırır ve yol gösterici yıldızın yükselmesini sağlar. _Ancak ve ancak olumsuzluğun kökünü kurutmayı başarırsak olumlu şeyler yapma fırsatı elde edebiliriz. _Bu ülkede huzura ancak mezarda erişebilirsiniz. _Nasyonalizmin yaşaması için Marksizmin ölmesi şart! _Vatanınız, anneniz gibidir. Her kim vatanınızı aşağılıyorsa, hem size, hem annenize hem de atalarınıza düşmandır ve o her kim olursa olsun çekinmeden suratına bir yumruk indirin ve o kansızlarla mücadele edin. _Dua ederken en çok bağıranlar gedikli günahkârlardır. _Bir Yahudi benim için bir tiksinti nesnesidir. Birini gördüğümde kusmak gibi hissediyorum. _Politik konuşmanın amacı, insanları düşündüğümüzün doğru olduğuna ikna etmektir. _Tehlike dediğiniz şey insanın duyularını keskinleştirir. _Kültür kelimesini duyduğumda tabancamı çıkarıyorum. _Gerçek, devletin en büyük düşmanıdır. _Entelektüel faaliyet, karakter inşası için bir tehlikedir. _Dua ederken en çok bağıranlar, gedikli günahkarlardır. _Doğanın ebedi kanunu adalet değil, güçtür. Bu yüzden biz de insanlarımızı daha da güçlendirip bu dünya üzerindeki her türlü mücadeleden sağ çıkmalarını sağlamayı hedefliyoruz. _Diktatörlük için üç şey gerekir: Bir adam, bir fikir ve o adam ile o fikir için yaşayacak, hatta gerekirse de uğrunda ölecek müritler. Şayet adamınız yok ise, umudunuz olmaz; fikriniz yoksa da imkanınız... _Zayıf olanın eline güç vermeye kalkarsanız, güçlü olanı baskılamaya ve ulus mantığını yok etmeye çalışacaktır zira varlığını sürdürmesinin tek yolu budur. _Her şeyden önce hazırlıklı olmak gerek! _Kişi yirmi beş sene boyunca karanlık bir hücrede kalınca ufacık bir gaz lambasını bile güneş zannedebilir _Baylar, eğer zafer ufukta göründükten sonra bize sadakatinizi sunmaya niyetlenirseniz, o sadakat zerrece umurumuzda olmaz. _Basını, hükûmetin kullanabildiği dev bir klavye olarak düşünün. _Bana vicdansız bir medya verin, size bilinçsiz bir halk sunayım. _İnsanların kaderini ekonomi değil, politika belirler. _Doğanın ebedi kanunu adalet değil, güçtür. _Görecelik, bugün tek mutlak şey gibi görünüyor. _Yargı devlet hayatının efendisi olamaz, devlet politikasının hizmetkarı olmalıdır _Özgürlük, insanın her şeyidir. Zira tarih boyunca, elindeki tüm imkanlarla özgürlüğünü savunmaya çalışan bir ulusun yenildiği görülmemiştir. Bilakis, yenilgiye uğrayanlar her daim, çaresizliğe boyun eğerek teslim olanlar olmuştur. En büyük servet özgürlük ise, insan bu servet uğruna her şeyini verebilmeli: Yaşamını bile. Bir halka ve baskı altındaki bir sınıfa sunulabilecek en büyük şeyi vaad ediyoruz aslında; “Özgürlük ve refah için savaşmayı!” _İnsan bir hayvandır ve öyle de kalır. Burada bir yırtıcı hayvan, orada bir ev kuşu ama her zaman bir hayvan. _Kriz, mutluluğa giden yoldur. Çürüme ve parçalanma kıyamet anlamına gelmez, yükselme ve başlangıç anlamına gelir. Yeni bir yaratımın güçlü güçleri, günün gürültüsünün ötesinde sessizlik içinde işler _Sokağı kim fethedebilirse, bir gün devleti de fethedecektir çünkü her türden güç politikası ve diktatörlük tarafından yönetilen herhangi bir devletin kökleri sokağa dayanır. _Hitler, yenilgilerle daha da hırslanan insanlardandır. Büyük mücadeleler vermek zorunda kalan insanlar, yorulmak şöyle dursun, giderek daha da güçleniyorlar. _Sonsuza dek geçerli olacak bazı kanunlar vardır ve insanlar bu kuralları görmezden geldiği için hep aynı olaylar yaşanır durur. _Halkları ve devletleri yaratan şey savaşlardır; savaşmayanlarsa her şeylerini kaybetmeye mahkumdur. _Geçmişte bizimle canla başla savaşıp bizi karalamaya çalışanlardan bazıları bugün en ateşli savunucularımıza dönüşmüş durumda. _ Cafcaflı sözler ederek güveninizi kazanmaya çalışan ve sonrasında dedikodular ve söylentilerden oluşan bir bariyerle metanetinizi yıkmayı hedefleyen vaizlere karşı dikkatli olun. Size söylediklerini iyice analiz ederseniz eğer çok geçmeden bu kişileri yönlendiren şeyin sağduyu değil, korkaklık olduğunu farkedeceksiniz. _İnsanlar ahlaktan bahsederken İngiltere'nin yapabileceği en iyi şey, çenesini kapalı tutabilmek! _Gece benim en iyi arkadaşım. Ruhumdaki fırtınayı yatıştırıyor ve yol gösterici yıldızların yükselmesine izin veriyor. _Kitlelerin onlara dehşet heyecanı verecek bir şeye ihtiyacı var. _Harika olacak kadar basit ve basit olacak kadar harika bir öğretmeni arıyorum. _Yalnızca kamera sayesinde bireyin deneyimi, insanların deneyimine dönüşmüştür _Bağlılık, şevk, özlem! Bunlar benim dayanaklarım. Geleceğe köprü olmalıyız _İnsan sadece fethettiği veya savunduğu şeyi onurlandırır. _Yücelik sadedir ve sadelik yücedir. _İstediğimizi biliyoruz ve bildiğimizi de istiyoruz. _İnanç, dağları hareket ettirir, ancak yalnızca bilgi onları doğru yere taşır. _Halk, karşı karşıya kalacağı bu kaderi hak etti _Şans her daim onu hak edenin yanında olmuştur ve tarih, daima yüksek idealleri uğruna hiç pes etmeden savaşanların yanındadır _Tarih kimseye hediyeler sunmaz, fırsat verir ve o fırsatı nasıl elde edeceğini bilmeyen en sonunda her şeyini kaybeder. _Yaşlılar özellikle kendi gençlik dönemlerini tamamladıktan sonra gençlerden ahlaklı olmalarını beklerler. _Benim görüşüme göre; eğer bir durumu değiştiremiyorsanız, bu durumun gayet aşikar olan dezavantajlarını ciddiye almamanız ahmaklık olur. _Kadın sağlıklı olursa toplumda sağlığını korur. Kadınlarını ve annelerini ihmal eden ulusların vay haline ki kendilerini böyle helak ediyorlar. Modern yaşamı iyice idrak etmiş olan hiç kimse, kadınları toplumsal yaşamdan, iş hayatından, mesleklerinden ve ekmek savaşından alıkoymak gibi delice bir fikre kapılamaz _Kişi, zor zamanları atlatabilmek için önce kendi savunma sistemini güçlendirmeyi bilmelidir. _Yorgun düşmüş bir toplum, yalnızca zayıflığı yüzünden çöküşü deneyimlemez; hataları, yanılsamaları, gerçeği görmekteki başarısızlığı ve kaçırdığı fırsatlar yüzünden kadere mahkum olur. _Bizler diktatör değil, halkımızın arzularını yerine getiren emir erleriyiz. _Tüm zamanların en büyük devlet adamları veya en büyük suçlular olarak tarihe geçeceğiz. _Biz Almanlar hakiki hayatı anlamayabiliriz ama harika bir şekilde ölebiliriz. _Her şey için çok umutsuzum. Denediğim her şey tamamen yanlış gidiyor. Buradaki bu delikten kaçış yok. Tükenmiş hissediyorum. Şimdiye kadar hayatta gerçek bir amaç bulamadım. Bazen sabah yataktan kalkmaya korkuyorum. Ayağa kalkacak bir şey yok. _Saldırıya uğrarsak, kendimizi ancak tereyağlı değil silahlarla savunabiliriz. _Gitmemiz gereken gün gelirse, bir gün tarih sahnesinden ayrılmaya mecbur kalırsak, kapıyı o kadar sert çarparız ki evren sallanır ve insanlık sersemlemeyle geri çekilir… _Hitler'in mantığını görmesi için kıçının altına bir bomba koymak gerekir. _Kişi, kural olarak sırlarını ifşa etmemelidir çünkü bir daha onlara ihtiyaç olup olmayacağını ve ne zaman ihtiyaç duyacağını bilemez. _Hayat yaşamaya değer. _Saklayacak bir şeyiniz yoksa korkacak hiçbir şeyiniz yok _Belli bir kalıbın içine sıkışıp kalsaydık asla zafere ulaşamazdık. _Birbirinden farklı iki yapı bir araya geldiğinde içlerinde en radikal olan üstün gelir. _Kendi halkınıza ne kadar büyük bir haksızlık ederseniz, bir adamın çıkıp da kamçısını eline alarak bu sarrafları anavatanımızın tapınağından kovacağı günler o kadar çabuk gelecektir! _Artık tek bir kitap için ölmeye hazır milyonlarca insan bulmanız çok zor. Ancak ilkeleri uğruna ölebilecek milyonlarca insan bulabilirsiniz. _Ancak bizler, düşmanımızın bizimle aynı anlayışa ve aynı görüşlere sahip olamayacağını idrak edemedik. Tüm dünyanın kardeş olması gerektiğine dair attıkları nutuklara inandık ve bunun bir palavra olduğunu anlamamız yıllar sürdü. _Aşk eğer sadece akıldaysa platonik denilebilir, sadece fizikselse alçakça, çirkin, güzellikten uzaktır. Örnek aşkı yaratan bu iki faktörün asil birliğidir. _Mozart'ın müziği için bir şemaya ihtiyacı yoktu. Bir çocuğun göksel hafifliğiyle oynadı ve şarkı söyledi. _Bir halk, ancak entelektüel tabaka ona ne öğrettiyse onu düşünebilir, rehberleri onlara neyi gösterdiyse muhakkak ona inanır. _Propaganda _En iyi propaganda tekniği, tekrardır. _Halkı her zaman ateşleyin, asla soğumasına ve düşünmesine izin vermeyin. _Hatalı olduğunuzu ya da yanlış yaptığınızı asla kabul etmeyin. _Asla rakibinizin üstün bir yanı olduğunu kabul etmeyin. _Asla kendinizden başka birine hareket alanı bırakmayın. _Sadece bir rakibinize odaklanın ve kötü giden her şeyin suçunu onun üzerine yıkın. _Her zaman etrafınızda bir yalaka ordusu bulundurun. _Propagandanın özü, insanları bir fikre öylesine samimiyetle, öylesine hayati bir şekilde teslim etmektir ki, sonunda ona tamamen kapılırlar ve ondan asla kaçamazlar. _Herhangi bir propagandanın gerçek ya da yalan olduğunu o propagandanın kaynağı belirler. Her saptırma kendini güvenli konuma almak zorundadır aksi halde düşman gerçekliği yönetir. _Propaganda kendi başına bir amaç değil, amaca yönelik bir araçtır. Araçlar amaca ulaşırsa araçlar iyidir. _Propagandanın sırrı şudur: Onunla ikna edilecekler, propagandanın içine dalmış olduklarını hiç fark etmeden, tamamen propaganda fikirlerine dalmalıdırlar. _Reich'ı propaganda ile yaptık. _Propagandanın görevi zeki olmak değil, görevi başarıya götürmektir. _İyi propagandanın yalan söylemesi gerekmez, yalan söylemez. Gerçeklerden korkması için hiçbir neden yok. İnsanların gerçeği alamayacağına inanmak yanlıştır. Yapabilirler. Sadece gerçeği insanlara anlayabilecekleri bir şekilde sunmak meselesidir. Yalan propaganda, kötü bir nedeni olduğunu kanıtlar. Uzun vadede başarılı olamaz. _Propagandayı gerçekleştiren kişi olaylar, halkın görüşü ve gidişat hakkında haberdar olmalı ve propaganda tek bir kaynaktan yapılmalıdır. Çok seslilik propagandanın etkisini yitirmesine yol açar. _Bazen ulaşılması istenen belgeler sızdırılmalı, gizlilik hallerinde ise her şey müthiş bir gizlilik altında tutulmalıdır. _Tembel zihin propagandayı daha kolay sindirir. _Şayet düşmanın prestijini yok edecekse düşman propagandasından faydalanıp onların ilkeleri geçici olarak benimsenebilir. _Aydınları hedef almayın, propagandanın hedefi her zaman kalabalık toplum kitleleri olmalıdır. _Propagandanın amacı ne samimi, ne nazik, ne zayıf ne de mütevazı olmaktır, propaganda yalnızca başarılı olmayı hedefler. İşte bu sebeple ben, bilinçli olarak propagandayı ikinci bir konu başlığı ile birlikte tartışmayı tercih ediyorum: Bilgi. _Kara propagandada yegâne hedef, karşıt görüşü ya da inancı benimseyen kimselerin zihinlerinde o görüşü ve inancı bütünüyle yerle bir ederek değersiz hale getirmektir. _ Bir fikri, belli bir süreliğine güç kullanmak suretiyle elbette ki yavaşlatmak mümkün. Ancak gerçekte bu eylem yalnızca o fikrin gelişip daha da güçlenmesine katkı sağlar çünkü uygulanan güç, en fazla fikrin zayıf kısımlarını baskılayabilir. Fikre tam anlamıyla uygun olmayan kısımlar, bu süreç içerisinde tam olarak fikirden ayrışarak ortadan kaybolur. Böylece bir anda birey topluluğa, ardından bir harekete ya da tercihe göre bir partiye dönüşür. _Eğer biri karşınıza çıkıp size "Siz sadece bir propagandacısınız," derse verebileceğiniz en iyi yanıt şu olacaktır: "Peki sizce İsa bundan farklı bir şey mi yapıyordu? Ya Muhammed Peygamber? İnsanlara gidip onlardan ne istediğini açıkça söylemedi mi? Buda ve Zerdüşt de birer propagandacı değil miydi? _Hıristiyanlık _Hıristiyanlığın bu kadar etkili olmasının sebebi 2000 yıldır aynı şeyi söylüyor olmasıdır. Bir şeyi ne kadar uzun süre tekrarlarsanız, insanlar ona o kadar fazla inanırlar. _Hristiyanlık bugün ne anlama geliyor? Nasyonal Sosyalizm bir dindir. Tek eksikliğimiz, modası geçmiş dini uygulamaları kökünden söküp onların yerine yenilerini koyabilen bir din dehası. Geleneklerden ve ritüellerden yoksun. Yakında bir gün Nasyonal Sosyalizm tüm Almanların dini olacak. Partim benim kilisem ve onun iradesini yerine getirirsem ve ezilen halkımı köleliğin zincirlerinden kurtarırsam en iyi şekilde Tanrı'ya hizmet edeceğime inanıyorum. Bu benim müjdem. _Mallarınızı fakirlere verin: İsa. Mülkiyet hırsızlıktır - benim olmadığı sürece: Marx. _Hıristiyanlık, bırakın herkes için, kitleler için bir din değildir. Çok az kişi tarafından yetiştirilen ve amellere çevrilen, iyi bir insanın ruhunda yetişebilen en muhteşem çiçeklerden biridir _Tanrıya inanıyorum. Her şey çöktüğünde, son eli ele geçiriyoruz, güvenli cennetten eski, kutsal Avrupa'nın tanrısız toplumunun nasıl parçalandığına bakıyoruz. Oyun başlasın. _Dinsiz bir millet - nefessiz bir adam gibidir. _Sabah okyanus kıyısında oturup ayetlerimi yazdığımda ve sudan gelen tuzlu rüzgarı soluduğumda, Tanrı'da sevinirim ve çocukluğum gibi mutluyum. _Sürekli dini kelamlar ediyorlar çünkü bunlarla eğleniyorlar ancak gizliden gizliye, sonrasında bunun bedelini ödemek zorunda kalmaktan korkuyorlar. _Tanrı cezalandırmak istediği kişiyi, körlükle imtihan eder. _Führer derinden dindar birisi fakat tamamen Hristiyanlık karşıtı. Hristiyanlığı çürüme belirtisi olarak görüyor. Haklıdır da. Çünkü Yahudiliğin bir alt dalıdır. _Yahudiler_ _Yahudilerden nefret etmeye karşı bir yasa, genellikle Yahudiler için sonun başlangıcıdır. _Sadece önemsiz sorunların değil, tehlikeli sorunların da üstesinden geldik. Yahudilerin eşek arısı kovanına ilişmedik! Dünya Yahudiliğinden korkmadan, Yahudileri toplumsal yaşamın dışına süpürdük! Artık onlar, Alman halkı adına konuşamaz! _Kapitalizm tamamen bir Yahudi sistemi. Bizler sosyalistiz, ama Marksizme karşıyız. Sosyalizmi, Marksizmden ibaret sananlar bizi sosyalist olmamakla suçluyor. Oysaki kapitalizm ve Marksizm aynıdır, Yahudi'ye hizmet eder. Nasyonal sosyalizm ise insanımıza hizmet eder... _Yahudiler, kendi doğalarında herhangi bir değişiklik yapmaksızın etraflarına uyum sağlamak konusunda uzmandırlar. _Halkın parası ve mal varlıkları çarçur ediliyor. Her şeyin arkasında ise yahudiler var ancak kuklalarının onların yerine konuşmalarına, oy almalarına ve sonunda kendi paylarını toplamalarına izin veriyorlar- zira yönetim onların tekelinde ! _Düşmanlarımıza bakarken, bir Yahudi arkasında hemen başka bir Yahudi görüyoruz. Yahudiler Roosevelt'in arkasında! Onun bizzat danışmanları Yahudilerden oluşuyor. Yahudiler, Churchill'in arkasında ve onu hep kontrol ediyorlar. Yahudiler, İngiliz-Amerikan-Sovyet basının arkasındaki kışkırtıcılardır. Yahudiler, Kremlin'in karanlık düşüncelerine saklanmış olan Bolşevizm'in gerçek sahipleridir. _Yahudi varlığımıza aykırıdır. Halkımıza saygısızlık etti, ideallerimize tükürdü, milletin gücünü felç etti, adetlerimizi çürüttü, morali kirletti. _Bir Yahudi benim için bir tiksinti nesnesidir. Birini gördüğümde kusmak gibi hissediyorum. İsa muhtemelen bir Yahudi olamazdı. Bunu bilimsel olarak kanıtlamak gerekli değildir - bu bir gerçektir. Bunu bilimle veya bursla ispatlamama gerek yok. Böyle! _Yahudiler ancak gizlenebildiklerinde kendilerini güvende hissederler. Birinin kendilerini fark ettiğinde sezdiklerinde ise kontrollerini kaybederler. _Toplumların belli bir düzeni olmasını istemiyorlar. Her iki ideoloji de kaosa, anarşiye ve düzensizliğe bel bağlıyor. Bunları istiyorlar çünkü kötülük ve yıkıma neden olmak için kullandıkları şeytani güçler ancak bu kaynaklardan ediniyorlar. Yahudilik, karma toplumlar üzerinde hükümranlığını kurmak ve korumak için iki ideolojiyi kullanıyor. Uluslararası kapitalizmi ve uluslararası Bolşevizmi. Biri diğerinin radikal kardeşi olmaktan öteye gitmiyor. _Bir zamanlar Schopenhauer'ın dediği gibi, Yahudiler yalanın ustalarıdır. Gerçeği çarpıtma konusunda o kadar uzmandırlar ki karşısındaki masum insana, hakikatin tam tersini inanılmaz basit yöntemlerle anlatır ve bunu da olağanüstü bir inandırıcılıkla yaptıkları için masum dinleyicilerinin kafaları karışır ki bu, tam da Yahudilerin kazandığı andır genelde. _Demokrasi_ _Demokrasi cephaneliğinde kendimize kendi silahlarını sağlamak için parlamentoya giriyoruz. Demokrasi, bu ayının işi için bize bedava bilet ve maaş verecek kadar aptalsa, meselesi budur. Biz arkadaş olarak gelmiyoruz, hatta tarafsız olarak gelmiyoruz. Düşman olarak geliyoruz. Kurt sürünün içine daldığında biz de geliyoruz _Demokrasi denen olgunun sonu yaklaştığında, demokrasinin güçlerini gizlice kullanacak olan kapitalist diktatörlüğün dehşetine başvuracaktır. Ancak bunun gerçekleştirilmesinden evvel biraz daha zamanımız var, bu arada yoldaşlarımız, parlamenter sistemin nimetlerinden, cephemizi giderek genişletecek şekilde faydalanacaklar ve nihayetinde öyle büyüyeceğiz ki bizi yok etmek demokrasinin arzu edeceği kadar kolay olmayacak. _Şayet demokrasi hemen hemen hepimize ücretsiz seyahat etme fırsatı sunacak ve çalıştırmaksızın maaş verecek kadar ahmaksa bu durum ancak ve ancak içinde bulunduğumuz demokratik düzenin sorunu olabilir. Akıllı olanla aptalı, üretken olanla tembeli aynı kefeye koyan sahte bir demokrasi'nin ilelebet karşısında olacağımızı da herkes bilmeli. _İngiliz – Amerika_ _ Amerika'nın dünya çapında tanınan ne bir şairi, ne bir ressamı, ne bir mimarı ne de bir bestecisi var. Elinde kültür namına var olan ne varsa Avrupa'dan devşirildi. Her şeyi bir yerlerden çalarak, üzerinde hiçbir şey koymaksızın basitçe Amerikanlaştırmaktan başka bir şey yapamıyorlar. _İngiliz liderlik sırrı, belirli bir istihbarata bağlı değildir. Aksine, oldukça aptalca bir kalın kafalılığa bağlıdır. İngilizler, yalan söylediğinde büyük yalan söyleme ve ona bağlı kalma ilkesini izler. Gülünç görünme riskine rağmen yalanlarını sürdürürler. _Suçluların dünyaca ünlü gangsterler olup komiserler ya da belediye başkanları tarafından misafir edilme fırsatı buldukları; milyonlarca kişiye ulaşan gazetelerin muhabirleriyle röportaj yaparak günlük meseleler hakkındaki fikirlerini beyan edebildikleri tek ülke Amerika Birleşik Devletleri'dir. _Kendi diline, kültürüne ve medeniyetine sahip olmayan bir ülke yalnızca. Her şeyi bir yerlerden çalarak, üzerine hiçbir şey koymaksızın basitçe Amerikanlaştırmaktan başka bir şey yapamıyorlar. _ Şayet savaştan önce Amerikalı ya da İngiliz gazeteciler gelip de bize ısrarla İngilizce konuşmayı bilip bilmediğimizi sorsalardı bundan ne rahatsız olur ne de gocunurduk ve gururla Alman topraklarında İngilizce bilsek bile kendileriyle İngilizce konuşmayacağımızı söyleyerek onları kapı dışarı ederdik. _Bir İngiliz karşısında kim olursa olsun kendisiyle İngilizce konuşmasını beklerken bizler, bir yabancının bizimle Almanca iletişim kurmasını beklemiyoruz örneğin. Sonuç olarak kendileri İngiliz, dünyanın kendileri için yaratıldığını düşünüyorlar ancak biz Almanlar, dünyaya hizmet etmek için yaratıldığımızı sanıyoruz. _Devrim_ _Bizler, bir devrim yapacağız! Evet, şu anda hükümeti devirecek imkânlara sahip değiliz, bu doğru. Diğerleri ise hükümetlerini korumak için her türlü güce sahipler: Silah, basın, propaganda gücü, parlamento, çoğunluğun desteği, para ve iktidar. Ancak bir şeye asla sahip olamayacaklar ki bu çok önemli şey bizde fazlasıyla mevcut olduğundan zafer kazanmamız neredeyse kesin kılıyor: iktidar için ihtiyacımız olan irade. "Her yerde ve her zaman, bedeli ne olursa olsun kazanmanızı sağlayacak bir iradedir bu. Yoksulluğu ve açlığı, endişeyi ve korkuyu, sırf o büyük ideale ulaşmak uğruna her şeyi kabullenmenizi sağlayan acımasız bir iradedir. Azınlığın fedakârlık yapmasını sağlar ve bu da besili, karnı tok, sırtı pek çoğunluğun zevklerine baskın gelecek bir haz verir insana. _Bizleri devrime ulaştıracak her türlü yol nazarımızda mubah ve güzeldir. Devrimler manevi eylemlerdir. Önce insanlarda, sonra siyasette ve ekonomide ortaya çıkarlar. Yeni insanlar yeni yapılar oluşturur. İstediğimiz dönüşüm her şeyden önce ruhsaldır ve işlerin varoluş şeklini zorunlu olarak değiştirir. _Devrim zor kullanarak gerçekleştirilmez, aksine halk tarafından başlatılır ve devrim yapan ulus, kitleler halinde savaşır. Devrimin yasaları basit ve primitiftir, zenginlik ve eğitim gibi fırsatlar yaratmaz. Bu halk, devrimin anlamını gerçekten kavradığında, her bir vatandaşımız bu uğurda hiç düşünmeden kendini feda edebilecektir. _Dünyayı değiştiren hareketler; başarılı konuşmacılar, kelimelere hükmeden ustalar tarafından başlatıldı! Politikacıyla konuşmacı arasında öyle belirgin bir fark yok. Tarih, başarılı politikacıların aynı zamanda çok başarılı birer hatip olduklarını açıkça gösteriyor: Napoleon, Sezar, Büyük İskender, Mussolini, Lenin ve daha adını sayabileceğimiz pek çok kişi… Hepsi hem çok büyük birer yönetici hem de başarılı konuşmacılardı. Şayet. bir kimse bünyesinde retorik yeteneği, organizasyon becerisi ve felsefe yapabilme yetisini bir araya getirebilmişse; bilgiyi yayma becerisi varsa ve insanları kendi bayrağı altında toplayabiliyorsa, işte o zaman gelecek vadeden bir devlet adamı olabilir. _Her çağ tarihsel olarak aristokrasiyle yönetilmiştir. Aristokrasinin anlamı "en iyilerin yönetimidir. Hiçbir zaman insanlar kendi kendilerini yönetmez. Bu kaçıklık hali liberalizm tarafından tezgahlanmaktadır. "Halkın egemenliği" ardına, tanınmak istemeyen sinsi hilebazlar saklanmıştır. _Şartlar olgunlaştığında, görevler yerine getirilmelidir, tıpkı olgunlaşan elmanın muhakkak dalında düşeceği gibi! Bizler kadere karşı çıkamayız, ancak onun peşinden gidebiliriz _Gelecek ya bizim olacak ya da ortada gelecek diye bir şey olmayacak _Göreve geldiği ilk günden itibaren adım adım ülkedeki bütün basın yayın organlarını ele geçirmişti. Savaş boyunca halkın yaşadığı her türlü sorunda ortaya çıkıp toplumu teskin etmesini biliyor ve bunu yaparken de olanlar hakkında kötü yorumda bulunan yahut hükümeti eleştirecek ufacık bir yorumda bulunan herkesi vatanını sevmemekle suçlayabiliyordu. _Entelektüelleri dönüştürmeye çalışmanın hiçbir anlamı yoktu. Çünkü entelektüeller asla din değiştirmeyeceklerdi ve zaten her zaman daha güçlü olana teslim olacaklardı ve bu her zaman sokaktaki adam olacak. Bu nedenle argümanlar kaba, açık ve zorlayıcı olmalı ve zekaya değil duygulara ve içgüdülere hitap etmelidir. Gerçek önemsizdi ve tamamen taktik ve psikolojiye bağlıydı _Gelenek, eğitim ve insan sevgisi olarak bizim için kutsal olan her şeyi yok ederken, ezerken gülme gücüne sahip olduğumuzda hedefimize ulaşacağız. _Sosyalist olmak, Ben'i sana teslim etmektir sosyalizm, bireyi bütüne feda etmektir. _Führer'in doğum gününü kutladığımız bu güzel günde, Almanya'nın bugün hala hayatta olmasının tek nedeni olduğu için ona teşekkür ediyoruz _Zafere ya da acı sona kadar savaştığımız savaş, en derin anlamıyla Mesih ile Marx arasında bir savaştır. Mesih: aşk ilkesi. Marx: nefret ilkesi _Halk topluluğu yalnızca bir ifade olmamalı, işçi sınıfının temel yaşam ihtiyaçlarının radikal bir şekilde gerçekleştirilmesinin ardından gelen devrimci bir başarı olmalıdır. Yolsuzluğa karşı acımasız bir savaş! Sömürülmeye karşı bir savaş, işçiler için özgürlük! Ulusal politika üzerindeki tüm ekonomik-kapitalist etkilerin ortadan kaldırılması… Çürümüş bir ekonomik sistemi sürdürmenin, Anavatan'ın bir onaylaması olan milliyetçilikle hiçbir ilgisi yoktur. Almanya'yı sevebilir ve kapitalizmden nefret edebilirim. Sadece ben değil, yapmalıyım. _Çocukları için her şey olmayan bir anne: bir arkadaş, bir öğretmen, bir sırdaş, bir neşe kaynağı ve temelli gurur, teşvik ve yatıştırıcı, uzlaşmacı, yargıç ve bağışlayıcı, bu anne açıkça yanlış işi seçti. _Barışsever olmak barış getirmiyor. Tam aksine! Tarih; kendi yaşamlarını savunmaktan imtina eden halkların, gerekirse güç uygulanarak nasıl utanç verici şekillerde öldüklerini gösteriyor hepimize. Biz de insanlarımızı bundan korumak istiyoruz. Hem irade hem de ruh olarak güçlü olmak zorundayız. Kimse ne bizi aşağılayabilir ne de dışlayabilir. _Bilgi, yalnızca kendi bünyelerinde var olmasından tatmin olmayan bireyler tarafından fikir şeklinde söze dökülür. Bunu deneyim örneğinden de bilirsiniz. Bir insan bir şey öğrenmişse, elde ettiği bilgiyi gizli bir hazine misali kendi içinde saklamaya çalışmaz, bilakis yakınlarına da aktarmaya çalışır. O bilgiye ihtiyacı olabilecek insanlar bulmayı dener. Herkesin o bilgiye erişmesi gerektiğini hisseder ve kimse onun bildiklerinden haberdar olmazsa yalnız olduğu hissine kapılır. Örneğin, bir sanat galerisinde güzel bir resim gördüğümde onu arkadaşlarıma da anlatma ihtiyacı duyarım. lyi bir arkadaşımla karşılaştığımda ona şöyle derim: "harikulade bir resim gördüm. sana da mutlaka göstermem gerek!" gerçek fikirlerde de aynı ihtiyaç söz konusu olur. Eğer bir fikir bireyin içinde var olmayı başardıysa, kişi bu fikri başkalarıyla da paylaşmaya ihtiyaç duyar. İçimizde, bizi o fikri başkalarına aktarmaya sevk eden gizemli bir güç uyanır. Bir fikir ne kadar büyük ve ne kadar yalın ise, günlük yaşama uyarlanabilmesi o kadar kolay ve kişinin onu başkalarına anlatma isteği o kadar güçlü olur. _ Tarihin en büyük prensibi birlikten ziyade çeşitlilikten yana olmaktı. Bu her zaman böyle oldu ve böyle olmaya da devam edecek. Halkları ve devletleri yaratan şey savaşlardır; savaşmayanlarsa her şeylerini kaybetmeye mahkümdür. Bunun berbat bir görüş olduğunu da söyleyebilirsiniz. Öyledir de. Bunu kabul edip mücadeleye girişmek zorundayız. Tarih, kardeşlik üzerine atılan Marksist nutuklarla değil, ebedi ve ezeli doğa yasalarına uygun olarak şekilleniyor. Doğa ise birlik değil çeşitlilik talep ediyor. Tek tip bir insanlık değil, güçlünün her daim zayıf olanı yöneteceği, farklı ırklardan ve halklardan oluşan bir insanlık talep ediyor. _Gazetelerimizden biri, düşmanın safında dahi olsa bir devlet adamına iftira atarsa - ki bu tür ifadeler İngiliz gazetelerinde hemen hemen her gün geçiyor-ırkımıza özgü adalet duygumuz bir anda uyanır ve o devlet adamını korumak, zayıf yönlerini savunup iyi yanlarını ortaya çıkarmak için canla başla çalışırız. _ Hitler Münih'teki mahkemede kendisine sorulan şu soruya aynı şekilde karşılık verdi:"Böyle ufacık bir azınlıkla 60 milyon insan üzerinde bir diktatörlük kurabileceği nizi nasıl düşündünüz?". Hitler'in yanıtı şöyleydi: "Eğer koca bir ulus delicesine korkuyorsa ve korkaklardan geriye, harika bir şeyler yapmak ve devleti dönüştürecek güce sahip olmak isteyen sadece bin kişi kaldıysa, ulus dediğiniz aslında o bin kişiden ibarettir." _Nazi ilkeleri_ Vatanınız, hepiniz için öz annenizin hayatı kadar mühimdir. 1. Vatanınız Almanya'dır, onu her şeyden daha çok sevmeli ve sevgiyle bağlanmalısınız. 2. Almanya'nın düşmanı sizin de düşmanınızdır, düşmanlarınızdan tüm kalbinizle nefret edin. 3. Her bir yoldaşımız, Almanyanın parçasıdır. Her vatandaşınızı en az kendinizi sevdiğiniz kadar sevin. 4. Kendinizi yalnızca görevlerinize adayın ve unutmayın; Almanya hakkını tekrar kazanacaktır. 5. Almanya'yla gurur duyun; milyonlarca insanın uğruna can verdiği bir vatanın parçası olduğunuzu unutmayın. 6. Her kim Almanya'yı aşağılıyorsa, hem size hem de ölmüş atalarınıza dil uzatıyor demektir. O kişi her kim olursa olsun çekinmeden suratına bir yumruk indirin. 7. Sebepsiz yere kötülük etmeyin ancak şayet biri hakkınızı elinden almaya çalışıyorsa, Tanrı size o kimsenin yüzüne bir yumruk indirme hakkını vermiştir, bunu unutmayın. 8. Çılgın antisemitistlerden olmayın. 9. Yeni Almanya'nın varlığından utanç duymak için hiçbir nedeniniz yok, bunu katiyen aklınızdan çıkarmadan yaşamınızı sürdürün! 10. Geleceğe inanın, zira hakkımız olan geleceği kazanmanın tek yolu budur! _____________ _Joseph Goebbels_ (1897-1945) _Nazi propaganda bakanı ve ikinci şansölyesi. Büyük Yalan olaɾak bilinen tekniğin mucidi. Bedensel engelli oluşu nedeniyle savaş hizmetine uygun bulunmadı ve kısa süɾeliğine büɾo askeɾi oldu. Alman filolojisi, taɾih ve antik filoloji okudu. Banka memuɾu ve boɾsacı olaɾak çalıştı. Sonɾa işsiz kaldı. Ayɾıca ɾoman ve oyunlaɾ da yazdı ancak yazdıklaɾı yayınevleɾi taɾafından beğenilmedi. 1925'te Nazi Partisi'ne girdi. Zekâsıyla ρarti içinde hızla yükseldi. 1930 Reich Proρaganda Sorumlusu olmuştur. 1933 yılında Nazilerin iktidara gelmelerinin ardından 1933'te Proρaganda Bakanı oldu. İlk işlerinden biri Nazi karşıtı tüm kitaρları yaktırmak oldu. Sonrasında medyayı kontrol altına aldı. Hitler'in intihar etmesinin ardından 1 günlüğüne Üςüncü Reich'ın Şansölyeliğini yaptı Goebbels önce karısını sonra da kendisini vurdu. Karısının ve kendisinin cesetleri vasiyeti üzerine yakıldı. _Şiddetin her türlüsünden çekinen Goebbels, okumuşlardan nefret eden, şiddetin benimsendiği Nazi ideolojisinin peşinden gitmeye karar vermişti. Partiye katıldıktan sonra kendi gibi olan herkesten nefret etmeye başlamıştı. Irkçılık, göçmen düşmanlığı, entelektüel nefreti... Edebiyata yatkınlığı sayesinde insanlar onu saatlerce dinliyor, yazdığı propaganda metinleri kitleleri sürüklüyordu. Kültürlü bir yönetici olarak halkın cahil kalması için elinden gelen her şeyi yapıyordu. Goebbels'in onayından geçmeyen kitaplar, sanat eserleri, şarkılar yok olup gidiyor, Nazileri öven sanatçılar için özel bütçeler ayrılıyordu. Akla hayale sığmayan ödemeler yapılıyor ve propaganda için insanları etkileyen sanat eserleri pompalanıyordu. Tüm bu eserler herkes tarafından tüketilsin diye radyolar ucuzlatıldı, sinemalar küçük köylere bile gitti, sergiler teşvik edildi. __________ _Hermann Göring_(1893-46)Nazi, Hava kuvvetleri komutanı. _Ben vicdansız biriyim. Benim vicdanım Adolf Hitler'dir. _Silahlar bizi güçlü yapacak, tereyağı ise sadece şişman. _Ona Hitler karar verdi. Aptalca olduğunu düşünmüştüm çünkü ilk olarak İngiltere'yi yenmemiz gerektiğini düşünüyordum. (Sovyetler'e saldırmak konusunda, 1946 _Önce vurun, sonra yargılayın. Eğer hata yaparsanız sizi ben koruyacağım. _____________
1