Yorum

Oğuz Aktürk isimli okurun asıl gönderisini gör
Fırtına öncesi sessizlikten farklı bir şey çıkacağını tahmin etmiştim:) Anack bunu sen yapınca hiç şaşırtıcı olmuyor:)) Şu sitede harcadığın emekle zaten başka bir perdeden bakıyoruz senin incelemelerine... Bir de, bir kitabı sevmişsen eğer, o kadar güzel sahipleniyorsun ki, gerçekten hayranlık uyandırıcı... Her yazar senin gibi bir okur tarafından beğenilmek ister. Musil de bu anlamda seni kazanmayı başarmış:)) Ondan sana, senden de bize geçenler gerçekten çok güzel, çok yaratıcı, çok samimi... Bu değerli kitabın sayfasına böyle güzel bir inceleme kazandırdığın için öncelikle bir okur olarak teşekkür ederim sana. Musil etkinliğinin siteye çok güzel yansıyacağını tahmin ediyordum. İki gündür tahminimde yanılmadım. Bu etkinlikte olmadı ama uygun bir zamanda ben de alacağım elime bu kitabı. Ve sen gerçekten çok güzel hazırlamışsın bizleri kitaba... Emeğine, kalemine sağlık değerli dostum. Sevgilerimle...
Eh işte, bireysel bir beyin fırtınası da olsa etkisine kapılanları görebilmek güzel oluyor dostum. En çok özleyeceklerimden birisin. Bu siteye kattığın şeyler daha şimdiden o kadar çok ki, senin gibi bilinçli ve olgun bir okuru gördükçe kendime örnek alıyorum hep. Ben, Turgut Uyar'ın göğe baktığı pencere gibi başka bir Rönesans penceresinden bakmayı seviyorum, bu beni ben yapıyor. Sevdiğim şeyi ise sahiplenmeyi isterim ki; onu daha çok içselleştirebileyim, daha çok benle kaplayayım. Musil yaşasaydı ondan da çok şey öğrenirdim, ona da bir çay ısmarlardım elbet. Bir gün eğer bu kitabı sen de okursan seninle upuzun muhabbet edebilmek için özellikle yanına geleceğim, bu işyerin de olur 1k buluşması da olur, hiç fark etmez. Benim bu kitap hakkında saatlerce konuşabileceğim dostlara ihtiyacım var. Bunlardan birisinin de sen olacağına hiç şüphem yok. Umarım ben yokken bu siteden anlık bir ayrılma kararı almazsın, eğer böyle bir şey alırsan başlatmış olduğun 1.Temizlik Hareketi'nin devamını dilerim değerli dostum. Varlığınla her zaman sevindireceğin arkadaşın, Oğuz.
Yahu dur böyle duygulandırma adamı akşam akşam:) Daha yeni başladık. Askerlik dediğin bugün başlar, yarın biter. Tabi bu dışarıdakiler için geçerli ama olsun:) Şafak 550’ydi en son. Hala öyledir sanırım:) Su gibi geçer. Sen hayırlısıyla dön yeter ki, Musil’i mezarından kaldıracak kadar çok konuşuruz:) Daha Şibumi var. 2 ay önce aldım, bilerek bekletiyorum. Sen bilmezsin belki ama senin sayende aldım o kitabı. Onu da ekleriz listeye... Dedim ya, daha her şey yeni başlıyor. Sen bir dön, dediğin gibi benim mekanda buluşuruz. Hatta Doğan Hızlan hocanın odasına çıkarız. Bir de onun ağzından dinleriz Musil’i... Hem sevgim, hem dualarım seninle... Yakında görüşmek üzere sevgili dostum...
Yok ya biz poşetlerin şafağı 550 olur mu:) Kafa kalmadı... 180 falan olması lazım... Poşet: kısa dönem askerlere kışlada verilen isim:)
Evet, şu anki 180e yakın bir sayı oluyor sanırım. :))) 550'yi görünce bir sorguladım kendimi, gözüm korktu doğrusu. :) Şibumi'yi edindiğine çok sevindim, o benim için bir baraj kitaplarından biridir, sana da fazlasıyla katkı sağlayacağına dair şüphem yok... Hayaller çok tatlı geliyor kulağa, hepsini tek tek gerçekleştirebilmek dileğimle, yakın zamanda görüşebilmek üzere. :)
550 eskilerde kaldı yaa askerlik 1 yıl :) Kısa dönem de 180 değil ya izinler falan düştüğünde ben 156 saymıştım 8 sene önce :) Gerçi 120 yaptım geldim orası da ayrı :)
Benim de 11 yıl oldu. 12 Nisan’da başlamıştı, Eylül sonu gibi bitmişti. Uzun dönem askerlerin taşıdığı 550 yazan şafak sayma kartları vardı. Her gün birinin içini dolduruyorlardı. Aklımda o kalmış:)
Aynen o zamanlar 550 vardı. Bizden sonra düşürdüler askerliği işte. Bize hep 6 ay gerçi :) Benim de 12 aralık'da başlamıştı. Bahara bitirdik geldik :) Her gün o kartın bir karesini daha karalamak...
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.