Yorum

Nuri Polat isimli okurun asıl gönderisini gör
İnsanın inandığı/inandırıldığı, onun gerçeğidir, hiç aslı olmasa da. O insan için gerisi farkeder mi?
İşte bu yüzden neye inanması gerektiğini iyi bilmesi gerekir.
Öyle. Ama küçüklükten beri zihnine sistematik yalanlar işlenmiş olan bir insanın gerçeği öğrenmesi, onun geçmişine, yaşanmışlıklarına, kendine öz saygısını alt üst eder. Ve çoğu insan, kendine büyük bir acı yaşatacak aydınlanmadansa konforlu bir karanlığı tercih eder.
Konforlu karanlığında yaşayanlarin hakettiği inandirildiklari gerçektir o hâlde. Acı da olsa insan " gerçeğin" peşine düşmelidir.
Konforu için bilerek seçtiyse o bakışı, hak etmiştir denilebilir ama bir de o bakışı kendi göz kulağı gibi duyu organı haline getirenler/getirtilenler var. Onlar “algısal özürlü” kapsamında değerlendirilip muaf tutulabilir belki, hak ettikleri karşılıktan :)
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.