Yorum

Günay isimli okurun asıl gönderisini gör
Yazar bu konuşmanın kaynaģını belirtmiş mi bilmiyorum ama bana biraz kurgu gibi geldi. Bizzat II.Abdülhamid sürgün edildiği zaman Selanik'te doktoru Atıf Bey'e şu itirafta bulunuyor, Arapça'yı resmi dil yapacaktım sadrazam Said Paşa'nın (Küçük Said Paşa) itirazı sonucu vazgeçtim.
Abdülhamit’in Arapçanın da resmi dil olmasını teklif ettiğini ve bunu bilhassa milliyetçilik cereyanına kapılan Arapları devlete ısındırmak için yaptığını bizzat ifade ettiği dile getirilmiştir. Abdülhamit Arapçayı savunmakta samimiydi denilemez. Onun bu politikasının Türklüğün ikinci plana düşürüldüğünü iddia eden muhalifleri tarafından şiddetle eleştirildiği muhakkaktır. Gelgelelim kısa süre içinde Abdülhamit muhaliflerinin, Arapça konuşan nüfusun çoğunlukta olduğu yerlerde, devlet dairelerinde bile Arapçayı resmi lisan kabul etmek zorunda kalmaları ilginçtir. Abdülhamit İslam Birliği politikası eseri Araplara karşı böyle bir koz kullanmıştı. Ancak onun dil politikası Arapça değil Türkçe etrafında şekillenmişti. Ülkenin her yerinde, anayasada resmi dilin Türkçe olmasını savunmuştu. Hatta Sevinç’e bakılırsa Abdülhamit, “Türkçeye en çok değer veren Osmanlı padişahı olarak tarihe geçmiştir.”
Arapça'nın resmi dil olarak kabul edilmesi olayı sanırım 1880li yıllarda oluyor. Henüz o zamanlar Arap coğrafyasında milliyetçi bir hareketlenme güçlü bir şekilde yok. Türkçe'ye de muhakkak değer vermiştir. Arapları devlete ısındırmak için resmi dili Arapça yapmak pek mantıklı gelmiyor bana. Bunu Arapça'nın zengin bir dil olmasından dolayı dile getiriyor.
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.