O'nun bilmesini (bilmek kelimesinin yüklendiği anlamlar, idrak, nedensellik, etki alanı ve dünyada akan zamandan bağımsız çap) ile bizim bilmek paradigmamızı eşit/denk/özdeş kapasitede bir "bilmek" varsayımı ile kabul edersek yukarıdaki soru sanki haklı bir açmazmış gibi gelebilir. Bu bilmek meselesinin ne kapsamda bir etkinlik olabileceğine ilişkin ömürlük çaba harcamış insanların aslında pek de bir şey bilemediklerini gördüklerini tespit eden yorumları da bizlere fikir verecektir. Bence, bilme'nin sonu bilemediğini bilmektir şeklinde düşünüyorum. Toplumsal zekanın ürettikleri, bireysel bilmekten daha iyi olmakla beraber yine de sonuç bir mükemmellik arz etmiyor. Özetle yaratıcıya atfedilen bilmek olgusu, bizimki gibi bir bilmek olmamalı. Güzel bir alıntı/soru paylaşmışsınız, teşekkür ederim. Sağlıcakla kalın.