Yorum

Necip G. isimli okurun asıl gönderisini gör
İnceleme demek istemiyorum buna daha çok güzel bir irdeleme olmuş, eline sağlık Necip abi. Aytmatov hiç okumadım ama sorgulamalara gelirsek; kendi adıma iyilik inançla ilgili değil diye düşünüyorum ama öyleymiş gibi davranmak insanların hoşuna gidiyor veya kolayına kaçıyor sanki. Hatta direk İslam inancına indirgeniyor çoğu zaman iyilik kavramı halbuki bir Hristiyan da iyi olabilir. Garip bir algı var toplumda müslüman değilse her türlü pisliği beklemeliyiz gibi. Kötülük ile ilgili değindiğin de çok hoşuma gitti, hem insan kötü hem de sistem sanırım. İçgüdüsel olarak kötüyüz fakat sistem de bizi kötü olmaya eğitiyor sanki. Tamam ağaçları kesmek kötü diyerek yeşili katledip avm diken zihniyeti eleştiriyoruz ama avmlerden tamamen de kopamıyoruz, hiç bir şey almasak, sinema için gidiyoruz yine çarkın bir dişlisi olma durumunda kalıyoruz. Başka seçeneğimiz yok. Tükettiğimiz her üründe (istisnalar vardır kesin ama hangileri fikrim yok), aldığımız her bir markada ah var, hak var. Mango, Zara gibi büyük çaplı kötülük olmasa bile çalışma saatleri, verilen ücretler, mesai kavramı olmaması... hep kanlı para gibi geliyor, düşününce içten içe rahatsız ediyor ama içinden de çıkamıyoruz, kötü patron kötü işçiyi hatta geleceğin muhtemel kötü patronlarını doğuruyor. Bugün uzun çalışma saatlerini eleştiren işçi, çizginin diğer tarafına geçip işveren olduğunda aynı kötülüğü yapıyor. Benim daha iyi bir dünya umudum yok denilebilecek seviyede az, sıfırdan başlama şansımız yok çünkü. Yılan ve kuyucu misali çünkü, ne kuyruk acısı unutulur ne evlat acısı...
Kevser çok teşekkür ederim bu değerli katkı için... Konuyu biraz inanç ekseninde irdelememin nedeni daha çok kitabın yönlendirmesi sayesinde oldu. Kitapta İsa peygamber ve Abdias üzerinden çok daha detaylı sorgulanıyor bazı konular. Ancak Aytmatov yeri geldiğinde şeytanın avukatlığını da üstleniyor... Burada bize kalan sanırım biraz üzerinde düşünmek... Ben de senin gibi bundan sonrası için çok umutlu değilim. Çünkü insanlar her alanda vasata alıştırıldıkça hayatın güzel taraflarından uzaklaşıyor. Teknoloji ile birlikte hayat kolaylaşıyor ama buna karşın insan varoluşsal bir boşluğa düşüyor. Kendini daha fazla önemsiz hissediyor. Bugün Instagram fenomeni olabilmek için hayatını adayan insanlar var. Bu bir insanın gelebileceği en dip noktalardan biri bence... İşte tüm bu boş vermişlik ve duyarsızlaşma bu boşluktan doğuyor... Kitlesel olarak sıfırdan başlama şansımız yok ama bireysel olarak mevcut durumdan biraz daha ileriye taşıyabiliriz kendimizi... Neyse konu uzun ve karışık:) yeri geldikçe konuşmaya devam ederiz. Tekrar teşekkür ederim... Sevgilerimle...
Tüm bayram boyunca 7 yaşındaki kuzenlerimin hayranı oldukları youtube fenomenlerinin (imiş) videolarına maruz kaldım, en dip orası da olabilir. :) İnsanlar vasata alıştırılıyor bile diyemiyorum çünkü vasata maruz kaldıklarının bile bilincinde değiller bence, acayip bir koyvermişlik var. Biz azıcık sorgulayanlarda da bıkkınlık var gibi, yani daha pek çok önemli sorunun arasında kayboluveriyor böyle ayrıntılar sanki. Merak ettim aslında kitabı seviyorum böyle tabu konulara dokunan kitapları ama bu aralar pek canım Aytmatov da çekmiyor. :) Konuşalım, tartışalım çıkalım bir düzlüğe...
Aynen öyle, hepsi birbirinin türevi zaten... Koyvermişlik anahtar kelimelerden biri bence:) İlgizilik, duyarsızlık, tepkisizlik hiçbir şeyi ciddiye almama vs... Bütün bunlar yan yana geldiğinde ortaya güzel bir şeylerin çıkmasını beklemek de saçma oluyor haliyle... Daha çok konuşuruz bunları:) Keyifli okumalar diliyorum...
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.