Reddetmek senin karakteristik özelliğinse hala özgür olur musun peki? Örneğin ben reddetmeyi beceremeyen hayır diyemeyen çekingen bir insan olayım, doğumumdan beri bu böyle, ailem de benim haklarını arayıp asla itaat etmeyen bir insan olmamı istiyor ama olmuyor işte, her düşünceye he diyorum, ama sen isyanlardasın. Benim doğuştan getirmediğim bu özgürlük aşığı yapısı sende dibine kadar var, ya bunların hepsi birer yükleme ise? O zaman sen doğana uygun hareket ederek doğana itaat edeceksin. Ben de. Hangimiz özgürüz? Hiçbirimiz.
Toplumsal açıdan baktığımız takdirde, insanlar aslında kısmi özgürlüklerin peşinden koşuyorlar. Maalesef herkeste bu arzu yok, dolayısıyla özgür olan da olmayan da bir noktada aynı acıyı çekiyor. Çünkü bizler istemesek de birbirimize kökten bağlı varlıklarız. Dolayısıyla özgürlük itaatin bir biçimi olarak durmadan bizi köleleştirip yeniden efendileştiriyor fakat biz yine de itaat etmeye devam ediyoruz. Yani kökende itaat devam ediyor ama bu itaat dediğin gibi özgürlük aşkıyla varolanların özüne daha kabul edilebilir geliyor. Ötekilerine ise gereksiz ve yorucu. Burada da fikirlerin ayrışması ortaya çıkıyor işte :)