Yorum

Δες Τινα isimli okurun asıl gönderisini gör
Eğer hâlâ bulunabiliyorsa belki aramızdan birileri ıssız bir adaya gitmek isteyebilirler. Ve özgürlüğün ıssızlıkta olamayacağını da yanlarına almalılar. Böylece pek yalnız kalmış olmazlar. Yine de içlerinde kaynayan özgürlük taşar da; bir meyve ağacını kesip yine de ondan meyve beklemeye başlarlarsa daha itaat edecekleri çok şey vardır. Nesil, yalnızlığını çoğaltırken tabi olmuşsa ilişkiye E, öyleyse bu bağlar, ağlar sarmaş dolaş bulsan ucunu, desen: Özgürlük! — ne bulsan ucunu, desen: İtaat..! — ne? Bir deli varmııış. Özgüürlüğe sararmış. Gürlüğünü atmış, öz kalmış: ÇÖZ! Eğer itaat edilecek bir güç varsa o da ilişkidir. Gerisi görüsüz bir acizliktir. Her neyse, bu kadar özgürlük yeter! Ağzınıza bir sevgi hapı atın ve aynaya değil kendinize bakın. Ya da sizi göstermeyen bir aynaya belki de. Siz, siz olmaya boğulmayın. Siz, sizsiniz: Sizsis...
İlişkisiz bir varlık var mı? Ve itaatsiz bir bağ? Zannetmiyorum.
Bir bağı itaatle yargılamak korkunç gelmiyor mu? İlişkinin özgürlüğünü ortadan kaldırıyor gibi. İlişki kendi içerisinde yepyeni bir alan oluşturuyor. Burada güç gösterisi yapıp itaati besleyenler dediğim gibi acizlik içerisinde olanlar ve taraf da fark etmiyor elbette. Oysa gücün kendisini ilişkiye bırakırsak, "özgürlük" baskısına boyun eğmektense bağlar arasında özümü akıtır ve bağlanırız. Saf bir özgürlük, sanılanın aksinde yalnızca bulunuyor olmanın farkındalık gibi. Ya da itaatten ayrılmış bir kişi özgür değildir. Hiç itaat etmemiş bir kimseden bahsedilirse, onun da özgür olduğu savunulabilir değildir. Temelde özün yaşanması bekleniyorsa, yaşanması yeterli olacaktır. Kim zorlama bir hayatın dışında kalabilir özgürlüğün ya da itaatsizliğin peşinde koşarken? İtaatin karşıtında özgürlük ancak yanılsamadan ibarettir dersek belki de itaatin elinde oynayacak hiçbir kart kalmadığı ortaya çıkar; hatta zavallı esir alınmış ve gözler önünde bir suçlu simgesi hâline getirilmiştir. Kime hangi güç boyun eğdirebilir karar verdik mi? Mesela itaat kılıfına girmiş, özgürlüğün o şaşaalı duruşunda tir tir titreyen ve varlığına "öz"ürcükler dilemekten dahi kaçınanlar olabilir mi? Belki de ilişki bizler için çok fazladır; insan, hayali terk eden acayip bir yaratıktır. Buyrun gelsin, buyrun buyursun. Buyursunlar gelsinler gideceklerini fark edemeyecekler. Ha geldiğini söylediğim için de affedersiniz. Yaprağı üzerindeki kurtcuk kemirir. Kelebek için şarkılar söylenir. Gün gelirse gün gider – insan, insan kemirir...kurtcuk yaprak kemirir.
Özgürlük nerededir? Özgürlüğün temelinde ne vardır? Nedir o? Öz-özne bir dışa vurum ekseninde olabilir mi? Hani, kendini ifade etme ile, "kendi hakkında" olma ile? Nereye varılabilir ki bu yolla? Peki ya bir öz arayışına ne dersiniz? İçimizdeki tutsaklığı aşabilir miyiz dışa vurum yerine dışa açılım ile? Hem vura vura nereye kadar? Özgürlüğü hisseden varsa, onu diğerlerinin karşısında olan kendindelikle mi bulmaya çalışır yoksa tüm diğerlerinin bütün hâlleri arasında, akış içinde alınımla-hâllenmeyle mi? Diğerlerinin diğerliliği arasında değişmeler boyu sıkışılır mı?
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.