Yorum

The Misanthrope isimli okurun asıl gönderisini gör
Kaleminize sağlık düşündüren bir inceleme olmuş. Ölümü ben de hep düşünürüm. Korkarım ki bana ölüm hep soğuk gelir, o yüzden bu dünyada huzurlu mutlu bir şekilde kimsenin hakkını yemden ve hakkımızı yedirmeden yaşadığımızı kâr sayıyorum çoğu zaman. Çoğu zaman kendi kendime diyorum gerçekten gerçek adalet, huzur, mutluluk öteki tarafta mı diye? Ve ölüme giderken bunun bence bir döngü olduğunu kabul edip, geride bıraktıklarımıza yasimizi tutmaları için bir beklenti içinde olmamalıyız diye düşünüyorum. Onlarda bu üzüntü ile yaşamamalı çünkü üzülmek kimseyi geri getirmiyor
Çok teşekkür ediyorum, genel olarak düşüncelerinize katılıyorum ben de. Ama :) bu kitapta olduğu gibi vefat edenlerin ardında kalanların kendi hayatlarına çok çabuk adapte olmaları bana normal gelmedi pek. Bağ kurduğum, bir ömür beraber yaşadığım birine veda ettikten sonra gidip eğlenemem, normal hayatıma devam edemem diye düşünüyorum ben. Bunun için belli bir süreci yaşamam gerekir. Şairin de dediği gibi; "Ölenler ölümü bilmez, ölüm kalanlar içindir." Bunun için sizin de dediğiniz gibi güzel yad edeceğimiz bir şeyler bırakmış olmalıyız hayatta belki.. :))
Kitabı okumadığım için net bir yorum yapamıyorum. Dediğinize bir yere kadar katılıyorum. Şöyle ki insanın hayatının içinde olan birinin bir anda ölmesi tabiki kalan için zor bir süreç. Şairin de dediği gibi 'her veda erken vedadir" ancak kalanın ölen kişiyle kendini içselleştirmesi, onun ölümüne alışmak istememesi asıl sorun. Bu duruma adepte olması kişinin tamamen kendisi ile alakalı diye düşünüyorum. Zor bir durum sevdiğinin ölümüne kişinin kendisini alıştırması fakat kalanın yaşaması içinde bunu yapması gerekli diye düşünüyorum.
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.