Enes evladımızın intihar ederek vefat etmesi bütün ülkemizi, milletimizi derinden üzdü. Söyledikleri ve anlattıklarında bütün anne babalara eğitimcilere, mesaj algısı açık olan herkese çok önemli uyarılar var. Ancak Ülkemizin ve özellikle de ailesinin çok önemli bir değeri olan bu gencin söylediklerinden sadece “üzerinde din baskısı kurulduğu” ve intihar nedeninin de bu olduğu mesajını ve sonucunu çıkarmak en basit ifadesiyle duyduğunu ve okuduğunu anlamamak olarak ifade edilebilir. Aksi halde konuşulanlar, sadece din karşıtlığı üzerine kurulan hayatlara payanda aramak ve cahili olduğu konularda ön yargılar ile iftira atmak olur. Bu ise akıllı insanlara yakışmaz.. Zira Enes evladımız çok açık bir şekilde “içinde bulunduğumuz ortamda birçok genci intihardan koruyan etmenin iman, Allah korkusu ve aile sevgisinin olduğunu” da ifade ediyor mesela.. konunun bu yönü neden görmezden geliniyor.. Bu hadisede öncelikle ana babaların olmak üzere eğitimcilerin, birtakım hayrî hizmetler yürüten dindar kesimlerin, resmi özel medya yöneticilerinin, devletin tüm kurumlarının, toplumun her kesiminin, gençlerin, gençleri peşinde sürükleyen sanat ve eğlence dünyasının kısaca herkesin ama herkesin sorumluluğu unutulmamalı.. gençleri, çocukları yarış atı gibi daha 3 yaşından, ilkokuldan itibaren özel derslerle, kurslarla, denemelerle tıp da tıp diye yetiştiren, eğiten, zorlayan, baskı kuran dindarlar değil biz hepimiziz.. sonra faturayı bir kesime kesmek büyük bir haksızlıktır.. gerçek din ve dindarlık bizi hem ruhen, hem bedenen, hem bu dünyada hem de ebedi olan diğer alemde kurtaracak olan huzur ve saadete ulaştıracak olan yegane husustur.. biz kendimizi düzeltelim.. toplum olarak hep birlikte gençlerimizin, evlatlarımızın kazanacağı okulların bize ve ona kazandıracağı prestijden önce mutlu ve iyi insan yetiştirmenin önemine yoğunlaşalım.. vesselam..