24.02.2026
Bir tren bekliyorum; bana “şuradan kalkacak” diyorlar ama önce bulamıyorum. Sonra yol tarifi soruyorum. Tarif edilen yerin uzak olup olmadığını soruyorum, “uzak” diyorlar. Ama içimde bir umut var. “ hızlı giderim,” deyip hızla yola çıkıyorum. Yine de yolu tam anlamadım, ne yalan söyleyeyim. Tarifi yapan kişinin doğru söylediğini umuyorum çünkü başka kimse yok. Her yer dağ, bayır; yüksek ve uzak bir atmosfer var.
Sonra “Hareket eden trene de binerim,” diyorum. Gerçekten de tren geliyor; yeni kalkmış, belli ki yavaş hareket ediyor. Biniyorum. Tren birden arabaya dönüşüyor ve yanımda bir kadın beliriyor. Bir anda arabanın içindeyiz; bir yere yetişmeye çalışıyoruz. Sonra araba motosiklete dönüşüyor. Her şey çok normal ilerliyor. Tek şansım bu kadın gibi hissediyorum. Ama nedense kadının kendim olduğunu düşünüyorum; benden daha tecrübesiz bir ben. Arabayı da, motosikleti de o kullanıyor. Ben ise ona güvenmek zorundayım çünkü araba kullanırken korkuyorum.