Kitabın devamında şöyle yazıyor: " Ashab-ı Kehf'in saraydaki imanıyla mağaradaki imanı arasında bir fark yoktu. Kur'an'ımız onları överken saraydaki kimlikleriyle övmektedir. Mağarada onları ölümsüzleştiren olay, saraydayken de yüreklerindeydi zaten. Onlar seçildi, mağaraya gittiler ve Allah onlara büyük iman nasip edince büyük adamlar oldular. Hayır. Böyle değil, mağarada artmadı imanları. Sarayda, tam mümindiler bunun sonucu olarak da mağarada mucize nasip etti onlara Allah."