Yorum

Eren Karaoğlu isimli okurun asıl gönderisini gör
Asla bir ahlakın olamayacağını söyler demişsiniz ancak kitabın son kısmında ahlakın temelinden bahsediyor. Bu kitapta çok da değinmese de ipuçlarını adalet ve merhamet tartışmalarından çıkartabiliyoruz.
Hangi ahlak? Schopenhauer'ın vicdan(mitleid) ahlaki bir çıkarım olarak bile göremeyiz, schopenhaur'e göre ahlaki yargı vicdan, istemenin öteki için olumsuzlaması sonuç olarak bilinir, kişi burada özgür olacağı için ahlak özgürlüğe yaslanır. Merhamet, vicdan istemenin olumsuzlanmasıdır, buradan kişi egoisme kapılmadan özgür olur, özgür va başkası için acıma (empati) nedensel ilişkilerden kopmuş ahlak olarak belirlenir. Kişinin yasa, ilke ve deontolojik kantçı pratik akıl anlamında schopenhauer'ın "ahlaklık"tan bahsedemeyeceğini söyledim. Haliyle dediğimi sayenizde daha iyi açımladım. 🙏👍👍
Başkasına acıma aslında kendine acımadan geçtiğinden Schopenhauer'un kitabın sonunda söylediği şey "birlikte acı çekmek" Türkçeye merhamet diye çevrilmiş, bir ahlak anlayışına işaret ediyor. Adaletin temeline de Ahlaki özgürlüğü koyuyorum dediği istemenin özgürlüğü metni var ya da Ahlakın iki temel kökü - Türkçesi yok- ancak orada da ahlakın kökeninden bahsediyor. Normatif bir ahlak ortaya koymadı diye ahlaki bir nihilist gibi gösteremeyiz diye düşünüyorum. Yazının genelinde öyle bir çıkarım yaptım belki de genel bir şekilde herkesin öyle lanse etmesinden de kaynaklı olarak öyle düşündüm. Hangi ahlak sorusu da çok klasik soru ama Schopenhauer'cu ahlak diyim :)
Tabi nihilist bir belirtme yok, schopenhauer'da üç insan türü var: akıllı, ulu ve yaratıcı. Yaratıcı olanda ahlaki bir eğilimi ortaya çıkartmaz, akıllı insan bağdaşımı schopenhauer'a göre vicdan, merhamet ile ilişikili ama akıllı insan istenci olumsuzlamaz fakat istencin belirlediği "fabrikasyon insan" bağdaşımından farklı olarak istemesini ölçebilir, herkese vicdan, merhamet göstermez "yani bu durumlara ve kişilere göre değişken olan ahlaki bir tutumdur" akıllı insanın vicdanı, sadece zulüm gören insana yöneliktir; istencini artıramayan hatta belirli ölçüde bu dünyanın acısını çeken insanlara yapılır vicdan. İkinci insan türünde bulunan ulu insan, akıllı insandan çok farklı bir şekilde tam anlamıyla egoismini yenmiş, karakteri silinmiş (bireyselleşme ilkesi parçalanmış) insandır, onlar bu dünya felaket veya kötü olduğunu bildiklerinden insanlığa acıyarak bakarlar, keşiş gibi yaşarlar (buda keşişleri). Yaratıcı insan için ahlaki bir gereklilik yok. Mesela nietzsche bu insan türlerinden akıllı insan ile yaratıcı insanı birleştirir, schopenhauerdan hareketle vicdanı olumlamaz, güç istencinin kullanımı üzerinden değerlendirme yapar. Sonuç olarak, insan türlerinin Schopenhauer'a göre bağdaşımları üzerinden ahlak hakkında bir yargı üretiriz ve schopenhauer'ın bildiğimiz ahlak olmayan görüşlerini ilkin istemenin olumsuzlanma aşamasından sonra değerlendirebiliriz.
Çok güzel özetlediniz teşekkür ederim. Takıldığım nokta şuydu "tasarım dünyasında Moralitatın olmayacağını söyler" ancak farklı şekilde değerlendiriyormuşsunuz. İtiraz ettiğim kısımda açıklamada sonra size katıldım ancak insan türlerinin bakışı kısmında gene ayrıldık :) İyi günler
Amar
Amar
harika bir tartışma olduğunu düşünüyorum, belirttiğim gibi, bildiğimiz ahlak, tasarımlar dünyasında nedenselliğin belirlediği "kendini özgür sanmak" halinde "schein" görüngü haline gelmektir. Bizler ulu ve yaratıcı insanlar değilsek schopenhauer akıllı insan bağdaşımında bizi kafa karışıklığıyla bırakır gibi görünür, haliyle de Nietzsche bu boşluktan başlar. İyi günler diliyorum🙏
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.