Ben bu dediğinizi anlıyorum, tatmin meselesini anlıyorum. Bu hem erkeği hem kadini tatmin eder. Ancak bence kadin yine de bir şeyleri yapabilmeyi en azından kendisi bilmeli. Mesela tüm güzel hikayelerin illa bir aşk hikayesi olmasi gerekiyor gibi bir algı var. Evet aşk güzel şey, duygular güzel şey. Gerçek hayatta hep böyle olmuyor ama. Tüm prenseslerin prenses olabilmek için illa bir prense ihtiyacı var gibi lanse ediliyor. Hâlbuki prens prensesle olarak da prensliğini kazanabilir. Yine de iki cinsiyetin birbirini tamamlayici olduğuna inanıyorum. Prenses sadece ona bahşedilen işlerle uğraşmali, çocuk dogurmak ya da ona benzeri şeyler. güzellik ve benzeri sıfatlara sahip olmali, ancak prens her işle ugrasabilir gibi bir zihniyet oluşmuş. Herkesin iki kolu, iki gözü aynı derecede potansiyeli var ekstrem durumlar dışında. Yapabilmek başka, yapamayacagini sanmak başkadır, ve bazen ortada somut bir sonuç istiyorsanız duygulari işin dışında tutmaniz gerekir. Birinin evine giriyorsaniz, iki ayakla değil tek ayakla girmenizi tavsiye ederim, bir ayağınız her zaman dışarıda kalsin, bu yapamamak değil yapmamayi tercih etmektir. Evi de gönül kapısı gibi düşünebilirsiniz. Tüm bunlar dışında, öne sürülen tatmin konusuna katılıyorum, bizzat kendi ilişkilerimden biliyorum.