Yorum

Mehtap Atmaca isimli okurun asıl gönderisini gör
Eğer emin değilsek kendimizden, bildiğimizden gözümüzün önünde duran en basit doğru bile şüpheye düşürür insanı.
Bizim dışımızda, bizden bağımsız çoğu şeyin varlığı yokluğu, doğruluğu yanlışlığı kendimizden emin olmaklıkla mı ölçülür? Kendimizden emin olmanın ölçütü nedir? ...
Bizden bağımsız olan bir şeyin varlığını veya yokluğunu, doğruluğunu veya yanlışlığını ölçmek için bizden bağımsız olan şeyi ne kadar bildiğimizi, onu ne kadar tanıdığımızı tartmamız lazım değil midir? Bence bu da bir nevi kendinden emin olmaktır.
Herkesin kendinde tarttığı o bilgi bir değildir. O zaman kişiden kişiye değişen bu durumda o şeye varlığı yokluğu, doğruluğu yanlışlığı kazandıran ölçüt de net olmaz. Bu durumda o şey yine şüphe doğurur insanlarda
Evet burada size katılıyorum. Fakat şunu da göz önüne almamız gerekiyor, burada aslında önemli olan bilginin sınıfı olmuyor mu? Nesnel bir bilgi olduğunu varsayalım, bu bilgiyi hangi insan nasıl tartarsa tartsın sonuç aynı olmayacak mıdır? Sonuçta bazı bilgilerin - eğer yanlış bilmiyorsa- doğrusu da yanlışı da tektir. Peki ya bilgi öznel bir bilgiyse ne olur? Bence o zamanda kişilerin genel karakter özellikleri, yaşadıkları çevre ve büyüklükleri aile gibi birçok faktör etkilidir ki kişi yine o öznel bilgiyi kendine uygun bir şekilde değerlendireceği için aklında şüphe olacağını düşünmüyorum.
Ben de başta yazarken tüm bilgileri değil kimi bilgileri kastettim ve çoğu şey için diye belirttim zaten o yüzden nesnel bilgiler ( doğruluğu, varlığı vs. hakkında çoğunluğun hemfikir olduğu ve halihazırda ölçüt olarak aldığımız en güvenilir yöntem olan bilimsel yöntemin de süzgecinden geçip teyit edilen bilgiler) ile ilgili söylediklerinize katılıyorum. Öznel dediğiniz bilgilere gelince kişi kendince değerlendirip şüphesini sonlandıracak bir sonuca varır doğru ama uzun süren bir durum olmaz bu bence. Kişinin yaşanmışlığı arttıkça, şeylere, olaylara bakış açısı da değişir ve o vardığı sonucu illa tekrar irdeler, daha farklı açılardan bakar ve bu yine şüpheyi uyandırır. Aslında bu durum da güzel bir şey bence, bu tabiricaizse dinamiklik insanı, zihni canlı tutan bir şey..
Kesinlikle o açıdan bakınca haklısınız. Zaten buna karşılık yazacağım şeyi siz açıklayıcı bir şekilde yazmışsınız. Bu yüzden sadece eklemek yapacağım. Kişinin yaşanmışlığı arttıkça (tecrübe), illaki şüpheye düşüp yeni bir şey üretmek zorunda kalıyor. Ama buradaki şüphe kişiye genellikle zarardan çok fayda veriyor. Kişinin gelişimi için tabii bir süreç. Sonuçta telefon ekranından birbirimizden belki de yüzlerce kilometre uzakta bunu tartışabiliyor olmamızın tek nedeni şüphedir.
Katılıyorum, insanın gelişimi için denge- dengesizlik-tekrar denge döngüsü çok doğal ve bu fayda veren bir şey. Ama dengesizlik durumundan dengeye çıkamayınca da bunaltan hatta zarar veren bir durum da oluşabiliyor. Filmden alıntıladığım o sözü söyleyen karakter o anki durumu irdeledikçe bir çıkmazın içine düşüleceğinden bahsetmişti ve o olay bağlamında söylediği o söz ilgimi çekti. Ama burada o sözden yola çıkarak ve olayın dışına çıkıp farklı açılardan bakarak üzerine tartışıp şüphenin aslında insan için faydalı olduğu çıkarımını yaptık. Bu açıdan bakınca biraz garip geldi şuan
Bence de bu tartışma sayesinde bu sözün genel geçer bir söz olmasını engelledik. Sözü derinlemesine inceledik, hatta şüphe ederek bu söze felsefi bir altyapı ekledik. Sizin de dediğiniz gibi şuan için bu söze bakış açımız böyle belki hayat tecrübemiz arttıkça, şüpheye düşeceğiz kim bilir.
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.