Berlin Antlaşması’nı sadece Midhat Paşa ve çevresi üzerinden yorumlamak, tarihsel gerçekliğin bir yönünü görüp diğerini göz ardı etmektir. 93 Harbi’nden sonra Ayastefanos Antlaşması'nı imzalayan hükümet değil, Berlin’e razı olan da II. Abdülhamid yönetimidir. Kıbrıs’ın İngiltere’ye “geçici” olarak bırakılması gibi kritik kararlar da Abdülhamid’in bilgisi ve onayıyla alınmıştır. Dolayısıyla her şeyi Midhat Paşa’ya yıkıp Abdülhamid’i temize çıkarmak tarihsel adaleti zedeler. O dönemi bütüncül ve objektif bir şekilde değerlendirmek gerekir. Abdülhamid’in merkeziyetçiliği ve muhalefeti tasfiye politikaları da bu süreçte göz önünde bulundurulmalıdır.