Yorum

Bir Okur... isimli okurun asıl gönderisini gör
Berlin Antlaşması’nı sadece Midhat Paşa ve çevresi üzerinden yorumlamak, tarihsel gerçekliğin bir yönünü görüp diğerini göz ardı etmektir. 93 Harbi’nden sonra Ayastefanos Antlaşması'nı imzalayan hükümet değil, Berlin’e razı olan da II. Abdülhamid yönetimidir. Kıbrıs’ın İngiltere’ye “geçici” olarak bırakılması gibi kritik kararlar da Abdülhamid’in bilgisi ve onayıyla alınmıştır. Dolayısıyla her şeyi Midhat Paşa’ya yıkıp Abdülhamid’i temize çıkarmak tarihsel adaleti zedeler. O dönemi bütüncül ve objektif bir şekilde değerlendirmek gerekir. Abdülhamid’in merkeziyetçiliği ve muhalefeti tasfiye politikaları da bu süreçte göz önünde bulundurulmalıdır.
Bazı şeylere kötünün iyisi olarak bakmak lazım. Abdülhamid Han'ın yaptığı şeylerde kötüyü bir nebze de olsa siyaset kullanarak iyiye çıkarmaktı. Berlin Antlaşması, Karlofça Antlaşması'nın ardında Balkanlar'daki Osmanlı varlığının yok edilmesi yolundaki ikinci büyük adımdır. Ancak Ayastefanos Antlaşması'nın aksine Osmanlı'nın 35 yıl daha Balkanlar'da kalmasını sağlamıştır. Rusya, Ayastefanos ile elde ettiği birçok haktan mahrum olmuştur. Yine aynı şekilde Kıbrıs meselesi de aynı şekildedir.
Objektif bakalım derken hakikati ve Hakân'ın hakkını göz ardı etmemek gerekir.
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.