Uzun zaman önce okumuştum. Kitabın o rüya gibi atmosferi hâlâ aklımda.
Efrasiyab’ın hikâyeye kattığı karanlık hava çok etkileyiciydi. Uzun İhsan Efendi’nin sesi hâlâ kulağımda gibi. “Gerçek ile hayal arasındaki o belirsizlik” bence kitabın en büyüleyici tarafıydı. Puslu Kıtalar Atlası’nı aslında her okuyuşta yeniden yazılan bir masal gibi düşünüyorum.