Yorar tabii. Hem de sadece bedeni değil, ruhu da.
Çünkü insanı asıl tüketen şey çalışmak değil; çalıştığını sanıp hiçbir yere varamamaktır. Beyhude çaba, emeğin anlamla buluşamadığı yerdir. Orada insan bir şey yapar ama yaptığı şey ona geri dönmez. Ne bir sonuç, ne bir karşılık, ne de içsel bir tatmin… İşte o boşluk yorucudur.
Ama işin ironik tarafı şu: İnsan bazen beyhude olduğunu bile bile çabalar. Çünkü umut dediğin şey biraz da mantığa meydan okur. Sisli bir yolda yürümek gibi… Belki yolun sonu yoktur ama yürümek, insanın “hala buradayım” deme şeklidir.
Böyle bir durumda Camus’nün Sisifos’u gelir akla: Kayayı tepeye taşır, kaya geri düşer, yine taşır. Beyhude mi? Evet. Ama insan o çabada kendi varoluşunu kurar.
Yani beyhude çaba yorar…
Ama bazen insanı insan yapan da, sonuç değil, o çabanın kendisidir.