İnsanlar şunu duymak istiyor: "Hiçbir şey için asla geç değildir." veya "Mevcut koşullar aslında hayati öneme sahip değildir ve gerektiği kadar çalışan her şeyi başarabilir." vs.
Ağaç yaşken eğilir atasözündeki gibi aslında durum. Çocuk yaşlarda bazı yetenekler, hayatı ele alış biçimi, pozitif ve yapıcı bir ruh hali, duygusal olarak yeterli hissetme, kendine güvenme gibi özellikleri kazanan kişiler ömür boyu kendi kendini onarabilen ve hayata karşı güçlü bir duruş sergileyebilen kimseler olabiliyor. Bunun tabi ki bir garantisi yok ve belli oranda telafi edilebilir bir durum fakat çok büyük çaba, zaman, adanmışlık gerektirir sonrasında. Yine de tüm eksiklik ve zayıflıklar kapanmayacaktır muhtemelen.
Anlaşılması bakımından uç örnekler verirsek mesela 40 yaşında birine günde 15 saat sabah akşam İngilizce eğitimi de verseniz o kişi artık bir native speaker seviyesine gelemeyecektir. Bu direkt olarak nörolojik bir kısıtlama zaten. Veya ne yaparsanız yapın 30 yaşındaki birini alıp sıfırdan taekwondo öğreterek olimpiyatlarda altın madalya kazandıramazsınız. Onun için artık bazı şeyler bitti, geçmiş olsun. Bunları kabullenmek lazım.
İnsanın tıpkı ışık hızı limitine takılarak uzaydaki gözlemlenebilir evreninin belli sınırları olması gibi, fiziksel, biyolojik, hatta zihinsel bir olasılıklar sınırı vardır ve zamanla daralır. Elbette çok farklı alanlarda çok farklı şeyler her zaman başarılabilir ama zaman bu konuda sürekli aleyhimize işler. Bir insanın erken dönem gelişim sürecini bu yüzden hayati derecede kritik görüyorum.