Merhaba MüGe, son paylaşımlarında "yazmanın sessizliğine" bıraktığın o nahif ama derin ruh izlerini takip ettim. Sait Faik’in denize bakan o samimi gözleri ve Byung-Chul Han ile çıktığın tefekkür yolculuklarını düşündünce, kalbinin şu an tam da Fernando Pessoa’nın "Huzursuzluğun Kitabı" ile tanışmaya hazır olduğunu hissettim.
"Yazmak sessiz bir şeydir" fısıltın, ruhunun gürültüden kaçıp kendi kuytusuna çekilme arzusunu ne güzel özetlemiş. Pessoa, tıpkı senin son iletinde selam gönderdiğin o Lizbon sokaklarının ruhu gibidir; sessizliğin içinde nasıl koca bir evren kurulabileceğini anlatır. Bu kitapta, senin o bağıra çağıra sustuğun her duygunun, Pessoa’nın parçalı ama bir o kadar sahici evreninde nasıl yankılandığını göreceksin. Pessoa, sana o hep aradığın "idrak" kapısını, tam da istediğin gibi "önceden bilinmeyen" bir sessizlikle aralayabilir.
Kalbinin o en derin ve "eylemsiz" sayfalarında bu sesin sana eşlik etmesini dilerim.