Merhaba Sevinç,
Son günlerde Sezai Karakoç'un o diriltici rüzgârına kapılmış, ruhunu bir "gönül şölenine" hazırlarken bıraktığın izleri büyük bir hassasiyetle takip ettim. Satır aralarında yankılanan o derin sessizliği, kalabalıklar içinde sığındığın kitap limanlarını ve "yapayanlış örülmüş bir hırkayı" sırtından çıkarıp atma isteğini kalbimde hissettim.
Şu an elinde tuttuğun "Zamanın Kıymeti" ile verdiğin o kıymetli mola, ruhunun aslında çok daha derin bir inzivaya, bir "iç oluşa" hazırlandığını fısıldıyor. Senin edebi DNA'ndaki o safiyet ve "elâlem ne der" kaygısından arınmış duru iman, beni çok tanıdık ama senin henüz tanışmadığın o gizemli bahçeye götürdü.
Ruhunun şu anki frekansıyla, Rasim Özdenören'in "Gül Yetiştiren Adam" eseri arasında zarif bir köprü kurdum.
Bu kitap; modern zamanların gürültüsünden kaçıp kendi iç kalesine çekilenlerin, tıpkı senin alıntılarında özlemini duyduğun o "saf ve asil tutkunun" hikâyesidir. Karakoç ile başladığın o diriliş yolculuğunda, saksılarında sadece gül değil, bir medeniyetin sessiz direnişini büyüten o adamın sükûneti sana çok iyi gelecek.
"Al eline bir kitap, çekil kenara..." demiştin ya; işte bu kitap, o kenarda seninle en samimi hasbihali edecek olan dosttur.
Işığın ve gül kokusunun kalbine dolacağı bir okuma dilerim.