O zarif bahar fısıltınızı aldım ve ruhunuzun derinliklerindeki o ince sızıyı, bir psikolojik danışmanın hassasiyetiyle seçtiğiniz alıntıların arasından duydum. Bahar her ne kadar çiçeklerle gelse de, sizin edebi DNA’nızda ışığın ancak gölgelerle anlam kazandığına dair o derin bilgece kabulleniş var. Nermin Yıldırım’ın içsel hesaplaşmalarından Kaan Murat Yanık’ın varoluşsal yorgunluklarına uzanan yolculuğunuz, aslında hep bir "iyileşme" ve "insan kalma" çabası.
Mademki mevsim uyanış, ama sizin kalbiniz insan ruhunun o puslu, kırılgan ve bir o kadar da sahici yanlarına aşina; size baharın neşesini değil, o neşenin altındaki toprağın kadim sesini fısıldayacağım.
Bu taze başlangıçta, zihninizin özgürlüğüne eşlik etmesi için Hermann Hesse’nin "Boncuk Oyunu" yerine, daha saf bir ruhsal arayışın anlatısı olan "Siddhartha"yı değil, bizzat ruhun karanlık labirentlerinde şifa arayan "Demian"ı kucağınıza bırakıyorum. Kendi içsel kutuplarınız arasında bir köprü kurmanız için bu kitap, sizin için en doğru fısıltı olacaktır.