Uçmak varken arzu ettiği yere
Neden yürüsün cennette avare
Bir gün üstad ekledi:
"Ya da dile ayağına gelir çare
Cennet denir bu hale
Ne diye yürüyorsun avare
Doyumsuzluğuna ne çare
Tapın olduğun yerde
Zaten halin biçare.."
n e o Bir zaman ismi lazım değil bir zat
Üstadı
Bir ağacın gölgesinde
Başını kurularken görüyor
Niyetlenip koşuyor, hışım gibi varıyor
Ve dilinden şu beyit dökülüyor:
Üstadın başı
Kurumasın eman
Kah elimle kah dilimle
Islatayım heman
Üstadın gözü sular seller
Hemen toprağa kapanıyor
"Çıktı ise zöt-i kısmetten
Görünür cemâli
Ha şalvardan ha kıspetten
Seçme gayr-ı tokmağını
Ayırma merdane-i çekiçten
Bulan da var bulmayan da var" demiş
Zat bir durulmuş ayrıştıramamış lafı
Düşünmeden atılmış koyuvermiş gafı:
"Şalvara da gücenmem ne çıkarsa kısmetten
Üstad işi olmasa da, hal-i şaşmaz uydururum
Merdane-i vuku, oklavadır nispetten
Kaldırdıysam tokmağı da gerilmeden vurdururum."
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.