Yorum

Sevim Su isimli okurun asıl gönderisini gör
Bu kadar şiir okuyupta şiir yazmayanı daha doğrusu yazdığını sevmeyeni görmedim sanırım. Merak ediyorum açıkcası varsa eğer yazdığın şeyler. Çünkü hayatım boyunca çok az şiir okudum. Bu kadar okuyanın ise daha iyi yazabileceğini düşünüyorum ve takdir ediyorum.
Estağfurullah... Uzunca bir süredir yazıyorum sayılır. İki senedir daha çok... Genellikle duygu yüklü bir halde yazıyorum. Sonra nedendir bilmem, yazdıklarımı kendim bile okumak istemiyorum bazen. Hoş gelmiyor mu desem... İçime sinmiyor mu desem... Utanç gibi de bir duygu diyebilirim. Buranın hikayeler kısmına biraz kaydetmiştim. Bazen yeni yazdığım olursa da içime sinmişse eğer ileti olarak paylaştığım oluyor. Öyle işte... Güzel düşünceleriniz için çok teşekkür ederim.✨
Sevim SuSevim Su Ricalar ederim. Ben de neredeyse hiçbir yazdığım şeyi beğenmem kendi içimde. Bir takım güzellikleri olsa da her zaman bir duygu eksikliği içindedirler. Bir şeyler, bazı kelimeler eksiktir anlatmak için ruhumda. Utanç duymanıza gerek yok açıkçası. Fırsatım olunca paylaştığınız şiirlerinizi okuyacağım hatta şimdi bir kaç tanesine bakacağım. Bende lise 2 den beri yazıyorum diyebilirim. Tabi iyi şeyler değil ilk yazdıklarım birazca ergence şeyler. Ama her şeyin bir güzelliği vardır kendi içinde. Her yaşanmışlığın.
Sevim SuSevim Su Bir şiirinize yorum yapma girişiminde bulundum bir şiir ile. Kelebek adlı şiirinizdi sanırım. Gerçekten yazdıklarınız bir acının tatlı haykırışı gibi. Hani vardır ya bilinmeyen ülkenin en güzel kuşları. Tüyleri en saf renklerle bezenmiş. Yazdıkların o kuşun acıklı sesi gibi. Daha çok şey denebilir ama uzattıkça uzatıyorum sanki Rusya da kelime başına bana kelime veriyorlarmış gibi. Kaleminize sağlık.
AharaAhara yakın zamanlar... alın benden de o kadar. Kelime değiştirdiklerim, hepten böyle bir şey olamaz diye sildiklerim dahi var. Ama dediğiniz gibi her şeyin bir güzelliği de vardır elbet. Bazen göremesek de... Utanmaya gerek yok, yok ama ruhuma söz dinletemiyorum. Utanma sevim dedikçe, nasıl utanmayayım diyorum kendi kendime. Çok çok teşekkür ederim tekrar. Ne güzel tabirler yaptınız öyle... Bilinmeyen ülkenin en güzel kuşları... Böyle hoş şeyler canlandırmanız... Hemen okudum ben de, ve kendi özgün filtrenizden, bakışınızdan hislerimi görmek çok güzeldi. Nasıl teşekkür edilir ki... Nasıl... Sevindirdiniz beni. Yüreğinize sağlık, kaleminiz daim olsun.
Sevim SuSevim Su Nasıl denir bilmiyorum ama ruhumdaki bir derinlik bana böyle sözler ettiriyor. Daha doğrusu ruhuma yakın olanlara karşı. Bana böyle bir şey verilmiş. Hani derler ya bunun yaratılışında bu var diye tam da bu bende var sanırım. Ve bu yaratılışım belki de hiç tam içini bilmediğim birine bir yakınlık duyma mı sağlıyor. İnsanların ruhlarına bakmayı seviyorum, onları anlamak ve hislerini düşünmek. Siz de düşünmem gereken biri gibisiniz. Ruhunuz benden daha naif kalıyor ancak bir o kadar da çetrefilli ve karanlık. Eğer teşekkür etmek isterseniz bir gün müsait bir zamanda yazma zahmetinde bulunun lütfen. Konuşmak isterim açıkcası ve sizi tanımak. Ve yorumlarımın hepsinin sizi tam anlamıyla yansıttığına inanıyorum. Ve sizi sevindirdiğim için mutluyum.
AharaAhara karanlık... Bir okyanusun derinliğinden güneşe ulaşmaya çalışan gözler... Ben ki kendi içine kapanığın biriyim. Öyle alıştım ki... Şiir yazmak bile külfet geliyor bazen. Bir yerde paylaşmak... Benzer ruhları anlamaya çalışmak, onları hissetmek, insanın yalnızlığını bozmak isteyişidir bir bakıma. Yazı yazmak, yazı yazmak peki? yalın bir hali paylaşmak mıdır? Özdemir Asaf bunu kabul etmez! "Bak! Bak! Gördüklerimi görüyor musun? Duyduklarımı duyabiliyor musun?" Yazı yazmayı bu şekilde tanımlasam ne kadar uyar... Çocukluk arkadaşım yakın bir zamanda bana, modern dünya seni kabul etmiyor, demişti. Belki de siz de bu tip şeyler hissettiniz o yüzden merak ediyorsunuzdur. Belki de... Belki de... Naif dediniz ya hakikaten hep öyle derler. sevim tam olarak nedir ki? Naif midir? Kolayca ağlayan duygusal bir yabancı mıdır? sevim midir? Yaşlı gibi biri midir? Çetrefilli olmak böyle bir şey midir?
Sevim SuSevim Su Yazmak demek, kendini kast etmek Anlaşılmanın eşiğine sarf edilmek Bir İstanbul suru kadar sağlam kalmak demek. Ahmet Haşim der ki, şiir taş duvarlarında ardında olmalıdır, tunç kapılarını zorlayarak açmak gerekir. Yazmak, kendini sarf etmek saflıktır ama o saflığı anlayacak biri de kalmalıdır yalnızlığın içinde. Yalnızlıkla bir derdim yok, onu bozmak isteyişim de aslında ona dönüş benim için. İnsan insanı anlarda ne kadar kavrandığını bilemez işte. Ve Sevim nedir derseniz benim ismimle eş anlamlı kalır. Ve ne derler isimler kişiliği yansıtır. Bilmem ki sizde de öyle mi? Ancak kendimden bilirim ki hem çok sevenim hem de birazcık sevilenim.
AharaAhara demek sağlam kalmak, demek... Nilgün Marmara'nın dedikleri peki? "Her şeyi yazamıyorum, korkuyorum. yazarsam dağılacağım gibi..." Hani diyor insan, hani nerede İstanbul'un tunçtan kapıları... Bütün şiirleri silmeli mi, kalemler kırılmalı mı? Ruha gem mi vurmalı? Yalnızlığı yalnızlıkla bozmak... İnsan insanı anlar da... Ruhunu görebilir mi?... Acısını tadabilir mi? Ahmet... Evet, öyle derler. Bazen şaşırarak fark ederim. Sevgi... Özellikle çocuklardan gelir insana. hissetmişimdir. Annenin sevgisi de... Rabb'im her daim yanınızda etsin sevmeyi ve sevilmeyi.
Sevim SuSevim Su Hepimize her daim sevmeyi ve sevilmeyi. İnsan insanın ruhunu görebilir, bir yere kadar inebilir derinliğe. Acısını hisseder, empati bunu sağlar bizlere. Daha ne söylenir bilmiyorum, acısıyla tatlısıyla kalıyoruz. Bende öyle başka şairlerin sözleri yok maalesef. Şiir ezberlemekte hep kötü olmuşumdur. Rilke okumanızı öneririm, Bir Şaire Mektuplar ve onun şiirleri... Sağlıcakla kalın...
AharaAhara Bende de öyle aslında... Kalbimde çok çarpıcı etki bırakmadığında zihnimde tutamıyorum. kesit kesit, sayılıdır... Tabii tüm şiirler yerine göre güzel ve saklı hisler barındırır. Rilke aklımda... Sırada bekliyor olacak. Öneri için çok teşekkür ederim. Ve teşekkür ederim... Siz de sağlıcakla kalın.
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.