Dışarıda bir yerlerde bunun farkında olan okurların bulunması beni çok mutlu etti açıkçası. Bir ayda, beş altı ayda gerçekten adından söz edilmesini hak edecek, belli bir kalitede fantastik kitap yazmak inanın imkansıza yakın bir şey. Evreni tüm ayrıntılarıyla bilsen bile yazarken fark ettiğin küçük bir boşluk evrenin mantığını tamamıyla çökertmeye yetiyor. Bana şey diyorlar mesela, "kitabın yazarı sensin ve fantastik bir evren, o an öyle olmuş diyebilirsin..." hayır diyemem. O zaman evrenin sınırlarını bilmiyorumdur ve o kadar kuralı neden koydum madem en başta. Ve öyle olması gerektiği için öyle olan pek çok şey anında fark edilir. Ve benim hiç sevmediğim ve bununla bağlantılı başka bir husus da yazarın işin içinden çıkamadığı için damdan düşer gibi bilgi yağdırması ya da durum icat etmesi, buna da ters köşe demesi.
Tarikat serisinin ikinci kitabını yazmak tam iki yıl üç ayımı aldı. Ve sonlara doğru şey diyordum, tamam bu kadarmış benim zekam bu kitabı buraya kadar yazmaya yetiyormuş. Ama öyle bir evredeydim ki artık, evrene sorduğum sorular kendi cevabını veriyordu ve evren kendi kendini ayakta tutuyordu. Şükür ki bitti.
Böyle birden yazarlığını ilan eden, ya da çok okuduğu için çok iyi yazabileceğini düşünen, kitlesi olduğu için kitap çıkarabileceğine inanan ve bunu yapan kişilere ne yazık ki ön yargıyla yaklaşıyorum. Çünkü diyelim ki iyi kötü bir evren kurdun ama kitap yazmak, dili kullanma işidir. Ayrıca roman dediğin arka arkaya olayları sıralamaktan da ibaret değildir.
Fakat artık ben dahi bir kitap çıkarıp yazar olabiliyorum işte. Belki çok okunmaz kitaplarım ama okuyan bir kişinin yıllar sonra bile kitabımı hatırlayacağına inanıyorum 💖