Kendi seçimi olmayan bir sürgünde, ruhun açlığını bastırmak için seçilen en ağır diyet. İnsan, bazen başkalarının değil, kendi kurduğu dünyanın dikenleriyle yaralanıyor hocam.
Kendi kurduğumuz dünyanın kuralları bazen dışarıdan daha acımasız olabiliyor ruhun açlığını o dikenlerle yatıştırmaya çalışmak da bu sürgünün bir parçası sanırım…çok güzel bir dokunuş olmuş yorumunuz teşekkür ederim.
Z Dış dünyanın acımasızlığına karşı bir sığınak olarak inşa ettiğimiz o 'kendi dünyamız' aslında bir süre sonra kendi kurallarının ağırlığı altında ezildiğimiz bir labirente dönüşüyor. Belki de mesele, o dikenli kaktüsle beslenmek zorunda kalmak değil, o kaktüsü bahçemize bizzat kendimizin dikmiş olmasıdır. İnsan, kendi oluşturduğu anlamın tutsağı olmaya ne kadar hazırdır hocam?
Z Kesinlikle güvenli bir liman gibi görünüyor. Ama sizce de kendi yarattığımız bu anlamlar, zamanla bizim için aşılması imkansız, görünmez parmaklıklara dönüşmüyor mu? Bazen kendi kurduğumuz dünyada kendimize daha acımasız davranmıyor muyuz hocam?
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.