Sana bakınca ne kadar da şımarık duruyorum. Bunu da biliyorum. Şımarmanın tadını çıkarmak için elimden geleni yapıyorum.. evet her an şımarık olmam artik bana olgunlasamamis, hanımefendi olamamis, serseri gibi hissettirmiyor. Her an ruhumu acı içinde kıvrandiracak bir acım henüz yokken bunu doyasıya yaşamanın tadını çıkarıyorum. Çünkü biliyorum ki bir gün senin yaşadığını yaşarsam bir daha asla böyle olamayacağım. Bir daha nasıl salakça dertlerim olur, bir daha nasıl gülünür tahayyül edemiyorum. Bu mikonun bir bitiş tarihi var bunu biliyorum. O vakte kadar salaklığın ve şımarıklığın tadını çıkarıyorum. Senin gerçekliğini ben her gün hesaplıyorum. Benden önce ölürlerse nasıl yaşarım? Nasıl dayanırım? Ben öleyim diyorum. Sonra, önce ben ölsem kim bilir nasıl gomecekler her şeyi benim kafamdaki kadar titizce yapabilecek birileri olacak mı bilemedigimden ben ellerimle toprağa vereyim diyorum. Ne dua etsem de Allah'ın büyüklüğünü ovsem de bu dua hürmetine anam babam direk cennetlik olsa diye düşünüyorum. Şimdi benim iletim ne denli salakça duruyor gözünde kim bilir, kim bilir belki sen de benim kadar salak olmak isterdin. Benim babam ölse ben babası yaşayan bir salağın yerinde olmak isterdim.. şimdi bunları böyle anlatip yaramı neden destin demezsin, bence bu unutulacak bir yara değil, ben olsam unutamazdim acısını ve sen de bu kadar salakça bir iletiye bunu yazacak kadar göğsünde taşıyorsun hâlâ babanı.. arkadaşım salakca konuşuyorum ama ağlıyorum şu an acını öyle derinden hissediyorum ki bunu dilimle anlatamam.