Yorum

zelîd.ރ isimli okurun asıl gönderisini gör
raplh'a göre -israil 1948’de ele geçirdiği topraklarda var olmaya devam etsin. -ama israil 1967’de işgal ettiği batı şeria, gazze ve doğu kudüs’ten derhal çekilsin. -filistin halkı bu kurtarılan topraklarda, israil’in yanı başında, tamamen bağımsız, egemen ve kendi kendini yöneten ayrı bir filistin devleti kursun. ona göre: yan yana yaşayan iki bağımsız devlet, zamanla aralarındaki milliyetçi öfkeyi tüketerek ortak bir sosyalist çatı/federasyon altında birleşebilirdi. ama bunun olabilmesi için önce iki tarafın da birbirinin varlığını ve devlet olma hakkını kabul etmesi gerekiyordu. böylelikle sosyalist bir devlet kurulabilir. raplh zamana yayılması taraftarı. liebman ise israil'in işgal ettiği yerlerden çekilmemesini araplar ve yahudilerin bir arada ortaklaşa yaşamasını istiyordu, yani ulus devlet anlayışını, mülkiyetçiliği ve tek tipçiliği reddediyordu; ona göre raplh'in yolundan gidilirse milliyetçilik ve burjuvazi gittikçe güçlenecekti, yok olsun derken işler çığrından çıkacaktı.
jean-paul sartre'nin ikiye bölünmüşlüğünü anladığımız saatlerdeyiz.
zaman geçtikçe israil altı gün savaşlarında muazzam bir başarı elde etti ve raplh kendi duvarına tosladı. bir özeleştiri de bulundu. liebman'ın "israil durmayacak, içindeki burjuva yapıları dişlerini çıkarıp gidebilecekleri yere kadar hükmetmeye çalışacak." tezine hak verdi. fakat hâlâ israil devletinin varlığını tanıma hakkını savunuyordu çünkü sorumlu olan halk değildi, hükümetin kendisiydi.
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.