Akış
Ara
Ne Okusam?
Giriş Yap
Kaydol

Yorum

ONUR isimli okurun asıl gönderisini gör
Adem YEŞİL okurunun profil resmi
Öncelikle bir anekdot ile giriş yapmak istiyorum.: Bill Clinton'dan sonra başkan seçilen George W. Bush, Ecevit'ten şunu istedi: "Biz Irak'a müdahale edeceğiz. Bu savaşta Türk askerlerinin bizimle beraber savaşmasını istiyoruz." Ecevit şu karşılığı verdi: "Irak bizim komşumuz ve vatandaşlarıyla aynı inancı paylaşıyoruz... Biz onlarla savaşamayız. Bu itibarla böyle bir savaşa sizinle beraber katılmamız mümkün değil." Bush: "Bu son sözünüz mü?" Ecevit: "Evet..." Bush: "Görüşmemiz burada bitmiştir." ***** Ülkemizi Ergenekon ve Balyoz sürecine, girdabına sürükleyecek olan ve sıkıntılı geçen bu süreç döneminde sadece iktidar değil, aynı zamanda Türkiye'de muhalefette baştan, yeninden dizayn edilmekteydi. ABD tam o süreçte Irak'a müdahale edecekti ve Türkiye'ye cephede ihtiyacı vardı. İleride amaca uygun gerçekleştirilecek, yürütülecek planlar için, TSK itibarsızlaştırılmalı ve içeriye zamanında belli bir örgüt tarafından sızdırılanlar ile mümkün mertebe tüm makamlar ele geçirilmeliydi. YAŞ sürecine, gidişatına göre bunun için onlarca yıllar geçmesi gerekti ve öne alınan planlar dâhilinde bu zamanı beklemek mümkün değildi. Malum senaryolar aracılığı ile TSK'nın kafa takımını bertaraf eden ve uzun süreliğine sessizliğe mahkum edenler, daha sonrasında, havuz medya aracılığı ile aktif görevde olan, yüksek rütbeli diğer muvazzaf subayları da bir nevi top ateşine tutarak, aldıkları talimat doğrultusunda hazırladıkları yalan haberler ile hep zan altında bırakma taktiği uyguladılar ve bu Paşalar da, duruma tepkilerinden dolayı istifalarını sunarak, ömrü hayatında, o makam ve mertebeye erişemeyecek kişilerin Genel Kurmay Başkanı olmalarının önünü açtılar. Evet, başta vermiş olduğum anekdot, aslında Türkiye Cumhuriyeti'ne ve Türk Halkına, ABD tarafından ileride kesilecek cezanın temelini oluşturan hadiseydi. Çünkü, İlk Körfez Savaşı sürecinde, o günün yönetiminde olan Turgut Özal, Birinci Körfez Savaşı'nda izlediği politikayı her zamanki gibi özlü bir sözle anlatmıştı: “Bir koyup üç alacağız”. Bırakın "Bir koyup üç almayı", biz Halk olarak resmen babayı aldık ve acılarını hâla üzerimizden atamadık. Ecevit ilk defa diplomatik bir dille, bu ikinci kıyıma ortak olunmayacağını ifade etti. Ne oldu dersiniz? Ne olduğunu Bilderberg toplantılarını (1995, 1996, 1997, 1998, 1999 ve 2001) sıkı takip edenler iyi bilirler. Yıl 2002 ve birden ılımlı bir demokrasi rüzgarı esti kavurdu Türkiye'yi. Ezici bir çoğunlukla ülke yönetimi el değiştirdi. Orta Doğu'da, belli şer odaklarının o gün için tüm altyapısal işlerini yürüten bir taşeron şirkete benzettim ben bu yapılanmayı. Unutulmamalı ki, "Demokrasi bizim için amaç değil araçtır. Amacımıza ulaşana kadar demokrasiye bağlıyız.", "Demokrasi bizim için bir tramvaydır. İstediğimiz durağa gelince ineriz." bile denmişti. İşte insanlar, birden ülke refaha, huzura, barışa kavuşacak, kardeşliğe hasretlik bitecek sandı, ama bunların birçoğu yanıldıklarını geçen bu süre zarfında acı ile tecrübe ettiler ve hâlâ'da etmekteler. Gözümüz aydın! 17 yıl içerisinde demokrasi anlayışımızdan, nur topu gibi bir otokrasi doğdu. :)) Neyse, İkinci Körfez Savaşı sonrasında TSK'nın başına örülenleri şu alıntılarla buraya bırakıyorum ve yazılacak birçok şeyi kendime saklıyorum. Nasıl olsa uzun diye kimse okumayacak. Suriyeliler de bize bu savaşın sonrasında miras olarak kalacak. :)) #44999643 - #46891163 - #46894729 Ha, unutmadan! İncelemen için teşekkür ederim. Ben incelemeden çok, ufak çaplı sitemimi dile getirdim. Aslında anlatılacak çok şey var da, susmak en güzeli olacak.
ONUR okurunun profil resmi
abi biz ona girersek sadece kozmik odayı günlerce konusuruz :)
Adem YEŞİL okurunun profil resmi
Hahahahahahahaha. Haklısın vallahi. :))
ONUR okurunun profil resmi
o kozmik oda da aradaklarını bulamayınca cıldıranları hatırlıyorsundur abi :) bana suikast düzenlenecekti planlar nerede diye yalandan naraaa atanları
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.