Yorum

Marbling isimli okurun asıl gönderisini gör
Sosyolojik bir gerçek mi yoksa siyasi bir beklenti ve amaç mı?
Siyasi beklentiden kastın nedir anlayamadım. :) Özellikle son dönem yapılan çalışmalardaki geri dönüş isteklerinin azalması, savaşın uzaması, 2011den bu yana geçen süreçte az da olsa tutunma çabaları bir sosyolojik gerçekliğe tekabül ediyor. Sonuçta ‘uyum’ bunu gerektiriyor...
Açayım konuyu o zaman. Suriyeli göçü, iç savaş sebebiyle gerçekleşen zorunlu ve kitlesel bir göç yani bir iç savaş olmasa ülkelerinde kalacaklardı. Bununla beraber Yunanistan gibi ülkeler onların kaçmaya çalıştıkları botları batırırken, boğulma tehlikesine rağmen Avrupa'ya doğru gitmek istemeleri asıl isteklerinin Türkiye'de kalmamak olduğunu gösteriyor. Bunlardan hareketle kalıcı olmak sosyolojik bir tespitten ziyade Avrupa'nın temennisi/amacı gibi duruyor çünkü eğer bu insanlar Türkiye'de kalırsa onlar demografik değişiklikle gelecek çoğu sorundan kurtulmuş olacak. İşin daha da siyasi boyutu Bop'a kadar gider de hadi sadece sosyolojik boyutunda kalayım :) Suriyelilerin kalmak istemesi sosyolojik bir gerçekten çok, mantıksal olanın ilanı değil midir? Ülkelerinde savaş var, burada ise Türk vatandaşlarının imkanlarından daha fazla imkan tanınmış durumda kendilerine. Bunun sosyolojik bir gerçek olması için ev sahibi olan Türklerin de onların kalmasından memnun olması ya da en azından hoşnutsuz olmaması gerekmez mi?
Şimdi asıl istekleri Avrupa’ya gitmek istemeleri dersek genelleme yapmış olmaz mıyız? Alan çalışmalarını inceliyorum, kendim de alana çıkıp baktığımda senin dediğin gibi elbette Avrupa’ya gitmek isteyen oluyor ama yüzdelere bakıldığında ülkelerine yakınlıktan ve savaş da biter düşüncesi ile Türkiye onlara daha cazip geliyor. Artık dönme istekleri biraz daha azalmış gözükse de... Almanya,Hollanda, İsveç gibi ülkelere gidip mutlu olanlar elbette var ama gitmek kolay değil bildiğin üzere... Bir de zaten hiçbir AB ülkesi bizim yaptığımız gibi gözü kapalı almıyor önce kendi vatandaşını düşünüyor. Başlangıçta Türkiye’ye gelmelerinden çogunluk memnundu (özellikle İslamiyet bağı) ee süreç uzadı dostluk bitti demek bu. :) Sosyoloji işte burada başlıyor bence, gelenleri ne olursa olsun gözü kapalı misafir etmek mi ki Türkiye bunu yaptı halk da mutluydu yardım etmek istiyordu yoksa önce benim ülkem ve vatandaşlarım diyebilmek mi? :) Halk vatandaşlık verilmesini istemiyor büyük oranda bugün ama aynı halk yardım almamalarını, kendilerini idare etmelerini, dükkanlardan vergi kaçırmamalarını vs. bekliyor e hak vermeden nasıl yapacaklar geçici sığınmacı olma durumu bile sonradan eklendi mevzuata..Bence öncelikli olan devlet açısından bir ülkede yapabileceğin potansiyel kadar insanlara bir şeyler verebilmek, veremeyeceksen almayacaksın. Mesela bugün Hindistan savaştan kaçan göçmenlere vatandaşlık vermiyor neden çünkü nüfusu fazla ve terör saldırılarından korkuyor. Suriyelileri, Türkiye aldı o zaman yaşama imkanı sunacaksın. Daha fazla imkan diyorsun bak bizler gördüğümüzü konuşuyoruz ama istatistikler bambaşka çıkıyor maalesef elbette hak yiyen, başkalarının yardımına göz dikenler vardır aralarında haklısın. :) Sosyolojik gerçeklik tarafların birbirine saygısını,sevgisini bir kenara bırak aynı ortamda ikamet etmeleri ile bile ortaya çıkıyor, siyasilerin kafalarında kurduğu dönme dolaplar yıllardır çarkını döndürüyor zaten. :)
Bence de devlet bir insan gibi duygusal hareket etmek yerine bu işi sosyoloji biliminden yararlanarak ve öncelikle kendi ulusal menfaatlerini koruyarak halletmeliydi. Benim korkum mevcut ekonomik gidişatın devam etmesi durumunda Türk milliyetçiliğinin ifadesi olan ''Ne mutlu Türküm diyene'' anlayışının yerine Ne mutlu Türk olana'' ifadesine denk gelebilecek bir ırkçılığın tetiklenebilme ihtimali...
Statü olmayan kişilere statü verip bunu mevzuata sonradan ekliyoruz sen düşün artık gerisini... Aslında kimse bilmiyor ne yaptığını aslında biz yokuz. :) Şaka bir yana da dediğin gibi ayrışmalar artıyor umarım sonu kötü gelmez.
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.