Kardeş olmak, birbirinin sevdiği oyunları oynamaktı. Kardeş olmak, salatanın suyunu kim içecek diye kavga etmekti. Kardeş olmak, son kalan keki paylaşırken veya yumurtayı, “Senin ki daha büyük, bana daha az geldi.” diye hır çıkarmaktı. Kardeş olmak, ne olursa olsun ona en ufak bir zarar geldiğinde senin de canının yanmasıydı.
Oysa istasyonlar, sadece ayrılıkların yaşandığı mekânlar değildi ki! Özlemin bittiği, kavuşma noktalarıydı aynı zamanda. Buna rağmen, istasyonların ruhuna sinmiş matem havası, ister istemez insanların ruh hâline de tesir ediyordu.